Çok Uluslu İşletmelerde Çalışma Sermayesi Yönetimi

Ulusal işletmelerin en önemli özellikleri, uluslararası faaliyette bulunmamaları, faaliyetlerini tek bir ülkenin sınırları içinde yürütmeleridir. Ulusal işletmelerin bilgi ve deneyimleri, uluslararası işletmelerin faaliyetlerini yürütmelerinde kendilerine yardımcı olur.

Çok uluslu işletmeler, uluslararası işletmelerin bir sonraki evresini oluşturur. Uluslararası işletmelerin bilgi ve deneyimleri çok uluslu işletmelerin faaliyetlerini sürdürmelerinde yardımcı olmaktadır. Çok uluslu işletmecilik, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra hız kazanmıştır. Çok uluslu işletmelerin ortaya çıkışını hızlandıran ve güçlendiren gelişmeler: Savaşın ardından bozulan ekonomik ve ticari düzenin küresel bir bakışla yeniden yapılandırılması, uluslararası finans, yatırım ve sermaye akımlarını kolaylaştıran uluslararası para sisteminin ve küresel örgütlerin hayata geçirilmesidir.

Uluslararası işletmelerin çok uluslu işletmeler hâline gelmelerine yol açan nedenlerse:

  • Çok uluslu işletmelerin üretim ve vergisel maliyetlerinin düşürülmesine katkısı,
  • Çok uluslu işletmelerin çeşitlendirmeyle ortadan kalkmayan kimi sistematik risk unsurlarını azaltma olanağı vermesi,
  • Teknolojide kaydedilen gelişmelerin çok uluslu faaliyet göstermeyi kolaylaştırıcı niteliği,
  • Özellikle 1980’lerden sonra hızlanmaya başlayan dış ticaret üzerindeki kısıtlayıcı engellerin ortadan kalkması şeklinde sıralanabilir.

Çok uluslu işletmeler, bir ana işletme ile başka ülkelerde bu işletmeyle mülkiyet (sahiplik) bağı olan işletmelerden oluşan, bağlı işletmelerdeki faaliyetlerini ana işletmenin belirlediği politikalar ve koordinasyonla yürüten, üretim faktörleri ile her türlü girdi temininde üçüncü ülkelerden yararlanabilen, farklı ülkelerdeki faaliyetleri nedeniyle ulusal ve yerel işletmelerin maruz kalmadığı ölçüde politik risk, ülke riski, kur riski ile karşılaşan küresel çapta büyük ve güçlü işletmelerdir.

Çok uluslu işletmelerin yararları ve çeşitli tehdit ve riskleri vardır. Yararları: Ekonomik kalkınma ve refah artışına vesile olmaları, uluslararası ilişkilere olumlu etkileri, sermaye, teknoloji ve emeğin etkin, kaynakların verimli kullanımına yol açmaları, işsizliğin ve sermaye yetersizliğinin azaltılması, bilgi ve deneyimlerinin girdikleri ülkeye aktarılması, kendileri için ucuz iş gücü ve ham madde temini şeklinde sıralanabilir. Tehditleriyse: Doğa ve çevreye yönelik riskler, gittikleri ülkelerde onlarla rekabet edemeyen işletmelerin ortadan kalkması, bulundukları ülkelerin hükûmet politikalarına ters düşmeleri, ekonomik istikrarsızlığı tetiklemeleri, vergi kayıp ve kaçaklarına yol açmaları olarak özetlenebilir.

Çok uluslu işletmelerde çalışma sermayesi, işletmenin ana ve farklı ülkelerde yer alan bağlı işletmeleri aracılığıyla faaliyetlerini kesintiye uğramaksızın yürütebilmesi, kısa vadeli yükümlülüklerini ve giderlerini karşılayabilmesi için gerekli olan nakit ve benzeri varlıklar ile bir yıl ya da bir faaliyet dönemi içinde nakde dönüşebilecek varlıklarını ifade etmektedir.

Bu işletmelerde çalışma sermayesi yönetimi, nakit yönetimi, alacak yönetimi ve stok yönetimi olarak sınıflandırılabilir. Çalışma sermayesi yönetiminden amaç, firma değerinin ve ortakların refahının artırılmasıdır.

Çok uluslu işletmelerde nakit yönetimi, optimum nakit düzeyiyle faaliyetlerin yürütülmesi, nakit fazlasının riski de dikkate alarak gelir sağlayacak şekilde değerlendirilmesi üzerinde durmaktadır.

Çok uluslu işletmelerde nakit yönetim politikaları oluşturulurken farklı para birimleri nedeniyle oluşan döviz kuru dalgalanmaları nakit akımları üzerinde daha fazla belirsizliğe yol açmaktadır. Bu nedenle, çok uluslu işletmelere bağlı ana ve bağlı işletmelerde nakit yönetimi, havuz sistemine dayalı merkezîleşmiş nakit yönetimi ile yürütülmektedir.

Merkezî nakit yönetiminin çeşitli yararları bulunmaktadır. Bunlar:

  • İşlem ve ihtiyat amacıyla tutulan nakdin asgari düzeyde tutulması,
  • Borçlanma gereğinin azaltılması, nakdin değerlendirilmesi,
  • Para birimleri arasındaki dönüştürme maliyetlerinin azaltılması,
  • Nakit akımlarıyla ilgili fırsat ve tehditlerin zamanında fark edilmesi,
  • Nakit yönetiminin bir bütün olarak yapılması,
  • Bankalarla ilişkilerde iyileşme sağlanması,
  • Nakit yönetimi birikim ve deneyiminin artırılması şeklinde özetlenebilir.

Alacaklar, işletmelerin kredili mal ve hizmet satışından doğmaktadır. Çok uluslu işletmeler, birbirinden farklı ülkelerde faaliyet gösterdiklerinden farklı para birimleri üzerinden alacakları vardır. Farklı para birimleri üzerinden gelecekte sağlanacak nakit akımları ana ülkenin ya da istenilen ülkenin para birimine çevrilirken kur riski ortaya çıkar.

Çok uluslu işletmelerin alacak yönetiminde karar değişkenleri: Kredili satış yapılacak müşterilerin niteliklerinin belirlenmesi, satışa ait ödemenin para biriminin ve son olarak ödemenin vadesinin tespitidir.

Çok uluslu işletmelerin stok yönetimi yerel ve ulusal işletmelerinkiyle benzerlikler taşıyor olsa bile, bu işletmelerin birbirinden farklı coğrafi alanlarda faaliyet gösteren yapılanmaları, uluslararası niteliklerinden kaynaklanan özellikleri stok yönetiminin çok daha karmaşık olmasına yol açmaktadır.