Küreselleşme: Ekonomik, Politik ve Kültürel Alt Yapı
Teknolojik Gelişmeler
Küreselleşme, dünyadaki farklı insanlar, bölgeler ve ülkeler arasındaki ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkilerin dünya çapında yayılması sonucu artan karşılıklı bağımlılıktır. Son yıllarda üretim sistemlerinden finansal transferlere; iletişim teknolojilerinin aracığıyla dünya çapında bilgi ve imge akışına turist/ göçmen işçiler/sığınmacılar gibi kitlesel hareketlere kadar yaşanan bir yoğunlaşma gözlenmektedir. 1980'lerden sonra yaşanan bu süreci bilim insanları ve politikacılar "küreselleşme" olarak adlandırdılar. Dünya, 1970’lerin başında ortaya çıkan dünya ekonomik kriziyle hemen hemen eşzamanda “bilişim teknolojisi devrimi”yle karşı karşıya kalmıştır. Dünyadaki tüm insanların birbirleriyle hızlı ve yoğun bir biçimde iletişim kurmalarını sağlayan bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler küreselleşme sürecini hızlandırdı.
Ekonomik Küreselleşme
1970’lerden sonra ortaya çıkan neo liberal ekonomi politikaları da küreselleşmeyi hızlandıran politikalardı. Neoliberal ekonomi politikalar, Soğuk Savaşın sona ermesi ve küreselleşmenin hız kazanmasıyla hemen hemen aynı zamanda uygulanmaya konuldu.
Neo- liberal teorinin arka planında yatan ana düşünce, ulus-devletin vatandaşlarının sosyal refahı için kamusal mal ve hizmetleri tedarik etmesi yerine, piyasaların daha verimli hâle gelmesidir. Neo-liberal ekonomi politikalar ilk olarak Amerika ve İngiltere’de uygulamaya konuldu ve daha sonra diğer gelişmiş ülkelere yayıldı.
Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi finans kuruluşları bu uygulamaların öncüleri olma görevini üstelendi.
Neoliberal ekonomi, kalkınma projesinde bir değişikliğe yol açmadı. Bu bağlamda küreselleşme çoğu kez kalkınma projesinin daha az saldırgan bir çeşidi olmakla eleştirildi.
Küresel jeopolitikalar, küresel normatif kültür ve çok merkezli ağlar arasındaki ilişkiler siyasal küreselleşmeyi belirledi.
Küreselleşme sürecinin ulus-devleti zayıflatacağı tezi gelişmekte olan ülkelerle sınırlı kaldı. Tam tersine, gelişmiş ülkeler daha da güçlendi.
Amerikanlaş(tır)ılma Amerika ve Amerikalılarla yakından ilişkili olan ürünlerin, görüntülerin, teknolojilerin ve davranışların ihracı olarak tanımlandı.
Kültürel Küreselleşme
Kültürel boyutta küreselleşme en fazla tüketim kültürünün oluşmasında ortaya çıktı.
Kültürel küreselleşme hakkında yazan bazı yazarlar, bu kültürel etkileşimin sonucunda dünyaya tek bir kültürün hakim olacağını, yani yerel kültürlerin giderek önemini yitireceğini, öne sürmektedirler.
Kültür endüstrisinin çatısını oluşturan kitle kültürü, toplum içindeki bireylerin başıboşluğuna gönderme yapmaktadır.
Kültürel küreselleşmenin en etkin aracı telekomünikasyon alanındaki yeni gelişmelerdir. Özellikle internet kullanımı insanların değişik kültürleri tanımasını ve yaşayan insanlarla iletişim kurmasını son derece kolaylaştırmış ve hızlandırmıştır.
Sosyolog Ritzer, tıpkı McDonald’s fast-food zincirinde olduğu gibi toplumların da benzer şekilde belirlenmeye başladığını iddia eder. Ritzer’in formülleştirmesi verimlilik, hesaplanabilirlik, tahmin edilebilirlikstandartizasyon ve control olmak üzere dört temel kavramdan oluşmaktadır (Ritzer, 2009). Günümüzde dünya kendi tarihinde hiç olmadığı kadar hızlı değişimler yaşamaktadır. Küreselleşmenin ana ekonomik belirleyici olmasından itibaren bu değişimler hızlanmıştır.
Bu bölümde dünyadaki teknolojik gelişimin yanısıra küreselleşmenin ekonomik, siyasal ve kültürel alt yapıları incelenecektir.
Ayrıca Küreselleşmenin ekonomi, siyaset ve kültürle ilişkisini ve küreselleşme teorisine farklı yaklaşımlar da ele alınarak küreselleşme sürecinde ortaya çıkan sorunları ve küreselleşmenin ekonomik kalkınma ve toplumsal gelişmeye etkileri değerlendirilecektir.