Eski Mısır’da Orta Krallık ve II. Ara Dönem
Orta Krallık olarak bilinen zaman dilimi, yaklaşık MÖ 2050 ile MÖ 1650 yılları arasına tarihlendirilmiştir. Bu tarihler, 11. Hanedan'ın kuruluşundan 14. Hanedan'ın yıkılışına kadar geçen dönemi kapsamaktadır.
Mısır’ın 11. Hanedanlığı, güney Mısır’daki Teb kentindeki krallar tarafından kurulmuştur. Mısır’ın parçalanmışlığının devam ettiği bu dönemde bu üç kralın “Ra’nın oğlu” unvanını kullanarak Intef ismini kullandıkları görülmektedir. İsimleri Intef olan ve Tanrı Horus’un krallık iddialarını doğruladığını belirten bu üç kraldan sonuncusu olan II. Mentuhotep’in Orta Krallığın kurucusu olduğu kabul edilmektedir. (M.Ö. 2050)
II. Mentuhotep’in yönettiği bölge, Birinci Çağlayan’dan Yukarı Mısır’ın onuncu nomuna kadar uzanmaktaydı. II. Mentuhotep’in Mısır topraklarının tamamını yönetmeye başlaması için seferler düzenlemesi gerekmiş ve bu seferler birkaç yılını almıştır.
II. Mentuhotep, günümüz Libya çöllerinde bulunan Tjemehu ve Tjehenu kabilelerinde karşı bir batı yönlü bir askerî sefer düzenletmiştir. Sonrasında günümüz Sina Yarımadası’nda yaşayan göçebe Mentjiu kabilesi üzerine büyük bir ordu göndermiştir. Sina Yarımadası’nın elde tutulmasına büyük önem veren II. Mentuhotep, buradan gelebilecek büyük bir göç dalgasının önüne set çekmeye çalışmaktaydı.
II. Mentuhotep’in oğlu III. Mentuhotep'in saltanatı sadece on iki yıl sürebilmiştir. Bu on iki yıllık süre zarfında babasının başladığı işleri tamamlamaya gayret gösterse dahi kendi mezarını, hayatta kaldığı süre içerisinde tamamlatamamıştır. Yine de III. Mentuhotep, babasının büyük bir ileri görüşlülük ile başlamış olduğu Doğu Deltası ve Sina Yarımadası’nda, kuzeydoğudan gelebilecek bir göç dalgasına hazırlık için başlatılan kale inşaatlarını sürdürmüştür.
III. Mentuhotep’in MÖ 1998 yılında ölümü ile Mısır ülkesi bir anda karışıklık içerisinde kaldı. 11. Hanedan'ın son kralı olan IV. Mentuhotep’in sadece yedi yıl ülkeyi yönetebildiği düşünülmektedir.
11. Hanedanlığın sona ermesi IV. Mentuhotep’in yerine III. Mentuhotep döneminde vezirlik yapmış olan I. Amenemhat’in yönetimi muhtemelen barışçı yollarla devralması ile gerçekleşmiştir.
I. Amenemhat, hanedanlıkların geçişi esnasında oluşan otorite boşluğunu fırsat bilerek bağımsız davranmaya başlayan yerel yöneticileri de merkezî otoriteye bağlamak için yeniden organize ettiği ordusunu kullanmıştır.
I. Amenemhat’in ölümünden sonra tahta geçen I. Senusret, öncelikle babasının ölümüne neden olan komplocuları ortadan kaldırmıştır.
I. Senusret’den sonra Mısır tahtına II. Amenemhat’in geçtiği bilinmektedir. II. Amenemhat’in dönemi Mısır için bir barış çağıdır. II. Amenemhat’den sonra Mısır kralı olan II. Senusret dönemi de bir barış çağıdır.
II. Senusret’in barış dönemini takiben Mısır tahtına III. Senusret geçmiştir. III. Senusret, önceki dönemlerde devam eden barış politikasını bir kenara bırakmış veya bırakmak zorunda kalmıştır.
