Fotoğraf ve Göstergebilim

Modernist Fotoğraf Sanatı

Modernist fotoğraf pratiği özgünlük, yaratıcılık, gerçekçilik, doğruluk ve nesnellik gibi kavramları kendisine temel almakta; nesnellik ideali de görüntü estetiği üzerinde belirleyici olmaktadır. Diğer bir deyişle, modernist fotoğraf kameranın kendi sınır ve potansiyelleriyle yetinildiği, müdahalesiz yani doğrudan (straight) ve saf olarak nitelendirilen bir görüntü estetiğini öne çıkarmaktadır. Köhler'in belirttiği gibi, modernist fotoğraf sanatında fotoğrafçı konularını icat etmekten ziyade bulmalı, gerçeğe müdahale etmemeli, karınlık odada herhangi bir manipülasyon yapmamalı, başka sanat ortamlarına öykünmemeli, kameranın sınır ve potansiyelleriyle yetinmeli ve gerçekliği nesnel bir tutumla yansıtmaya çalışmalıdır.

Modernizmin fotoğrafa atfettiği gerçekçilik ve nesnellik gibi nitelikler ise fotoğrafın belirtisel gösterge olarak kabul edilmesinden temellenmektedir. Göstergebilimin öncülerinden Pierce fotoğrafı belirtisel gösterge olarak kabul etmiş ve böylece erken dönem göstergebilim kuramları fotoğrafik gerçekliği onaylamış ve fotoğrafı dünyaya açılan bir pencere ya da gerçeğin aynası olarak görme eğiliminde olmuştur.

Postmodern Söylem

Etkisini 1960'lara dek sürdüren nesnellik ve tarafsızlık gibi düşünceler, dilin dış dünyanın nesnel bir temsili için uygun bir araç olmadığı yönündeki postmodernist görüşler nedeniyle artık egemen görüş olmaktan çıkmıştır.

Postmodernist bakış açısına göre, fotoğraf da görsel bir dil olduğuna göre dış dünyanın nesnel olarak temsil edilebilirliği sorunlu hale gelmektedir. Tıpkı bir yazarın sözcük kullanımındaki keyfiliğine benzer şekilde fotoğrafçının seçiminin de keyfi bir seçim olduğu görüşü ortaya atılmıştır.

Yine postmodern söylem, dış dünyayı betimlemekle görevli olan göstergelere yetersizlik atfederek hiç bir şeyin tam olarak göstergelerde mevcut olmadığını belirtmiş ve gerçeğin sorunsuz bir biçimde göstergelerde yer alamayacağını vurgulamıştır. Bu vurgu da görüntü estetiği üzerinde belirleyici bir faktör olmuş, fotoğrafik göstergelerdeki saflığın ve doğrudanlığın yani müdahalesiz fotoğraf üretim yöntemlerinin yerini yapay yani "kurulu" ya da "inşa edilmiş" olarak tabir edilen bir görsel estetik almıştır. Postmodern Fotoğraf Sanatı

Postmodern fotoğrafın bir belge niteliği yoktur. Yani bu yaklaşımda artık fotoğraflar dünyaya açılan birer pencere olarak görülmez, fotoğraflar görüngüler dünyasıyla olan bağını yitirmiştir. Köhler'in belirttiği gibi, postmodern fotoğrafta sanatçı konuyu bulmaktan ziyade icat eder. Çekimden önce konularını düzenleyebilir, inşa edebilir ya da sahneleyebilir. Ayrıca negatif ve baskı üzerinde manipülasyon ve değişiklik yapabilir.

Sahnelenmiş Fotoğraf Sanatı

Postmodern fotoğraf sanatının türlerinden biri de sahnelenmiş fotoğraftır. Bu fotoğrafik yaklaşımda kamera gerçekçiliği ve fotoğrafik nesnellik reddedilmekte, bunun yerine tıpkı bir film ya da tiyatro yönetmeni gibi sahneleyerek ya da düzenleyerek kurgusal bir gerçeklik inşa edilmeye çalışılmaktadır. Sanatçı, konusunu icat etmekte, fotoğraf "çekmek"ten ziyade "yapmak" olarak tabir edilen bir yöntemi tercih etmektedir.

Sahnelenmiş fotoğraf yaklaşımında sanatçı maddi dünyayı referans göstermeden, iki metin arasında yorumsal ilişki kurgulayarak o kurgudan yeni bir olabilirlik düşüncesi oluşturur. Bu olabilirlik düşüncesi aslında kurgulanmış gerçekliktir.

Sherman, Prager ve Crewdson gibi sanatçıların çalışmaları dış dünyadan değil de diğer metinlerden (Hollywood sineması, Hitchcock filmleri, Shakespeare oyunları vb.) yola çıkılarak oluşturulmuştur. Yani, bir postmodernist temsil stratejisi olarak sahneleme metinlerarası ve simülasyon niteliğiyle öne çıkmaktadır.