Bilgi Felsefesi

Bilgi edinme, bilgi sahibi olma, insanı diğer canlılardan ayıran en temel özelliklerden biridir. İnsan ister yaşamak, varlığını devam ettirmek için olsun, isterse içinde yaşadığı çevreyi, doğayı tanımak için olsun, bilgi ile ilgili bir etkinlik içinde bulunan bir varlıktır.

Bilgi Felsefesinin Konusu ve Temel Kavramları

Bilgi felsefesinin konusu

Başlı başına kendisine bilgiyi konu olarak alan, bilgi sorununa ait problemlerle uğraşan felsefe dalına bilgi felsefesi denilmektedir.

Bilgi felsefesinin temel kavramları

Bilgi felsefesinin temel kavramları olarak karşımıza Süje, Obje, Doğruluk, Gerçeklik ve Temellendirme gibi kavramlar çıkmaktadır.

Bilgi Felsefesinin Temel Soruları

Epistemoloji (bilgi kuramı) olarak da bilinen bilgi felsefesi ile ilgili temel sorular; doğru bilginin imkânı, bilginin değeri ya da doğruluğu, bilginin kaynağı ve bilginin sınırları gibi konulara yönelik sorulardır.

Doğru bilginin imkânsızlığı: Septisizm

Septisizm (şüphecilik): Doğru bilginin mümkün olmadığını savunan görüştür. Septisizmin bunu savunurken dayandığı temel, duyu deneyine dayanan deneysel bilginin bilgi olarak verdiği güvensizliktir.

Ünlü sofist Protagoras ( m.ö. 480 -410), “İnsan, hem var olan hem de var olmayan her şeyin ölçüsüdür” derken doğrulukların kişilere göre değiştiğini ve herkes için değişmez doğruların bulunmadığını söylemek istemektedir.

Bir başka sofist Gorgias da ( m.ö. 483 -375) şüpheciliği nihilizme (hiççilik) götüren anlayışını şöyle ifade eder: “ Hiçbir şey var değildir. Var olsaydı bile bilinemezdi. Bilinseydi bile başkasına bildirilemezdi”

Descartes’ın (1596 -1650) metodik şüphe anlayışının temelinde açık seçik bir bilgiye ulaşmak amacı yatar. O, şüpheyi ortadan kaldırmak için şüpheden hareket eden bir düşünürdür.

Doğru bilginin imkânı: Bilginin kaynağı

Bilginin kaynağı konusunda rasyonalizm, ampirizm, kritisizm, analitik felsefe, pozitivizm, entüisyonizm, pragmatizm ve fenomenoloji gibi anlayışların geliştiğini görmekteyiz.

Rasyonalizm ( Akılcılık): Rasyonalizm anlayışına göre bilginin kaynağı akıldır, bilgi akıldan doğar. Rasyonalizmin bilgi modeline göre bilgi, kesin, genel geçer ve zorunlu olmalıdır. Böyle bir bilgiyi bize ancak aklımız sağlayabilir.

Empirizm/Ampirizm ( Deneycilik): Bilginin mümkün tek kaynağının deney olduğunu,deneyden bağımsız ve deneye dayanmayan bir bilginin söz konusu edilemeyeceğini savunan bir anlayıştır.

Kritisizm ( Eleştiricilik): Eleştiricilik veya eleştiri felsefesi, insan aklının gücü ve sınırlarını bilmeye, bilgiye yönelik bir analize ve insanın neyi bilip neyi bilemeyeceğini belirlemeye dayanan bir araştırmadır.

Entüisyonizm ( Sezgicilik): Sezgicilik, bilginin akıl veya duyumlarla değil, sezgi yoluyla elde edilebileceğini savunan felsefî akımdır. Bergson’a göre sezgi, zekânın karşıtıdır. Zekâ, hareketsiz, statik bir varlık olan maddeyi bilebilir, ama hayatı bilemez. Çünkü hayat ancak zaman içinde kavranabilir.

Pozitivizm ( Olguculuk): Pozitivizm, araştırma alanı olarak sadece olguları görür. Dolayısıyla bilginin kaynağı olarak da olguları kabul eder. Olgulara dayanmadığını iddia ettiği metafizik alanı imkânsız görür ve bu alana ait açıklamaları da yararsız bulur.

Comte’a göre biz ancak duyuların sağladığı gerçekleri, olguları bilebiliriz. Bu bilgi, olayların özünü ve gerçek nedenlerini değil, olayların yasalarını, bu yasaların bilgisini vermektedir. insan zihni, dolayısıyla insanlık ve toplumsal zihniyet üç dönemden geçmiştir. Onun üç hal yasası olarak nitelendirdiği bu dönemler şunlardır: Teolojik dönem; Metafizik dönem, Pozitif dönem.

Analitik felsefe ( Çözümleyici felsefe): 20. yüzyılın başlarında felsefeyi epistemolojiye, mantığa ve dil çözümlemelerine indirgeyen felsefî görüşe analitik felsefe ( çözümleyici felsefe) denir.

Wittgenstein, Tractatus adlı eserinde şu ana tezi ileri sürer: Dil ile dünya aynı mantıkî yapıya sahiptir ve dünya nesnelerin değil olguların toplamından ibarettir.

Pragmatizm (Faydacılık): Pragma sözcüğünden türetilen pragmatizm , bir iş ve eylem felsefesi olarak karşımıza çıkar. İş ve eylemden kastedilenin hayat olduğu düşünülürse, pragmatizm bir hayat felsefesidir, insan hayatının felsefesidir.

James’e göre, “Şimdiye kadar doğrular keşfedilir sanılırdı, oysa doğrular icat edilir.”

Fenomenoloji (görüngübilim): Fenomenolojik yaklaşım, tek gerçek olarak insanın bilebileceği varlığı yani fenomeni konu olarak alır ve bunun bilgisine ulaşmayı amaçlar.

Husserl için fenomenoloji, olayların özüne ulaşmak için bir yöntem ve bu öze ulaşma çabasıdır. Fenomenlerin kavranabilmesi için onların olgulardan, duyu algılarından, duyusal yaşantılardan temizlenmesi, ayıklanması gerekir. Husserl bu ayıklama işlemine paranteze alma demektedir.

Doğru bilginin ölçütü nedir?

Doğru bilginin ölçütlerinin neler olduğu konusunda farklı ölçütler önerilmiştir:

Uygunluk Ölçütü: Doğru bilgiyi doğru kılan ölçüt, düşüncenin ve gerçekliğin uygunluğudur.

Tutarlılık Ölçütü: Bu ölçüte göre düşüncenin gerçekliğe uygunluğundan ziyade, düşüncelerin kendi aralarındaki tutarlılığı doğruluğun ölçütüdür.

Tümel Uzlaşım: Bu ölçüte göre, herkesin veya çoğunluğun kabul ettiği bilgiler doğrudur. Bir ifade, bir işlem, bir yargı üzerinde ortak kabul, bilginin doğruluk ölçütü olarak görülmüştür.

Apaçıklık (Açık -Seçik): Bu ölçüte göre bir ifadenin doğruluğu, onun apaçık olmasına bağlıdır. Onun apaçık olması hem açık ve seçik olmasına, hem de şüphe edilmeyecek kesinliğe sahip olmasına bağlıdır.

Yarar Ölçütü: Bu ölçüte göre bir yargının doğruluğu pratikte verdiği yararla özdeşleştirilir.