Ritim, Hareket ve Dinamik Denge
Evrende canlı cansız tüm varlıkların ömrü zaman ile belirlenir. Zaman da ancak hareket ile var olabilir.
Biz ritimde sadece yaşamsal olanı bulmayız, yaşamsal olan ritimde hazzı da buluruz. Bu canlı olmaya odaklı varlığımızın bir nevi içgüdüsüdür.
Yaşamsal olanı bulduğumuz ritmi elbette görme duyumuzda da deneyimlemek yaşamımıza pratik çözümler üretmenin yanında haz ve huzur verir.
Bir hareketin, olgunun sürekli tekrarı ile ritim duygusu oluşur. Vücudumuz evrenin, güneş sistemimizin, dünyanın atmosfer ve yer çekiminin devingen ritmine göre şekil almıştır.
Yaşamın herhangi bir alanında vücudumuzda olduğu gibi ritim bozulduğu zaman kaos oluşur.
Ritmin olması için hareket olması gereklidir. Hareketlerin bir araya gelmesi ritmini oluşturur. Ritim bir uyum ve kontrastlığı içerirken hareket işin eylem tarafıdır
Hareketin olmadığı yerde ölüm vardır, hiçlik vardır. Ölüme en yakın deneyimi derin uyku halindeyken deneyimleriz. En hareketsiz kaldığımız bu anda bile iç organlarımız ritmik hareketlerini durmaksızın sürdürür.
Hareket çevre koşullarında bir değişiklik anlamına gelir ve değişim de reaksiyon gerektirir.
Göz, bizim hayatta kalma aracı olarak gelişimimizin sonucu olarak hareketi hemen her şeyden önce algılar. Bir tehlike yaklaşımı, arzu edilen bir avın fark edilmesi genetik mirasımızdır.
Gözlerimizin sürekli hareket etmesinde bir kısım hareketler bilinçli, büyük bir çoğunluğu ise bilinç dışı, kontrolsüzdür.
Bomboş hareketsiz bir alan bize yalnızlık, korku, hiçlik duygusu uyandırırken gördüğümüz küçük bir hareket heyecanımızı artırır.
Yargının oluşumunda hareket algısı diğer unsurlarla (ses, mimikler vs.) birlikte çalışır.
Yüz ve bedenin tüm uzuvlarındaki hareketler birçok duyguyu ele verir.
Hareketi takip ederek dilsel söylemlerle eşleştirip bir yargıya varırız.
Araştırmalara göre, ikili ilişkilerde beden dili, sözlerle ifade ettiklerimizden %60 daha fazla anlam taşır.
Nesneler ve olaylar, hareketsizlik ve hareketlilik, zaman ve zamansızlık, varlık ve olma ayrımı yaparız.
Evrende her şey ritmik harekete bağlı bir düzende varlığını, nesneler arasında gerçekleşen dinamik denge ile sürdürebilir
Denge karşıt güçlerin birbirine eşit etkisi sonucunda oluşur. Günlük yaşamımızda karşılığını ekonomik, siyasi, psikolojik, bireysel ve toplumsal durumların değerlendirilmesinde bulur.
Doğanın dengesi zıt kuvvetlerin orantılı ilişkileriyle var olur.
Karşıt kuvvetler birbirine pek çok açıdan eş olduğunda durağan bir denge söz konusudur.
Evrendeki varlıkların birbirleri arasındaki gerilimin oluşturduğu ritimli hareketin dinamik dengesi altın oran denilen matematiksel veride sayısal karşılığını bulur.
Yaşamın içinde ritim, hareket ve karşılıklı güçlerin birbirlerine etkisi ile oluşan dengeyi büyük ölçüde zaman kavramı ile ilişkili olarak algılarız.
Hareket ve hareketsiz şeyler arasındaki ayrım oldukça açıktır. Fakat zamansızlık ve zaman arasındaki ayrımı kolaylıkla algılayamayı.
Gözümüz resmin içindeki bir çizgiyi, bir konturu yakalar ve onu takip etmeye başlar. Bu da göz bebeğimizin hareket ettiği anlamına gelir.
Yapıt durağan olabilir, ama görsel algımız zamana bağlı olarak işlemeye devam eder.
Sanat yapıtında ve görsel dünyamızın durağan görüntülerinde ritim, hareket ve dinamik dengeyi birlik ve bütünlük içinde yakaladığımızda, gördüğümüz şeyden haz alırız.
Yapıtı oluşturan ögelerden birinin ya da daha fazlasının düzenli ya da düzensiz tekrarı bize ritmi verir.
Ritim monotonluğu ortadan kaldırarak algı değişikliği yaratırken, eserin bütünlüğünü de sağlar, yüzeyde görsel akış oluşturur.
Yüzeyde ritmi yakalama çabası soyut sanata giden yolda da sanat düşüncesine hizmet etmiştir.
Modern resim kompozisyonlarında denge ve uyumun evrensel ilkelerini önemsemekte ve kişisel ögeler evrensel ögelere dönüştürmektedir.
Renkler arasındaki düzenli geçişler ritmi oluşturur.
Ritm, zıt-benzer arasında oran ve denge kurar.
Algılama süresini uzatarak ilgiyi sürdürür. Bakışın devamlılığını sağlar
Kompozisyonu oluşturan plastik ögelerin tekrar etkisi ile yaratılan vurgu ritmi oluşturur.
Sanatçı boş bir yüzeyi hareketli ve dinamik kılmak için ve kendi devinimini oluşturmak için yeni düzen kurar.
Müzik, mimari, heykel, resim gibi her tür sanat yapıtında çağın hareket algısını farklı şekilde izleriz.
Resim düzlemi üzerine yerleştirilen nesnelerin fiziksel yapılarına göre değişen doku, form ve çizgisel varlıkları, ışık enerjisine bağlı olarak değişen etki ve titreşim yaratır. Bu faktörler göz retinasında hareket etkisini oluşturur.
Hareket resim yüzeyinde gözün hareketini sağlar ve izleyiciyi dinamik tutar.
Resim düzleminde yer alan plastik ögelerin yön değişikliği hareketi oluşturur.
Fırça hareketleri devinim etkisi kazandırır.
Denge, resim yüzeyinde plastik ögelerin uyum ya da karşıtlık içinde görsel etkilerini artırmasını sağlayan tasarım ilkesidir.
Simetrik Denge: Kararlı ve tutarlı bir dünya görüntüsünü yansıtır.
Rönesans’ın denge üzerine kurulu ruhunu sanatçılar yapıtlarında simetrik kompozisyonlar ile vurgulamışlardır.
Asimetrik Denge: Bir kompozisyonda her iki taraftaki görsel ağırlık eşit olduğunda benzeşmeyen objelerin birbirlerini tamamlamasıyla oluşu
Parlak renkler, moton-nötr renklerden daha fazla görsel ağırlığa sahiptir. Görsel denge sağlamak için kullanılır.
Yatay veya dikey eksenden uzakta olan öge daha fazla ağırlığa sahip gözükür.Görsel denge sağlamak için kullanılır.
Karmaşık dokular, basit dokulardan daha görsel ağırlığa sahiptir.Görsel denge sağlamak için kullanılır.
Sert-yumuşak, açık-koyu,büyük-küçük,sert-yumuşak v.b zıtlıklarla denge oluşturulur.