Dil Felsefesi
Dil felsefesi odağına “anlam” konusunu alarak, bir kelimenin “ne anlama geldiğini” değil, bir kelimenin “neyi anlattığı” üzerine sorular sorarak araştırmalarını sürdürür.
Dil Felsefesi Nedir?
Dil felsefesini tanımlamadan önce dilin ne olduğuna ilişkin kısa bir bilgi edinmek, bu alanda yapılan felsefi konuşmaların neden gerçekleştiğini anlamayı da kolaylaştıracaktır. Bir iletişim aracı olan dil, insanlar arası ilişkilerde iletişimi sağlayan öğeler olan sözcük, jest, mimik veya vücudun hareketlerine bağlı şekilde ortaya çıkan anlamları ifade eder.
Dil Felsefesi'nin Temel Kavramları
Anlam
Anlam sorunu, dil felsefesinin ilgilendiği başlıca sorundur. “Anlam nedir?” sorusuna cevap arayan dil filozofları arasında, dildeki en küçük anlamlı birimin sözcükler olduğunu öne sürenler “sözcük atomcusu” diye nitelendirilmektedir. İkinci gruptakiler ise, en küçük anlamlı birimin cümleler olduğunu iddia eden “cümle atomcuları” dır.
Sentaks (Sözdizimi)
Basit anlamda söz dizimi anlamına gelen sentaks, doğal dillerdeki sözcüklerin cümle içindeki konumlarına, cümleyi oluşturan kelimelerin yapısına, kelimelerin cümle içindeki sıralanışına, kelimelerin görevlerine dikkat ederek, nihayetinde cümlenin bütün olarak yapısını kelimleler üzerinden inceleyen bir dilbilim dalıdır..
Semantik (Anlambilim)
Dil felsefesinin bir diğer temel alanı olan semantik ise anlamı odağa alarak, sözcüklerin nasıl anlam kazandığı, bir araya geldiklerinde oluşturdukları tamlamaları veya cümle içerisinde kullanılan birçok öğenin oluşturduğu anlama ilişkin olarak araştırma yapar. Kelimelerin tam anlamı ve birbirleriyle olan ilişkileriyle ilgilenen semantik, dilbilimsel alanda var olan işaretlerin ve bu işaretlerin oluşturduğu dizilerin anlamını incelemeye çalışır.
Pragmatik (Edimbilim)
Anlambilimine yardımcı bir alan ve yine dilbilim alanında da diğer önemli bir kavram olarak pragmatik, işaretlerin kullanımı, yani işaretler ve onları kullananlar arasındaki ilişkiyi incelemeye çalışır
Dil Felsefesi Kuramları
Özncelcilik (Subjectivism)
İnsan, düşüncelerinin oluştuğu yer olan zihin sayesinde, olayları, durumları vb. şeyleri düşünür, onlar hakkında kendi kendine sorular sorar, merak eder, kavrar ve konuyla ilgili olan biteni zihin sayesinde anlar. Anlamak zihnin en önemli işlevlerinden biri olarak kabul edilir. Ancak anlamanın gerçekleşebilmesi için bilen bir özne ile bilinen bir nesneye ihtiyaç vardır.
Gerçekçilik (Realism)
Öznelci görüşe karşı çıkan Gerçekçilik, kelimelerin anlamının öznel olmasından kaynaklanan ve bu durumda iletişim kurma olanaksızlığına yol açan anlamın öznel değil, nesnel olması gerektiği görüşünü ileri sürer.
Doğalcılık (Naturalism)
Bilimsel bakış açısından hareket eden Doğalcılık, anlamı yine doğanın içinde arar. Yani kelimeler, onların oluşturdukları cümleler ve bu cümlelerin anlamı nasıl oluşturduğuna ilişkin soruları, yine doğanın içinde aramak gerektiğini vurgular.
Dışsalcılık (Externalism)
Temsilcilerinden bir olarak Hilary Putnam, bu görüşün gelişmesinde öncü rolüyle, anlamın kafada olmadığı ve kelimeleri kullanan insanların zihinlerine bağlı olarak değil, dış dünyada olan şeylerle ilgili olarak oluştuğu kanaatini taşır.
Davranışçılık (Behaviorism).
Pozitivizm temelli olan Davranışçılık, soyut bir anlamı tamamen reddeder. Çünkü deneysel olarak gözlenemeyen hiçbir şeyi kabul etmez.
Doğrulamacılık (Verificationism)
Metafiziğe karşı olma gerekçesini klasik felsefe eleştirisi üzerinden ortaya koyan Doğrulamacılık, metafizik cümlelerin doğrulanabilir veya yanlışlanabilir durumlarının olmadığını dile getirir.
Bütüncülük (Holism)
Parçaların toplamından daha fazlasına gönderme yapan Bütüncülük Kuramı, cümlelerin anlamlı bir bütün oluşturmada önemli rol oynadığını savunur.
Dil Felsefesinde Öne Çıkan Düşünürler ve Kuramsal Çalışmaları
Gottlob Frege- Anlam ve Gönderme Kuramı
Felsefede analitik geleneğin ve mantığın öncüsü olarak nitelendirilen Gottlob, dil felsefesi üzerine makaleler yayınlayarak anlam üzerine düşünmüş ve yazmıştır.
Bertrand Russell- Atomculuk Kuramı
Mantıksal atomist olarak tanımlanan Russell, bir konunun özüne inmek için çözümleme yolunu tercih eder. Her şeyi çözümleyerek öyle bir yere varır ki, orada artık çözümlenecek bir şey kalmamıştır ve bunlar mantıksal atomlardır.
Ludwig Wittgenstein: Resim-Tasarım Teorisi ve Dil Oyunları
Dilbilim alanında önemli bir isim olarak öne çıkan Wittgenstein’ın düşüncelerini, mantıkçı-pozitivizmi destekleyen ve dili toplumsal bir kurum olarak gören iki farklı dönemde ele almak gerekir. Mantıkçı pozitivizmi desteklediği dönemde ortaya koyduğu dil anlayışı, “resim-tasarım” teorisi olarak nitelendirilir. İkinci dönemde ise bu mantıkçı pozitivist çizgiyi terk ettiği ve bir bakıma bu düşünceleri tekrar gözden geçirerek dili toplumsal yönüyle ele alır. Mantıkçı-pozitivist çizgiyi terk ettiği döneme ise “dil oyunları” kavramıyla açıklık getirir.