Küreselleşme ve Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Politik Yapılar

Globalleşme uluslararası bir etkileşim, iletişim ve bütünleşme sürecidir. Hem kültürler arasında hem de coğrafyalar arasında birçok akışı ve geçişliliği tarif eden bir kavramdır Globalleşme süreçleri sonucunda, tüm dünyada bireylerin, toplulukların, ulusların, devletlerin birbiriyle çeşitli boyutlarda ilişkiler kurduğu birçok zeminin oluşmuştur.

Çok Boyutlu Bir Süreç Olarak Globalleşme

Çok boyutlu bir süreç olan globalleşme, fiziki mesafeleri, dilleri, inançları, kültürleri, sınırları aşarak dünyanın farklı yerlerinde yaşayan insanların hayatlarını çeşitli yollarla birbirine bağlar.

İklim değişikliği, kültürler arası iletişim, ortak dünya pazarı, göçler, küresel sağlık sorunları bu çok boyutlu sürecin bazı yönleridir.

Globalleşmeyi farklı sosyal bilim disiplinleri faklı şekilde ele almıştır. Niklas Luhmann küresel dünyayı “dünya toplumu olarak, Immanuel Wallerstein “modern dünya sistemi “olarak, Manuel Castells “ağ toplumu” olarak, Ulrich Beck “risk toplumu olarak”, Jean Baudrillard “tüketim toplumu” olarak, Zygmund Bauman “bireyselleşmiş toplum olarak, Michael Hardt ve Antonio Negri “imparatorluk” olarak tanımlamaktadır.

Yapısal Bir melezleşme Süreci Olarak Globalleşme ve Uluslararası Yapılar

Yapısal melezleşme, global dünya sistemi içerisinde çeşitli kademe ve büyüklüklerde yönetim biçimlerinin, organizasyon modellerinin, hizmet sağlayıcıların ortaya çıkmasıdır. Yapısal melezleşme sürecinde ulus aşırı, uluslararası, büyük bölgesel, ulusal, küçük bölgesel, belediyeler ya da yerel düzeylerde farklı organizasyonlar ortaya çıkar. Bu organizasyonlar kooperatifler, uluslararası kuruluşlar, devletler, sivil toplum kuruluşları, çeşitli uzmanlar, bazen sadece bilgisayar kullanıcıları gibi farklı işlev ağlarıyla kesişir ve bunlarla birlikte iş görür.

Uluslararası Organizasyonlar

Uluslararası organizasyonlar, bağımsız ve egemen devletlerin veya devletler, hükümetler dışındaki çeşitli kuruluşların işbirliği zeminleridir. Birden çok katılımcının, çeşitli konulardaki çatışmaları, eşitsiz bölüşümleri en aza indirmek ve uyumun getireceği yararları en üst seviyeye çıkarmak amacıyla bir araya gelmesiyle oluşurlar. Genellikle gönüllü üyelik esasına dayanırlar. Uluslararası karakterde olabilecekleri gibi, ulus üstü, bölgesel, küresel yapılar olarak da iş görebilirler. Küresel kalkınmayı amaçlayan faaliyetler yürütürler.

Globalleşen dünyada uluslararası ölçekte çalışmalar yürüten Avrupa Birliği (EU), Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA), Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC), İslam Konferansı Örgütü (OIC), Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) gibi birçok ekonomik, sosyal ve politik yapılar ortaya çıkmıştır.

Uluslararası Organizasyonlar ve Kalkınma

Uluslararası organizasyonlar ilk bakışta farklı dünya insanlarını, ülkeleri, bölgeleri ilgilendiren gelişme sorunlarının çözümünde ortak bir sorumluluk zemini yaratmış gibi görülüyor. Ancak uluslararası organizasyonlar ve kalkınma arasında tek yönlü ve her zaman olumlu seyreden bir ilişki yoktur.

Uluslararası organizasyona yöneltilen eleştiriler üç başlık altında şöyle sıralanabilir:

1) Aralarında pek çok farklılıklar olan ülkelerin iktisat politikaları ve sosyal, siyasal alan uygulamaları tek bir bakış açısından birbirine benzeyen araçlarla sıkı bir denetim altında tutulmaya çalışılmıştır.

2) Uluslararası organizasyonların politika üretirken müdahalede bulundukları ülkelerin çıkarlarını mı yoksa sanayileşmiş ülkelerin çıkarlarını mı gözettikleri konusu tartışmalıdır.

3) Uluslararası kuruluşlar, sanayileşmiş ülkelerin tarihsel deneyimlerinden ders çıkarmadan hareket etmektedirler. Bu yüzden sanayileşmiş, gelişmiş ülkelerin kalkınırken yaptığı hataları şimdi gelişmekte olan ülkeler tekrarlamaktadır.