Sanatta Anlam ve Biçim

Sanat eserinden hoşlanmak için herhangi bir şeye ihtiyaç duyulmaz. Çünkü sanat bizi bu dünyadan alıp estetik sayesinde duygular dünyasına taşır. İnsan sanat sayesinde bir an bile olsa dünyevi işlerden uzaklaşır. Bir dönemin sanatını değerlendirebilmek için o dönemin temel özelliklerini toplumsal şartlarını, düşünce biçimlerini, dinsel, ahlaki ve siyasi özelliklerini bilmek gerekir. Çünkü sanat bir toplumun ortak duygu ve düşüncelerinin ifadesidir.

Sanat her dönem aynı kalmamış zaman zaman değişime maruz kalmıştır. Sanattaki bu değişmeler sanatçının içinde yaşadığı toplumsal kurumların değişmesiyle birlikte kendini göstermiştir. Sanat bu değişmelerden hem anlam ve içerik hem de biçim bakımından etkilenmiştir. Anlam ve İçerik sanatçının düşüncesini oluştururken, biçim de düşüncenin amacına ulaşmasında bir araç işlevi görmüştür.

Anlamlı olan belli bir konuda anlaşılmış olandır.Bir başka deyişle bir şeyin gösterdiği ya da dile getirdiği kavramlar bütünü veya dildeki göstergelerin ifade ettiği şey olarak tanımlanır. Algılanmayan dünya olmayan bir dünyadır. Anlam algılanmanın bir ürünüdür. Algıladığımız şeyler vardır. Algılama var olmanın ve bilincin temel şartıdır. Algı yoksa var oluş biter. Bir şeyin anlamlı olabilmesi için bilince ulaşması gerekir.

Sanatın önemli bir unsuru olan anlam veya içeriğin ortaya çıkması ile sanat eserinin oluşma süreci başlamış olur. Alımlayıcının bir sanat eserini algılaya bilmesi bu sürece bağlıdır. Birtakım sanat türlerinde biçimin algılanması şarttır. Biçim algılanmadan alımlayıcının o eseri anlaması, yorumlaması, haz duyması ve onun karşısında duygulanması mümkün değildir. Çünkü biçim ve içerik belirli bir düzen doğrultusunda oluşturulmamışsa sanat eseri biçim kazanmamış demektir ki böylece sanat eseri beklenen estetik duygudan yoksun kalacak demektir. Anlam veya İçeriğin biçime dönüşmesi, soyut değerin somut hale gelmesidir.

Antik Yunan felsefesinde, evrende her şey ideaların birer yansıması olarak kabul edilmişti. Her şeyin insanların faydalanması için var olduğu düşüncesi, insanı merkeze alan idealist bir anlayış beraberinde getirmiş ve bu durumda ideaların taklit edilmesine dayalı bir sanat anlayışını doğurmuştur. Bundan dolayı da sanatçı anlam ve içerik olarak toplumun inançlarını dikkate almış ve bunlara ait ifadeleri biçimlendirerek somutlaştırmıştır.

Ortaçağda ise sanat tamamen kilisenin etkisi altında kaldığı için sanatçılar bütün eserlerini kilisenin belirlediği anlam ve içeriğe göre biçimlendirmekte idiler.

Rönesans hareketi ile artık insan kilisenin etkisinden yavaş yavaş kurtulmaya başlamıştı. Artık insanın aklı ön planda tutulmaya başlamıştı. Bu gelişmeler ister istemez sanat alanında da etkisini göstermeye başladı. Artık birileri için sanat yapma dönemi etkisini kaybediyordu.

Bireyin ve sanatçının kendini özgür hissetmesi ve kendisinin içerik ve biçimini oluşturduğu eserlerini romantizm akımının etkisiyle ortaya koymaya başlamıştır.

Romantizmle başlayan bu değişim endüstri devrimi ile daha da hızlanmıştır. Bu endüstri devrimi yeni yaşam biçimleri oluşturmaya başlamış bu da ister istemez yeni düşünceler ve yeni sanat anlayışlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur.

20. yüzyılı düşünce ve dünya tarihi açısında önemli bir yere sahiptir. Bu yüz yılda akla gelebilecek her alanda yenilik akımları başlamış, toplumları etkileyen düşünce biçimleri gelişmiş, dünya açısından önemli sayılabilecek iyi ve kötü birçok değişim ve gelişim gerçekleşmiştir. 20. yüz yıla birlikte insanlık tarihi yeni bir sayfa açmıştır diyebiliriz. Sanatta bu değişimden etkilenerek kendine has yeni davranış biçimlerini oluşturmaya başlamıştır.

20. yüz yılda sanatçının biçimi oluştururken özellikle beğenilme kaygısını taşımamaktadır. Bunun içinde yeni biçimler oluşturma çabası artmış olacaktır. Özellikle bu anlamdaki düşünce yapısının oluşmasında 1910 ve 1930 yıları arasındaki sürecin büyük bir etkisi olmuştur. Özellikle bu çağda Ekspresyonistler doğadaki çarpıklıkları dile getirmiş, Fovislertler aşırı ve şiddetli renklere başvurmuştur. Kübizm mantık süzgecinden geçirdikleri nesneleri parçalayarak eserlerini oluşturmuştur.