Travma Epidemiyolojisi
Travma epidemiyolojisi olay anını, olayın şeklini, vaka sayısını ve sonuçlarını kayıt altına alarak izlem çalışmalarına başlar. Amacı; travma nedenlerinin ortaya çıkarılması ve buna yönelik koruyucu önlemlerin oluşturulması ve geliştirilmesidir.
Günümüzde kaza ve travmalar ölüme neden olması, sakat bırakması, iş gücü kaybına neden olması ve yaşam kalitesi üzerinde olumsuz etkileri nedeniyle oldukça önemlidir.
Çoğu kez yanlış olarak birbirleri yerine kullanılan terimler olmakla birlikte “kaza” ve “travma” farklı kavramlardır. Kaza; önceden planlanmamış, beklenmeyen, ani olarak ortaya çıkan; yaralanma, hasar, insan ya da mal kaybı ile sonuçlanabilen ve önlenebilen bir olaydır. Kazalarda yaralanma olabilir ya da olmayabilir.
Travmaların oluş mekanizması bulaşıcı hastalıkların oluş mekanizmasında rol oynayan “hassas kişi (konakçı)”, “taşıyıcı”, “etken” ve “çevre” faktörleridir.
Travmaların saptanması, sonuçlarının değerlendirilmesi, travmalara yönelik kontrol önlemlerinin ve ilgili müdahale planlarının hazırlanmasında travmalar ile ilgili kişisel ve çevresel risk faktörlerinin tanımlanması önem taşımaktadır.
Travmaların oluşmasında rol oynayan kişisel faktörler; riskin bilincinde olmama, deneyimsizlik, bulma ve keşfetme merakı, risk alma davranışı, psikolojik uyumsuzluk, duygusal streste artma, yorgun olma, alkol kullanımı, uyuşturucu veya uyarıcı ilaç kullanımı, kişisel koruyucu kullanmama, yorgun ve/veya uykusuz araç kullanımıdır. Çevresel faktörler ise gerekli kanunların olmaması, mevcut kanunların uygulanmasında yetersizlikler, güvensiz çevre koşulları ve tehlikeli davranışlara özendirici reklamlardır.
Travma oranları özellikle gelişmekte olan ülkelerde yüksektir. Bunun nedenleri çalışma ortamlarının uygun olmayışı, gelir ve cinsiyet eşitsizlikleri, bakımsız kötü tasarlanmış yollar, trafik kurallarının yetersiz uygulanması, denetimsiz motorlu taşıtlar, acil tıbbi müdahale sistemlerinin eksikliği ve sınırlı sağlık altyapılarıdır.
Toplumda en sık görülen travma türleri kafa travmaları, spinal kord travmaları, toraks travmaları, ekstremite travmaları ve düşmelerdir.
Kafa travmaları, son yüzyılda gerek büyük savaşların yaşanması, gerekse teknolojik devrim ile birlikte motorlu araçların gelişmesine paralel olarak daha sık görülmektedir.
Spinal kord travmaları, ciddi mortalite ve morbiditeye sahip olması ve toplumda yarattığı fiziksel, psikososyal ve ekonomik etkileriyle çağımızın en önemli sağlık problemleri arasında yer almaktadır.
Toraks travmaları künt ve penetran travmalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
Ekstremite travmalarının en önemli nedeni trafik kazaları olup bunlar içinde araba ve motosiklet kazaları en önemli grubu oluşturmakta ve erkeklerde daha sık görülmektedir.
Düşme, özellikle yaşlı hasta grubunda önleyici uygulamalara rağmen, yaygın ve önemli bir halk sağlığı problemidir. Düşme sıklığı yaş ve bireylerin güçsüzlük durumu ile ilişkili olarak günümüzde giderek artmaktadır. Kadınlarda yaşa bağlı güçsüzlük, harekette sınırlılık, yalnız yaşama ve çoklu ilaç kullanımına bağlı ölümcül olmayan düşmeler erkeklere göre daha fazla görülmektedir.
Travmalardan korunma aktif ve pasif korunma yaklaşımlarını içermektedir. Pasif korunma, çevreye ve etkene yönelik girişimler ile kaza ve travmanın en aza indirgenmesidir. Örneğin; bir arabada hava yastığının olması, trafik kurallarının olması, yaşlılara yönelik ev koşullarının sağlanmasıdır. Aktif korunma ise kişinin bir olayda yaralanmamasına yönelik koruma önlemlerinin alınması ve uygulanmasıdır. Örneğin; emniyet kemeri kullanma, trafik kurallarına uyma gibi kişiye yönelik önlemler aktif korunma müdahaleleridir.
Travmaların önlenmesine yönelik güvenli toplum kriterlerinin oluşturulmasında temel gereksinimlerin sağlanması ve toplumda barış ortamının oluşturulması önemlidir. Aynı zamanda biyolojik, fiziksel ve kimyasal tehlikelerin kontrol altına alınması ve kişilerin fiziksel ve psikolojik bütünlüğünün korunması yer almalıdır.