Dijital Platformlarda İçerik Tüketimi ve Dağıtımı

Dijitalleşme geleneksel bir kitle iletişim aracı olarak hayatımıza giren televizyonun, gelişen teknolojilerle birlikte tüketim ve dağıtım modellerinde önemli dönüşümler yaşanmıştır.

Geleneksel Televizyon Yayıncılığı Modeli

Geleneksel televizyon yayıncılığı dört temel özellik etrafında şekillenmektedir (Le Champion ve Danard, 2000):

Geleneksel televizyon yayıncılığı bir noktadan pek çok noktaya iletişim sağlayan bir araç niteliğindedir.

Günümüzün interaktif teknolojilerinden farklı olarak, tek yönlü bir iletişim biçimini kullanır.

Veri tektir. Yani tüm alıcılar tek bir kaynaktan aynı içeriği alırlar.

İçerik, önceden oluşturulmuş bir akış doğrultusunda alıcılarla paylaşılır.

Televizyon yayıncılığının İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki “Paleo Televizyon” olarak adlandırılan döneminde, kamu televizyonculuğunun da etkisiyle izleyicileri “eğiten” yönünün ön plana çıktığını, buna karşın özellikle özel televizyon yayıncılığının yaygınlaşmaya başladığı 1980’li yıllardaki “Neo Televizyon” döneminde ise televizyonun izleyicileri eğlendiren, evlerinin ayrılmaz bir parçasına dönüşen yönünün ön plana çıktığını görmekteyiz (Eco, 1990). 2000’li yıllarda ise “Post Televizyon” olarak adlandırılan dönemde etkileşimin etkisinin belirginleştiği, bireyselliğin ve kişisel tercihlerin ön plana çıktığı, izleyicinin kendini ifade etmesi noktasında bir unsur hâline gelen bir yayıncılıktan bahsetmekteyiz (Missika, 2006).

Dijital Platformlar ve Yeni Video Dağıtım Teknolojileri

İnternet Üzerinden Yayın Yapan Dijital Platformlar

İnternete bağlı cihazların çeşitliliğinin artmasıyla televizyon ve/veya video içerik izleme faaliyetinin farklı cihaz ve ekranlara yayıldığını söyleyebiliriz. Kullanıcılar istedikleri içeriklere istedikleri zaman ulaşabilmek için farklı dijital platform ve video servisleri birbirine tamamlayıcı nitelikte kullanmaya başlamıştır. “Prime time” kavramı yerini “benim zamanım” olarak adlandırılan bakış açısına bırakmıştır. Bu çerçevede, aynı anda birden fazla işle meşgul olmanın genelleşmesi iletişim kuran bireylerin farklı kanallara yönelttikleri dikkati birleştirme becerisi ön plana çıkmaktadır (Castells, 2016: 171):

Son dönemlerde git gide daha da popülerleşen YouTube gibi platformlar kendi içeriklerini üretmeyen ve yalnızca kullanıcıları tarafından üretilen içeriğin dağıtımını sağlayan yeni bir sistemi ifade ederler (Van Dijck, 2013: 149). “İzleyici” artık kolayca kendi içeriğini üretebilen ve bu içeriği başka insanlarla paylaşabileceği bir platforma etkin şekilde kullanabilen bir “kullanıcı”ya dönüşmüştür.

Web 2.0 ve Web 3.0’ın Video Dağıtım ve Tüketim Modellerine Etkisi

Bugünkü internetin temelini oluşturan ARPANET 1969 yılında askerî bir proje olarak hayata geçirilmiştir. Bu proje zaman içerisinde üniversiteleri, devlet kurumlarını ve özel şirketleri içine alan geniş bir alanda kullanıma açılmış ve evrenselleşmiştir (Castells, 2016: 58 -59).

1989 yılında ise CERN ’de Tim Berners -Lee tarafından geliştirilen “World Wide Web ” (www) ile birlikte bilgisayarların depolu bütün verilere her yerden bağlanabilmesi sağlanmıştır. Ardından, internet genel kullanıma açılarak küreselleşmiştir (Briggs ve Burke, 2004: 330). Web 1.0 internetin bu ilk dönemi için kullanılan terimdir. Bu dönemde kullanıcılar profesyoneller tarafından yayınlanan içeriklerin okuyucusu olarak pasif birer tüketici durumdadırlar. İlerleyen teknolojiyle birlikte 2005 yılında Tim O ’Reilly tarafından dile getirilen Web 2.0 isimli yeni dönemde ise kullanıcılar içerik oluşturmaya ve bu içerikleri paylaşmaya başladılar (Van Dijk, 2016: 49). Böylece, kullanıcılar pasif tüketiciler olmaktan çıkarak aktif üretici konumuna geçtiler. Web 2.0 dönemi aynı zamanda bireylerin internet üzerinde daha sosyal bir ortamın ve sosyal platformların doğmasına sebep olmuştur (Güçdemir, 2016: 7). Web 3.0 olarak adlandırılan üçüncü dönemde yapay zekâ teknolojileri kullanıcıların internet üzerindeki her davranışının takip edilerek bırakılan izlerden kullanıcıların beğenileri, alışkanlıkları ile ilgili mantıksal çıkarımlarda bulunulmasına ve böylece kişiye özel hizmetler ve öneriler gerçekleştirilmesine olanak sağlamaktadır.

Sosyal Medya ve Kullanıcı Kaynaklı İçerik

Web 2.0 uygulamalarının ortaya çıkmasıyla herkesin kullanımına açık, kısmen ucuz ve kullanımı kolay teknolojik araçların ve uygulamaların gelişmesiyle birlikte görsel- işitsel üretimlerin herkes tarafından gerçekleştirilebilmesinin önü açılmıştır. Bu çerçevede, dijital platformların kullanıcıların kendi başına ürettiklerinin dağıtımını kendi başlarına yapmalarına olanak tanıyan birçok dijital platform ve özellikle de kullanıcı kaynaklı içeriğin yayınlanması üzerine kurgulanmış sosyal medya siteleri büyük rol oynamaktadır (Van Dijck, 2009: 43-44).

Katılımcı Kültür

Katılımcı kültür modeli kullanıcıların ve izleyicilerin kültürü kendilerinin üretmelerine yani kültür üretiminde etkin olmalarına olanak sağlaması açısından geleneksel kitle iletişim araçlarının bir gönderici ve birçok alıcının olduğu medya modelinden farklılık göstermektedir (Van Dijk, 2016: 76).

Etkileşim

Etkileşim kavramı, temelde kaynağın alıcı, alıcının kaynak olduğu durumu anlatmaktadır. Lister ve arkadaşları, yeni medya ortamlarında etkileşim kavramını kullanıcının, platformun içeriğine aynı kanal üzerinden ulaşabilmesi ve değiştirebilmesi biçiminde ifade etmektedir. Yeni iletişim ortamlarında etkileşim kullanıcının medya içeriği üzerindeki kontrolünün arttığı, edilgen bir izleyici olmaktan çıkarak içeriğe etki eden ve onu yönetmeye başlayan bir kullanıcıya dönüşmesini ifade etmektedir (Kara, 2013: 24-26).

Kişiselleştirme

Günümüzde dijital platformların arka planında çalışan ve kullanıcı davranışlarını takip ederek kaydeden algoritmalar, kullanıcıya özel, kişiselleştirilmiş hizmetler sunmaktadır. Bu çerçevede, kullanıcılara seçim yapmalarında yardımcı olan ve kişiselleştirilmiş hizmetler sağlayan şirketler ön plana çıkmaktadır (Van Dijk, 2016: 320).