CE Uygunluk İşaretinin Ürüne İliştirilmesine ve Kullanılmasına Dair Genel Esaslar
CE işareti Avrupa’ya uygunluk anlamını taşır. CE işareti bir kalite işareti değildir, ürünün ilgili direktiflerce belirlenen tüm şartlara uygun olarak üretildiğini ve kontrol edildiğini gösterir. AB’de teknik mevzuat uyum çalışmaları 1961 yılında başlamıştır. 1969 yılında klasik yaklaşım ortaya konmuştur. Temel ilkesi, mevzuat düzeyindeki teknik kurallar ile bu kurallarla aynı etkiye sahip standartların tümünün uyumlaştırılmasıdır. 1985’e kadar AB, mevzuatını teknik ürünlere ait imalat spesifikasyonlarına uygun hâle getirmek için gayret göstererek teknik engelleri kaldırmaya yönelik sürekli çaba göstermişti. Bu çerçevede AB, üye ülkeler arasındaki teknik düzenleme farklılıklarından kaynaklanan ticari engelleri kaldırmak üzere 1985 yılında “Yeni Yaklaşım” olarak adlandırılan yeni bir standardizasyon politikası benimsemiştir. “Yeni Yaklaşım” politikasıyla ulusal çalışmaların daha şeffaf hâle getirilmesi, standardizasyon faaliyetlerinin güçlendirilmesi; özellikle sağlık, güvenlik, tüketicinin ve çevrenin korunması gibi toplum yararını gözeten temel gereklerin belirlenmesi hedeflenmiştir. Ayrıca, ürünlerin tek tek standartlarının uyumlaştırılması yerine, birbirine benzeyen ürünlerin aynı grupta toplanarak asgari güvenlik koşullarının sağlanması amaçlanmıştır. CE İşareti "Avrupa’ya Uygunluk" anlamını taşır, Fransızca "Conformité Européenné" İngilizce “European Conformity” olarak ifade edilmekte ve ürün üzerine kelimelerin baş harflerinden oluşan CE etiketi iliştirilmektedir. CE, bir ürün ya da ürün grubunun AB'nin sağlık, güvenlik, çevre ve tüketicinin korunması için oluşturulmuş olan normların uygunluğunu vurgular. Ürün direktifleri, hangi ürünün ne tür temel şartları karşılaması gerektiğini ve/veya çevre ve tüketicinin korunması konusunda ürün direktifleri olarak bilinen temel şartlara hangi performans seviyesinde olması gerektiğini belirler.
Klasik Yaklaşım'ın en büyük eksikliklerinden biri de ülkelerin uyguladığı test yöntemleri ve belgelendirme faaliyetlerinin uyumlaştırılmasını öngörmemesidir. Sadece teknik düzenlemelerin uyumlu olması, malların serbest dolaşımı açısından yeterli olmayacağından Avrupa Birliği, 1989 yılında test ve belgelendirme konularını kapsayan Global Yaklaşım Politikasını benimsemiştir. CE işareti ürüne konurken genel olarak şu süreç sonucunda işaret ürüne iliştirilir: Direktif/direktifler ve standartlar belirlenir, modül tespit edilir, onaylanmış kuruluş seçimi yapılır, teknik dosya ve dokümanlar hazırlanır, uygunluk beyanı yapılır ve CE işareti ürün üzerine yerleştirilir.
İmalatçı veya ithalatçıların ürünlerini pazara sunabilmeleri için, bir teknik dosya hazırlamaları gerekmektedir. Teknik dosya, ürünün ilgili teknik düzenlemelerde belirtilen gereklere uygun olarak üretildiğini gösteren, içerisinde rapor ve belgelerin bulunduğu, ürünlerin tasarım, üretim ve çalışması ile ilgili bilgileri içeren dosyadır.Yönetmeliklere uygun olmayan durumun tespit edilmesi hâlinde, ürünün imalatçısı veya Türkiye’deki yerleşik yetkili temsilcisi, ürünün CE uygunluk işaretiyle ilgili hükümlere uygun olmasını sağlamakla ve yapılan bu ihlali sona erdirmekle yükümlüdür. Uygunsuzluğun devam etmesi hâlinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı kanunlarla kendisine verilen yetkiler çerçevesinde, söz konusu ürünün piyasaya arzının kısıtlanmasına veya yasaklanmasına ya da piyasadan çekilmesine ilişkin tüm önlemleri alır. Piyasaya arz edilecek yeni ürünlerin ilgili teknik düzenlemeye uygun olması zorunludur. Bu hüküm, kullanılmış olmakla birlikte değişiklik yapılarak piyasaya tekrar arz edilmesi hedeflenen ürünler ile Avrupa Birliği üyesi ülkeler dışındaki ülkelerden ithal edilen eski ve kullanılmış ürünlere de uygulanır. Üretici, piyasaya sadece güvenli ürünleri arz etmek zorundadır. Teknik düzenlemelere uygun ürünlerin güvenli olduğu kabul edilir. Teknik düzenlemenin bulunmadığı hâllerde ürünün güvenli olup olmadığı; ulusal veya uluslararası standartlara, bunların olmaması hâlinde ise söz konusu sektördeki iyi uygulama kodu veya bilim ve teknoloji düzeyi veya tüketicinin güvenliğe ilişkin makul beklentisi dikkate alınarak değerlendirilir.