Roma Tarihi VI

Askerî Anarşi ve Dominatus Dönemleri

Askeri Anarşi Dönemi (MS 235-285)

Severus Alexander’ın ölümünden (MS 235) II. Claudius’un (MS 268-270) saltanatına kadar olan dönem, darbeler ve barbar istilaları ile karakterizedir. Gotların, Vandalların, Burgundların ve Gepidlerin hareketleri, Marcomanlar, Quadlar ve Sarmatların Roma sınırlarına itilmesine neden oldu. Bu göç dalgası Karadeniz ve Ege kıyılarında yıkıcı bir etkiye dönüştü. Germanlar ve Gallia’lılar ise Franklar ve Alamannlar tarafından birkaç kez yerlerinden edildiler. Bunlar Rhône Vadisi’ni geçerek Akdeniz’e kadar ulaştılar.

Doğu’da tehlikeli bir güç olarak yükselmeye başlayan Sasani İmparatorluğu (MS 224-651), kısmen liberal politikalarıyla geniş kitlelerin sempatisini kazandı. MS 252’de Sasani Kralı Şapur’un seferleriyle Mezopotamya kaybedilirken, Roma, Euphrates’e doğru geri çekilmek zorunda kaldı.

Bu zaman zarfında, yönetimsel alanla ilgili olarak sadece birkaç imparator inisiyatif kullandı. Bunlardan I. Philippus (MS 244–249), Severusların otoriteyi merkezileştirmesinin kusurlu olduğunu fark ederek çeşitli bölgelerde imparator yardımcısı olarak hizmet edecek görevliler atadı. Valerianus (MS 253–260) ve Gallienus’un (MS 253-268) ortak yönetiminde ise ciddi tehditler karşısında birden fazla cephede imparatorluğun tek bir hükümdar tarafından yönetilemeyeceği görüldü. Gallienus’un oğullarının Caesar rütbesine yükseltilmesiyle sorumluluk hükümdarlar arasında paylaşıldı.

Hristiyanlığın Roma yönetimi altında gelişmesi ise sancılı oldu. Roma geleneklerini restore etmeye çalışan Decius (MS 249-251), Hristiyanlara acımasızca zulmetti. Valerianus ise MS 257’de inançlarından dönmeyen Hristiyanların infazını emreden imparatorluk çapındaki ilk fermanı çıkardı.

Illyria’lı imparatorların yönetiminde yaşanan toparlanma evresi, MS 270’ten 284’e kadar sürdü. İç isyanları bastırıp barbar akınlarını durduran Aurelianus (MS 270-275) imparatorluğun birliğini yeniden sağladı ve ekonomiye belirli bir düzen getirdi. Probus (MS 276–282) ise Got, Alamann ve Frankların Gallia ve Tuna eyaletlerine yerleşmelerine izin verdi.

Dominatus Dönemi

Diocletianus’la (MS 284-305) başlayan bu dönemde, yönetimsel alandaki en önemli reformlardan biri Tetrarkhia (Dörtlü Yönetim) sisteminin kurulması oldu. Tetrarkhia, iki gruptan oluşan bir imparatorlar topluluğuydu. En tepede kararları veren iki Augustus bulunurken ikincil konumda yönetimsel rolü olan daha genç iki Caesar yer almaktaydı.

Diocletianus, halk ve yöneticiler arasında daha verimli bir birlik oluşturmak için eyaletlerin sayısını çoğalttı. Equites sınıfından doğrudan imparatora bağlı olan vicarius’ların yönetiminde bir düzine dioecesis yeniden gruplandırılarak tanzim edildi. Artık Roma, imparatorluğun etkin başkenti değildi. Her imparatorun, imparatorluğu yönettiği bölgede kendi ikametgahı vardı. Trier, Milano, Sirmium ve Nikomedia başlı başına yeni başkentlerdi.

MS 296’da Diocletianus, eyaletlerde yeni bir vergi sistemini tanıttı. Buna göre, tüm toprak sahipleri tarafından ayni olarak ödenen arazi vergisi, arazinin kapsamına, kalitesine, yetiştirilen mahsulün türüne, yerleşimci ve sığır sayısına ve ekipman miktarına göre mali birimlerin değerlendirilmesi ile hesaplanacaktı. Her bir mülk parçasına iuga ve capita adı altında mali değer biçildi.

Diocletianus’un MS 303-304 yıllarındaki fermanlarıyla Hristiyanların ortak mülklerine el konuldu ve inançlarından dönmeyi reddedenler medeni haklarının kaybıyla ve hatta ölüm cezasıyla karşı karşıya kaldılar. Constantinus ve Licinius tarafından MS 313’te yayınlanan Milano Fermanı, Hıristiyanlara, inançlarını baskıdan uzak bir şekilde yaşamalarına fırsat verdi. Öte yandan Constantinus, evrensel bir inanç tesis etmek istedi. MS 325’te İznik Konsili’ni topladı.

Constantinus, finans ve para birimini yeniden düzenlemek üzere gümüş Miliarensis ve altın Solidus olmak üzere iki yeni parayı piyasaya sürdü. Constantinopolis adıyla yeni bir başkent kurdu.

Iulianus’un (MS 360-363) Constantinus’un dini politikasından ayrılarak geleneksel kültleri canlandırmaya çalışması, Hristiyanların nefretini kazanmasına neden oldu. Bu konudaki başarısızlıklarını, ölümüyle sonuçlanan MS 363’te Sasanilere karşı düzenlediği seferle telafi etmeye çalıştı.

I. Valentinianus (MS 364-375) ve Valens'in (MS 364-378) yönetimleri esnasında gerçekleşen Procopius isyanı, her iki imparatora da iktidarda kalabilmelerinin üst düzey devlet memurlarının çıkarlarına saygı göstermelerine bağlı olduğunu açıkça gösterdi.

Batıda Valentinianus, dış politikasında başarılı oldu. Tüm bu süre boyunca, baş generali Theodosius’un yardımıyla Britannia, Africa, Gallia ve Pannonia’da savaşıp isyanları bastırdı. Doğuda ise Valens, Armenia’nın kontrolü için Sasanilerle şiddetli bir mücadeleye girişti. Tuna’da, Vizigotlarla savaştı. Ostrogotların ve Greutinglerin Trakya’ya girmelerine izin verdi.