Kitap Sanatları

Kitap sanatları bu ünitede kendi içerisinde tarihsel süreç içerisinde tanıtılmaya çalışılmıştır. Kılavuz kaynak olması amaçlanarak hazırlanan üniteden yola çıkan öğrencilerin çok daha derin araştırmalara sevk edilmesi hedeflenmiştir. Böylelikle öğrencilerin hem sanatın geçmişiyle bağ kurması hem de ufuklarının açılması anlamında bir amaç güdülmüştür.

Sanatı, insan elinden çıkmış duyumsanabilen ve bunun neticesinde muhatabında güzel olarak algılanabilen şeklinde, çok genel olarak da olsa tanımlamak mümkündür. Bu noktada altı çizilmesi gereken soru hiç şüphe yok ki “Güzel nedir?” sorusudur. İslam çerçevesinde güzelin tanımı dünyanın geri kalanından tamamen farklı olarak karşımıza çıkar. Günümüzde, nesne odaklı bir güzellik tanımı popülaritesini korumasına rağmen Müslümanlar açısından durum hiçte böyle değildir. Bir Müslüman için güzelliğin ana belirleyici unsuru, mensubu olduğu din temelindedir. Bu çerçevede insanın varmak istediği manevi akıbeti açısından faydalı olarak görülen şeyler güzel kabul edilir. Müslümanın bu güzellik algısında bazen iç dünyasında huzur duyduğu güzel sanatların herhangi bir ürünü, bazen de kendisinin ya da bir başkasının bir davranışı güzel olarak görülebilir. Ancak bahsedildiği üzere nesneye indirgenmemiş ve çok daha kapsayıcı olan bu anlayışta bir şeyin güzel olup olmamasındaki belirleyici ana unsur İslam’dır. Bir eserin görselliği yanında manevi bir haz bırakması, hatta öğretici, eğitici, uyarıcı ve benzeri işlevsellikleri de yüklenmesi aranır. Müslüman sanatçı bu türden kaygıları önceleyerek mimariden el sanatlarına kadar birçok alanda eserler vermiş ve yüzyıllar ötesinden günümüze sanatıyla ışık tutmaya çalışmıştır. Bu çabanın en naif örneklerini ise kitap sanatlarında görmek mümkündür.

Müslüman sanatçılar kitap sanatlarının alt başlıkları olan hat, tezhip, minyatür, cilt ve ebru gibi sanatlarda yukarıda altı çizilen kaygılarla alanlarında şah eserler vermişler ve kendilerinden sonrakilere ilham kaynağı olmuşlardır. Hemen belirmek gerekir ki, bu sanatların zirveye taşınmasında İslam ile müşerref olan Türklerin göz ardı edilemez katkılarda bulunmuşlardır. Bu hususta yalnızca savaş meydanlarında değil, yüksek bir hüsn-i zevk ile sanat alanında da İslamiyet’in sadık hizmetkârı olan ecdadı bir kez daha şükranla ve minnetle yâd etmek; lütuftan ziyade kaçınılmaz bir vazife olsa gerektir.

Bu ünitede, adı geçen hat, tezhip, minyatür ve ebru sanatları muhatap alınan öğrenci kitlesi de göz önüne alınarak tanımlanmaya çalışılmıştır. Her alandaki üslup, teknik ve benzeri farklılıklar tarihi süreç içerisinde ele alınmış olup metin, seçme örnekler ile görselleştirilmiştir.

Güzel yazı yazma sanatı olan hüsn-i hat, farklı alanlarda da varlık göstermekle birlikte kitap sanatları söz konusu olunca tabii olarak akla ilk gelen sanat dallarındandır.

Tezhip; yazma kitaplarda, murakkalarda ve levhalarda boya ve altın ile yapılan süslemelere denir. Tezhip, Arapça altın anlamındaki zeheb’den gelir ve altınlama manasındadır.

Eski Türk kaynaklarında nakış ve tasvir, kitap resimleri için; nakkâş ve musavvar ise bu resimleri yapanlar için kullanılmış tabirlerdir. Maalesef günümüzde kitap resimleri için batılı bir kelime olan minyatür yaygın bir kabulle kullanılmaktadır.

Ebru, terim olarak deniz kadayıfı, kitre, ve benzeri maddelerle yoğunlaştırılmış suya serpilen boyalarla oluşturulan kompozisyonun kâğıt yüzeyine aktarılmasıdır.

Sözlük anlamı deri olan cilt, terim olarak kitap kapağı manasındadır. Cilt yapımında koyun, dana, deve ve ceylan gibi hayvanların derilerinin kullanıldığı görülür. Cilt yapan kişiye de mücellit denilmektedir.