El Sanatları
El sanatları, tarihsel sürece bağlı kalınmak suretiyle ve daha çok küçük bir kılavuz kaynak amacına yönelik olarak tanıtılmıştır. Konu hakkında daha teferruatlı bilgi edinmek isteyen öğrencileri araştırmaya sevk etmek öncelikli olarak amaçlanmıştır. Bu doğrultuda çalışmak isteyenler için bu ünite bir başlangıç kaynağı mahiyetinde ele alınabilir. Öğrencilerin hem ilgili sanat dalının geçmişiyle bağ kurabilmeleri hem de farklı sanat dalları arasında bağlantılar kurarak günümüz şartlarında uyarlamalar yapmaları ya da yeni ufuklar edinmeleri hedeflenmiştir. Bu hedeflerin gerçekleşmesiyle bir ders notu olmaktan ziyade, geçmiş birikimler üzerine yeni ve özgün uygulamaların meydana getirileceği noktasındaki asıl gayeye ulaşılmış olunacaktır.
“İnsan elinden çıkmış ve muhatabında güzel olarak algılanan” şeklinde sanatın tanımını yapmak mümkündür. Duyumsanabilirlik ön şartına bağlı bu güzellik algısının meydana gelmesinde ise tarihî bağlar, kültürel birikim, dinî hassasiyetler, çevresel etkenler, coğrafi koşullar gibi birçok unsur belirleyici olmaktadır. İnsan, bu unsurlardan kendini soyutlayarak arı bir güzellik algısına sahip olamaz. Güzel olarak kabul edilen her şeyde muhakkak ki insan kendinden olan bir şeyler bulmuştur ve aslında kendinde olanın takdimini beğenmiştir. Aksi iddialar, hayalî olarak yalnızca satır aralarında kalan bir tez olarak kalmaktadır. Bu noktada Müslüman sanatçıların da benzer belirleyicilerin ışığında el sanatlarında varlık gösterdiği anlaşılmaktadır.
El sanatları konusu aslında oldukça geniş bir konu olarak incelenebilecek bir alandır. Ancak konu bütünlüğünün sağlanabilmesi, kapsamın sınırlarının belirlenebilmesi, ünite yazımındaki fiziki şartlara uyulması zorunluluğu ve muhatap bölüm öğrencilerine fayda sağlama amacı göz önüne alınarak gerekli görülen bazı başlıklar üzerinde durulmuştur. Buradan hareketle çini sanatı, seramik sanatı, cam sanatı, maden sanatı, ahşap sanatı ve dokuma sanatı başlıklarında el sanatlarında seçme alanlar belirlenmiştir. Bahsedilen bu sanat dallarının ortaya çıkışları, tarihi süreç içerisindeki gelişimleri ve değişimleri, uygulama alanları, yapım teknikleri, süsleme teknikleri, seçilmiş örnekleri ve günümüz itibariyle bulundukları müze ya da koleksiyonlar hakkında bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Metin bölümü, yazım konusundaki teknik şartların izin verdiği ölçüde olmak üzere, kullanılan görseller ile desteklenmiştir.
Çini, tarih boyunca daha çok mimariye bağlı olarak varlık gösteren bir süslemedir. Ana madde olarak kullanılan kil, çeşitli katkı maddeleriyle hamur hâline getirilip yoğrulur ve farklı kalıplarla formları verildikten sonra tek yüzeyi işlenir.
İslami Dönem seramik sanatı, üretildikleri yere göre bölgesel özellikleri de bünyesine katarak kendine has özellikler arz etmekte ve bu sebeple de malzeme, teknik ve süsleme açısından çeşitlilik göstermektedir. 9. yüzyıla kadar özgün bir hâl alamayan İslam seramik sanatı, bu yüzyıl ile birlikte yapım ve süsleme teknikleri gelişmeye başlar.
Cam, doğal hâliyle Neolitik Çağ’dan itibaren insanın kullandığı bir maddedir. Opsidyen gibi doğal camlar kesici aletlerde ve ayna olarak kullanılmıştır. Camın insan elinden çıkmış ilk hâlinin ise Fenikeliler Dönemi’nden olduğu genel olarak kabul edilir.
İslami Dönem maden sanatı, Orta Doğu’da kurulan İslam devletleri eliyle gelişmiş ve yaygınlık kazanmıştır. Ancak erken dönemlere ait örnekler özellikle de kıymetli madeni eserler, yağmalar ve eritilip yeniden kullanımları sebebiyle çok az sayıda günümüze ulaşabilmiştir. Erken İslam döneminde, maden sanatında önceki kültürlere ait form ve teknikler kullanılmış ya da İslami unsurlarla harmanlanarak yeniden ele alınmıştır.
Arapça ağaç anlamında bir kelime olan haşebin kökünden türemiş ve çoğulu olarak kullanılan ahşap, mimariye bağlı olarak varlık gösteren bir sanat olup, her dönemde hem yapısal hem de süsleme malzemesi olarak kullanılmıştır.
Türk dokumacılığı, başlangıçta daha çok yaygı, sergi gibi işlevsellikleriyle kullanım görseler de zaman içerisinde bir sanat hâline gelmiştir. Türk dokuma sanatında düz dokuma tekniği oldukça yaygın bir şekilde kullanılmıştır.