Yaşlılıkta Yalnızlık Ve Yoksulluk
Yaşlılık, fiziksel ve ruhsal güçlerin bir daha yerine gelmeyecek şekilde kaybedilmesine bağlı olarak, organizmanın iç ve dış etmenler arasında denge kurma potansiyelinin azalması, kişinin fiziksel ve ruhsal yönden gerilemesi olarak tanımlanmaktadır.
Türkiye’de yaşlı nüfusun hızla artması ve yaşanan sosyo-kültürel ve ekonomik değişim, en temelde, gelirlerin düşmesine paralel olarak yaşanan yoksulluğun ve uzun yaşamın getirdiği yalnızlığın, yaşlı nüfus grubu içerisinde yaygın bir biçimde hissedilmesine yol açmaktadır. Küresel değişime koşut olarak, sosyal hizmet sektöründe yaşlı bireylere yönelik sosyal hizmet anlayışında dünden bugüne köklü değişimler meydana gelmektedir.
Geçmişte yardıma gereksinim duyan yaşlıların bakımı ve korunması öncelikli hedef iken, bugün yaşlı bireyin ve etkileşim içerisinde bulunduğu ailesinin yaşam kalitesinin geliştirilmesi, sağlıklı ve başarılı yaşlanarak toplumsal yaşama daha aktif bir biçimde katılım sağlamaları amaçlanmaktadır.
Başta bakıma muhtaçlık olmak üzere, sağlık sorunları ve düşük gelir düzeyi, yalnızlık ve kimsesizlik, ekonomik ve sosyal kaynaklara ulaşmada zorluk, toplumsal ayrımcılık ve yaşlı bireylere karşı işlenen bireysel ve toplumsal suçlar, plansız büyüyen ve kalabalıklaşan kentlerde yaşamanın getirdiği zorluklar, küresel krizin mali ve kültürel etkileri, yaşanan göçler ile teknolojide her geçen gün meydana gelen hızlı değişimlerin yaşlı bireylerin yaşamında meydana getirdiği zorluklar ve uyum sorunu, sosyal politikalardaki eksiklikler ile yaşlı istismarı, ekonomik sorunlar, barınma sorunu, bakım sorunu, beslenme sorunu ve sosyal izolasyon sorunu ülkemizde yaşlı bireylerin karşılaştığı sorunlardan belli başlılarıdır .
Yaşlı nüfus içinde, hem işsizlikte artma, hem de gelirde azalmalara daha sık rastlanmaktadır. Özellikle, alt sosyo-ekonomik düzeyde bulunan yaşlıların işsizlik problemleri kronik boyutlardadır. Gelir getiren bir işte çalışan yaşlılar ise çoğunlukla düşük ücretle istihdam edilmektedir. İstihdam koşulları ve ücret belirlemede yaş ayırt edici bir etmen olarak rol oynamaktadır. Yaşlılar yaşam kalitelerini yükseltecek ve gelirlerini arttıracak ek iş bulmakta ise güçlüklerle karşılaşmaktadır. Emeklilik sonrası gelir düzeyindeki düşüş, makineleşmenin ve hızlı nüfus artışının yol açtığı üçüncü dünya ülkelerinde yoksulluk bütün yaş gruplarını etkisi altına alan bir sorun olarak karşımıza çıkmakla birlikte, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde, yaşlı nüfus yoksulluğu daha çok hissetmektedir .
Kişinin medeni hâli, eğitim düzeyi, yalnız ya da eş ve çocuklarıyla birlikte yaşama durumu, sağlık durumu, kurum bakımı altında olup olmaması, cinsiyeti ve sosyokültürel özellikleri, yalnızlık duygusunu yakından etkilemektedir. Genel olarak, toplumumuz yaşlısına sahip çıkan toplum özelliğinde olsa da, kentleşme olgusu sosyo-ekonomik koşullar, ataerkil aileden çekirdek aileye dönüş gibi nedenlerle ailelerin, yaşlı bireyin sosyal sorunlarıyla ilgilenmesi güçleşmektedir. Yaşlılıkta yaşanan sosyal problemler, medikal problemlerden daha fazladır ve medikal problemlerin daha ağır yaşanmasına yol açmaktadır.
Özellikle kırda ve kentlerin yoksul mahallerinde yaşayan yaşlıların sosyal destek mekanizmaları neredeyse ortadan kalkmış ve bu yaşlılar kendi koşullarıyla tek başına mücadele etmek durumunda bırakılmışlardır.