Çok Uluslu İşletmelerde Sermaye Bütçelemesi ve Kaynak Yönetimi

Duran varlıklar ile ilgili yatırım kararları verilirken çeşitli yöntemler kullanarak işletmeye etkisinin araştırılmasına sermaye bütçelemesi denmektedir.

Başka bir tanımla sermaye bütçelemesini: Sabit sermaye yatırımlarını belirleme, analiz etme ve sonuçlarını değerlendirme süreci şeklinde tanımlamak mümkündür.

Çok uluslu işletmelerde sermaye bütçelemesi esas olarak ulusal işletmelerde olduğu gibidir. Fakat çok uluslu işletmelerde sermaye bütçelemesi döviz oranları, vergiler ve fonların ana işletmeye transferi gibi bazı konularda farklılık gösterir.

Bu zorluklardan dolayı çok uluslu işletmelerde beklenen net nakit akışları ve bu nakit akışlarını bugünkü değere indirgemek için kullanılacak iskonto oranının belirlenmesi ulusal işletmelere göre daha zordur.

Çok uluslu işletmeler yerel işletmelere göre daha fazla riskle karşılaşırlar.

Bu risklerden en önemlilerini şöyle sıralamak mümkündür:

  • Politik risk
  • Döviz kuru riski
  • Ekonomik risk
  • Transfer riski
  • Enflasyon riski
  • Kamulaştırma riski

Politik risk, çok uluslu bir işletmenin bir ülkeye yatırım yaptıktan sonra o ülke hükûmetinin verdiği bir sözden vazgeçmesi veya mevcut koşullarda değişiklik yapma ihtimalidir.

Çok uluslu işletmelerde, bağlı işletmeden elde edilecek nakit akışlarının belirlenmesi ve bu nakitlerin ana işletmeye ne kadarının ulaştığını belirlemek gerekir.

Bir projede risk faktörünü dikkate almak için net nakit akışlarını riske göre düzeltmek mümkün olduğu gibi iskonto oranını yükselterek bu riski dikkate almak da mümkündür.

Beklenen nakit akışlarının belirsizliği ne kadar fazla ise bu nakit akışlarının bugünkü değere indirgemede kullanılacak iskonto oranını da o kadar yüksek belirlemek gerekir.

Çok uluslu işletmelerin fonlarını temin ettiği piyasalar kategorize edildiğinde üç çeşit piyasadan bahsetmek mümkündür. Bunlar:

  • Uluslararası para piyasası
  • Uluslararası tahvil piyasası
  • Uluslararası hisse senedi piyasası

Her piyasanın kendine mahsus özellikleri bulunduğundan işletme yöneticisi hangi piyasadan ne kadar kaynak temin edeceğine karar verirken piyasaların özelliklerini dikkate alması gerekir.

Süresi bir yıldan daha kısa olan fon arz ve talebinin karşılaştığı piyasalara para piyasası denir.

Bu piyasanın uluslararası olması durumunda ise buna uluslararası para piyasası denir.

Para piyasalarının en önemli kurumları başta ticari bankalar olmak üzere bankalardır.

Europara piyasası, bir ulusal paranın onu çıkaran ülkenin sınırları dışındaki piyasasıdır.

Sendikasyon kredileri, büyük miktarda fon ihtiyacı olan bir borçluya iki veya daha fazla kredi veren kuruluşun bir araya gelerek fon temin etmesidir.

Uluslararası tahvil piyasası, özel şirketler veya devlet tarafından çıkarılmış uzun vadeli borçlanma araçlarının ülke dışına satılmasıdır.

Uluslararası tahvil piyasaları genel olarak üç türe ayrılmaktadır:

  • Yabancı tahvil piyasası
  • Euro tahvil piyasası
  • Global tahvil piyasası

Ülkenin başka bir ülkenin para birimiyle çıkarılıp o bir ülkede sattığı tahvillere yabancı tahvil denir.

Eurobond da denilen Euro tahvil, yabancı bir ülkede ihraç edilen bir tahvilin o ülkenin para birimi dışında üçüncü bir ülkenin para birimi ile ihraç edilmesidir.

Global tahviller, birçok piyasaya aynı anda ihraç edilebilen ve borsaya kote edilmesi gereken tahvillerdir.

Çok uluslu işletmeler öncelikle uluslararası tahvil piyasasına başvurur.

Daha sonra yatırımcıların daha çok dikkatini çekmek için uluslararası hisse sendi piyasasına yönelirler.

İşletmeler öz sermaye ihtiyacını karşılamak için en çok başvudukları yol hisse senetlerini başka bir ülke borsasına kayıt ettirmektir.Buna çifte kayıt yöntemi denmektedir.

Yabancı Hisse Senedi İhracı: Belli bir yabancı piyasada satılmak üzere o ülkedeki yatırım kuruluşları tarafından kısmen veya tamamen taahhütlü olarak hisse senedi ihraç edilmesidir.

Euro Hisse Senedi İhracı: Çıkarılan hisse senetlerinin belli bir konsorsiyum tarafından taahhüt altına alınması ve dünyanın birçok piyasasında satışa sunulmasıdır.

Özel Sermaye Fonları: Genellikle yüksek likiditeye sahip piyasalarda kurulan özel sermaye fonlarının özellikle gelişmekte olan ülkelerde gelişme potansiyeli yüksek işletmelere yatırım yapmasıdır.

Stratejik Birleşmeler: Teknoloji maliyetlerini düşürmek, pazarlama faaliyetlerini birleştirmek, ölçek ekonomisinden yararlanmak gibi sebeplerle sinerji meydana getirmek isteyen şirketler arasında kurulur.