Varlık Felsefesi
Varlıklarını bizim algılarımızda bulmayan dış dünyada duyu organlarımızla algıladığımız türden var olanlara gerçek varlık denilmektedir.
İnsan zihninden bağımsız olarak var olan bu türden varlıkların yanı sıra, insan zihninin ürünü olan, insan zihnine bağımlı olan varlıklar da söz konusudur. Yani bunlar insan zihninin yaratılarıdır. . Bunlara düşünsel veya ideal varlık adı verilmektedir.
İnsan zihninden bağımsız olarak var olan bu türden varlıkların yanı sıra, insan zihninin ürünü olan, insan zihnine bağımlı olan varlıklar da söz konusudur. Yani bunlar insan zihninin yaratılarıdır.
Varlık Felsefesinin Konusu Ve Kavramları
Varlık felsefesi genel bir tanımla, kendisine konu olarak varlığı alan bir felsefe disiplinidir.
Bu alanın temel kavramları olarak da varlık ve var olan, oluş, varlık -oluş ilişkisi, töz, görünüş ve gerçeklik, ideal varlık -gerçek varlık gibi kavramları sayabiliriz.
Varlık Kavramına Yaklaşımlar
Bilim Açısından Varlık
Bilime göre varlık, dış nesnel gerçeklikte var olan her türlü olgusal ve somut şeydir. Böylece bilim, varlığa realist bir açıdan yaklaşır. Realizme göre insan zihninden bağımsız bir dış dünya gerçekliği, bir varlık alanı vardır.
Bilimler varlığı akıl yoluyla ele alıp açıklama yoluna giderler. Bilim insanı için varlık, akıl yoluyla bilinebilen ve ölçülebilen maddî nitelikteki nesnelerdir.
Felsefe Açısından Varlık
Bilimin tartışmasız olarak kabul ettiği, gerçekliğinden şüphe etmediği nesnelerin varlığı, felsefe açısından ciddi bir araştırma konusudur.
Bu masanın varlığı nedir? sorusunu daha da genişletip pekala ‘Varlık nedir?’ diye sorabiliriz. İşte varlık ile ilgili soruyu soran ve varlığın ne olduğunu açıklamak isteyen, böyle bir uğraşı kendisine problem olarak alan felsefeye metafizik ya da ontoloji adı verilir.
Metafiziğin konusu, duyularla kavranamayan mekân ve zaman dışı hiçbir zaman değişmeyen ve daima kendi kendisi ile aynı kalan özler ya da ideal varlıklardır
Metafizik-Ontoloji
Metafiziğin üç ana konusundan bahsedebiliriz:
- ‘Varlığın varlık olmak bakımından bilimi’ ve ‘var olana ilişkin aklî ve kavramsal bir araştırma’ olarak tanımlayabileceğimiz ontolojidir.
- Metafiziğin ikinci bölümü teolojik, ‘var olmak için kendisinden başka hiçbir şeye ihtiyaç duymayan varlık’ olarak töz araştırmalardan oluşur.
- Üçüncü olarak bütün araştırmaların temelinde bulunan ilk ilkelere ilişkin araştırmalar metafiziğin konularını oluşturmaktadır.
Ontoloji Açısından Varlık'ın Var Olup Olmadığı
Varlık'ı Reddeden Anlayış: Nihilizm
Nihilizm, hiççilik anlamına gelmektedir. Nihilizm, genel olarak, düşüncenin veya hayatın birçok yönünün inkârı veya olumsuzlamasıyla kendini gösteren bir felsefedir.
Öte yandan nihilizm, her türden ahlâkî, dinî, siyasî ve toplumsal değerden yoksun olma hali olarak da kendini gösterir.
Önemli bir nihilist düşünür olarak karşımıza Friedrich Nietzsche çıkmaktadır. Ona göre nihilizm, bizim bütün yüksek değerlerimizin sona erdiğini ileri süren bir mantıktır.
