Kâr Dağıtım Politikaları
Kâr Dağıtım Politikası ve Değerlemeye İlişkin Teoriler
Finansal yönetim süreci, yatırım kararları, finansman kararları ve kâr dağıtım kararları olarak ayrı başlıklarda sayılabilecek, ancak birbirini etkileyen ve destekleyen birçok politikanın bileşimi olarak ifade edilebilir. Kâr dağıtım politikaları ve bu politikaların firma değerinin belirlenmesindeki etkileri, özellikle son yıllarda daha fazla tartışılır hâle gelmiştir.
Kâr dağıtım kararlarının firma değeri üzerinde etkili olup olmadığı, etkili ise bu etkinin belirlenip somut sonuçlar halinde ortaya konması konusundaki tartışmalar sürmekle beraber, genel olarak iki ayrı görüş ön plana çıkmaktadır. Bunlardan biri Modigliani ve Miller tarafından geliştirilen ve kâr dağıtımının firma değeri üzerinde etkili olmadığını, bu değeri belirleyen faktörlerin firmanın kazanç gücü ve riski olduğunu ileri süren İlişiksizlik Teorisidir. Diğeri ise bu görüşün tersine, yatırımcıların dağıtılan nakit kâr payı kazancını, dağıtılmayan ve yatırımlara aktarılan kârlar nedeniyle ileride elde edilecek sermaye kazancına tercih edeceklerini savunan Gordon ve Lintner tarafından geliştirilen eldeki kuş teorisidir.
Bu yaklaşım, yatırımcıların dağıtılan nakit kâr paylarını hazır olması ve belirsizlik taşımaması nedeniyle “eldeki kuş” olarak kabul ettiklerini öngörmektedir. Söz konusu yaklaşım ayrıca yatırımcıların dağıtılmayan ve kazancı artırmak için yatırıma dönüştürülen kârlardan gelecek dönemler için sağlanacak kazancı ise hem uzak olması hem de risk taşıması nedeniyle “daldaki kuş“ olarak algıladıklarını ve bu nedenle firma değerinin belirlenmesinde kâr dağıtım kararlarının etkili olduğunu ifade etmektedir.
Kâr Dağıtım Politikası Uygulamaları
Uygulamada firmaların kâr dağıtımı konusunda farklı tercihleri olduğu görülmektedir. Bunlardan biri, artık kâr payı dağıtımı uygulamasıdır. Kâr dağıtım politikası uygulamada, yatırım fırsatlarından ve yatırımların finanse edileceği fonların varlığından önemli ölçüde etkilenmektedir. Bu durum, bir firmanın kâr dağıtım oranına karar verirken, optimal sermeye bütçesini ve bu bütçeyi finanse etmek için ihtiyaç duyulan sermaye miktarını dikkate almasını ve optimal sermaye bütçesini desteklemek için ihtiyaçtan daha fazla kâr (artık kâr) mevcutsa kâr payı ödemesi gerektiğini ifade etmektedir. Artık sözcüğü, kâr paylarının sadece arta kalan kârlardan ödenmesi gerektiğini belirtmektedir.
Bu uygulamanın dışında bazı firmalar, her yıl sabit miktarda kâr payı dağıtmakta, bazıları ise dönem kârının belirli bir yüzdesi ile sabit oranda kâr payı dağıtımına gitmektedirler. Ayrıca firmalar politikalarını, dağıtılan kâr paylarını her yıl artırma şeklinde de belirleyebilmektedirler. Bunların dışında her yıl sabit bir gelir beklentisi içinde olan ortakların bu beklentilerine karşılık olarak düşük de olsa mutlaka her yıl bir miktar düzenli kâr payı dağıtımını, durumun uygun olduğu yıllarda yapılacak ek ödemelerle de bunu desteklemeyi amaçlayan politikalara da rastlanmaktadır.
Kâr Dağıtım Politikalarını Etkileyen Faktörler
Firmalar, kâr dağıtımı konusundaki kararlarını sadece İlişiksizlik teorisi ve eldeki kuş teorisi yaklaşımlarına göre değil, aynı zamanda yasal çerçeve, firmanın likidite durumu, borç ödeme miktarı ve takvimi, yatırım planları, kârların yıllar içinde dalgalanması, ortakların vergilendirilme durumu ve enflasyon oranı gibi faktörlere göre de şekillendirmektedirler.
Kâr Payı Ödeme Yöntemleri
Firmalar, kâr paylarını ortaklarına birçok farklı şekilde dağıtabilmektedir. Bu konuda en sık uygulanan yöntem nakit kâr payı dağıtımıdır. Kârın nakit olarak dağıtılabilmesi için firmanın yeterli likiditeye sahip olması gerekmektedir. Bazen kârın ortaklara nakit olarak değil, bedelsiz hisse senedi verilmesi şeklinde dağıtıldığı da görülmektedir. Bunların dışında firmaların mevcut hisse senetlerinin bir kısmını geri satın alarak ortaklara nakit ödemede bulunması şeklinde kâr dağıtımı da yapılmaktadır.