III. Senusret’in ölümünün ardından Mısır tahtına geçen III. Amenemhat, ilk dönemlerinde askerî güce dayalı dış politikayı devam ettirmiştir. III. Amenemhat’in büyük bir zenginlik ile geride bıraktığı Mısır, IV. Amenemhat’in döneminde hızlı bir çöküş yaşamıştır.
12. Hanedan'dan sonra teorik olarak Mısır’da Orta Krallık Dönemi sonra ermiş ve İkinci Ara Dönem başlamıştır. İkinci Ara Dönem'de kralların saltanat süreleri değişiklik göstermesine rağmen hiçbirinin Aşağı ve Yukarı Mısır’ı bir arada yönetemediği görmekteyiz. 13. Hanedanlığın başından 17. Hanedanlığın sonuna kadar süren bu ara dönemde, Mısır’ın farklı bölgelerinde hüküm süren bu hanedanlar arasında hakimiyet mücadeleleri yaşanmıştır. Özellikle Hiksos krallarına atfedilen 15. ve 16. Hanedanların zamanı, güneydeki yerel hanedanlar arasında en sert mücadelenin geçtiği dönem olmuştur.
Orta Krallık Dönemi'nin sonlarında uzun süreli kuraklık ve yönetim zafiyetleri, alınmış olan bu tedbirlerin gevşemesine yol açmıştır. Bu durum, komşu bölgelerdeki halkların Mısır’a göçünün önündeki askerî otorite engelini kaldırmış ve Sina Yarımada’sını aşan insan grupları hızla Delta bölgesine yerleşmeye başlamıştır.
Bu insan gruplarının tek bir etnik kimliğe mensup olup olmadıkları, uzun süreden beri tartışma konusu olsa dahi gelen insanların kültürleri üzerinde yapılan araştırmalar göç ile gelen grupların Doğu Akdeniz kıyılarında yaşayan birbirinden farklı etnik unsurlardan oluştuğu daha kabul görür hâle gelmiştir.
Hiksosların zamanla Mısır’ın gelişmiş medeniyeti karşısına boyun eğmek zorunda kalmış, öncelikle Mısır yaşam biçimini benimsemiş, sonrasında ise kadim Mısır Tanrılarına inanmaya başlamışlardır.
Mısır’ın kadim Tanrılarına inanan ve yerel kültürü benimseyen Hiksosların, coğrafyanın getirmiş olduğu tarımsal yaşam biçimini yaklaşık iki yüzyıl boyunca sürdürdükleri görülmektedir. Bu dönemde Delta bölgesinin kralları Hiksos kökenli olmasına rağmen göçle gelen insan topluluğunun evlilikler yolu ile yerel halkla kaynaştığı ve oluşan yerel kültürün içinde kaybolduğu bilinmektedir.
Kamose, önemli bir askerî merkez ve şehir olan Nefrusy’i almış ve Hiksosların kraliyet kenti olan Avaris dışındaki bölgeleri merkezî Mısır krallığına bağlamayı başarmıştır. Kamose’nin büyük mağlubiyete uğrattığı Hiksosları, Mısır’ın dışına atmayı başaran Ahmose’nin hayatı da savaşlarla geçmiştir. Birçok yıpratma savaşından sonra doğrudan Avaris üzerine ilerlemiş ve şehri uzun bir kuşatmanın ardından ele geçirmiştir.
Mısır’daki Hiksos yönetiminin bitmesiyle İkinci Ara Dönem sonlanmış olduğu kabul edilmektedir. Mısır tarihinin en buhranlı zamanlarından olan İkinci Ara Dönem’den sonra “Yeni Krallık” olarak isimlendirilen dönem başlamış ve Ahmose on sekizinci sülalenin ilk kralı olarak kayıtlara geçmiştir.