Nihilist anlayışın daha eski bir şekline Taoizm’de rastlamaktayız. Taoizm’in anlayışına göre dış dünyadaki varlıklar karşıtlıklar içinde olup, gerçekte var olmayan görünüşlerdir, aldatıcıdır ve varlıktan yoksundurlar.
Varlık’ı Kabul Eden Anlayış: Realizm
Varlığın var olduğunu kabul eden, bu anlamda ‘varlık vardır’ diyen anlayışların temelinde Realizm (gerçekçilik) anlayışı yatmaktadır. Bu öğretinin özel örneklerinden biri ‘Ontolojik Realizm’dir.
Ontolojik realizme göre varlık gerçekten vardır ve bu, insan zihninden tamamen bağımsız olarak var olmaya devam etmektedir.
Varlık'ın Ne Olduğu Konusunda Farklı Yaklaşımlar
Oluş Olarak Varlık
Varlığı oluş olarak gören anlayışın ilk temsilcisi ilkçağ filozoflarından Herakleitos’tur. XX. yüzyılda varlığı ‘oluş’ düşüncesiyle açıklayan düşünür ise Whitehead olmuştur.
Varlığın oluş olduğunu ileri süren bir filozof olarak Whitehead için temel sorun ilişkiler sorunudur.
İdea Olarak Varlık
Varlığı idea olarak gören bir düşünür de Platon’dur.
Platon iki evrenin var olduğu düşüncesinden hareket eder. Biri görünüşler yani fenomenler âlemi, diğeri ise idealar âlemidir.
Varlığın zihnin algıları olduğunu ileri süren G.Berkeley;
Varlığı Tanrı’dan bir taşma (sudûr,emanasyon) olarak kabul eden Fârâbî);
Varlığı idea olarak gören ancak ideayı ‘form’ adıyla varlığın içine yerleştiren Aristoteles;
Varlığı idea olarak kabul eden ve ideayı tin, mutlak zihin ya da Geist terimleriyle ifade eden Hegel gibi düşünürler de varlığı idea olarak gören anlayış içinde değerlendirilmelidir.
Madde Olarak Varlık
Materyalizm, bilinç ve ruhsal (tinsel) varlık da dâhil, bütün var olanların özünün madde olduğunu ve maddenin dışında başka bir varlık bulunmadığını kabul eder.
Varlığı madde kabul eden düşünürlerden Hobbes’a göre doğru düşünmek; birleştirilmesi gerekeni birleştirmek, ayrılması gerekeni ayırmaktır. O halde felsefe cisimleri konu almalıdır.
Maddeciliğinin önemli temsilcilerinden biri de ‘Mekanik Maddeci’ anlayışıyla La Mettrie’dir. İnsanı ‘Makine İnsan’ kavramıyla ifade eden ve bu adla bir de eser yazan La Mettrie, insanı doğanın bir parçası olarak görmektedir.
Marks’a göre doğada ve toplumda ortaya çıkan her varlık, her oluşum, kendi içinde zıddını taşımaktadır. Tez ve antitez olarak adlandırılan bu zıtların çatışmasından ise sentez ortaya çıkar.
Hem İdea Hem Madde Olarak Varlık
Varlığı hem düşünce hem de madde olarak gören anlayışa düalist varlık anlayışı denilmektedir.
Düalist düşüncenin önemli düşünürleri olarak Aristoteles ve Descartes’ı gösterebiliriz.
Aristoteles’in madde -form öğretisine göre var olan her şeyin dört nedeni bulunmaktadır: Maddî neden, Formel Neden, Fail (Etken Neden, Ereksel Neden.
Descartes’a göre varlıkta iki töz (cevher) vardır. Biri ruh, diğeri ise maddedir. Ruhun öz niteliği düşünmek, maddenin öz niteliği ise yer kaplamaktır.
Fenomen Olarak Varlık
Modern fenomenolojinin kurucusu E.Husserl’dir.
Fenomen ‘görünen şey’ anlamına gelmesine rağmen Husserl’in fenomenden anladığı, görünmeyen saf bilinç olayıdır.