Engellilerin Toplumsal Yaşamı

Giriş

Son yıllarda her on yetişkin kadın ve erkek arasından dördünün “engelli ve/veya uzun dönemli hastalığa" sahip olduğu tespit edilmiştir. Uluslararası boyutta düşünüldüğünde de Avrupa’da 50 milyon civarında, dünya da yaklaşık 500 milyon, Türkiye'de ise yaklaşık 10 milyon insan engelli olarak yaşamlarını sürdürmektedir. Şüphesiz kaynakların göstermediği birçok engelli bireyin varlığı da bu rakamları yukarı çekmektedir.

Gelişmiş ülkelerde de engelli nüfus sayısı giderek artış göstermektedir. Bunun nedenlerine dikkat çeken bazı araştırmacıların ulaştığı sonuçlara göre, gelişmiş ülkelerin nüfusunun büyük bir çoğunluğunun yaşlı nüfus olduğu, sosyal, ekonomik, teknolojik gelişmelere bağlı olarak insana yönelik tıbbi müdahalelerin ömrü uzatan etkilere sahip olduğu kabul edilmiştir.

Onları sadece tıbbi olarak anlamanın ötesinde sosyal ilişkiler bağlamında da anlama ön plana çıkmıştır.

Devletin sınıf, cinsiyet, yaş, ırk fark etmeksizin engelli vatandaşlarının sosyal, ekonomik ve hukuksal hayatlarını sürdürmelerine ilişkin politikalar geliştirmesi beklenir.

Engellilik ve Toplumsal Yaşam

Engellilik-Sosyal İlişkiler ve Dışlanma

Sosyalizasyon sürecindeki öğrenmeler ve sosyal etkileşim ağı içindeki aktarımlar engellilik ve engel durumu olan birey hakkında bir sosyal inşa yaratır.

Sosyal ilişki ağı içinde diğerleriyle anlamlı karşılaşmalar yaşayan engeli olan bireylerin diğerlerinin gözünde ‘öteki olma’ probleminin odağında, insanların ‘kendisi gibi olmayana ya da kendine benzemeyene’ yönelik sosyal tepkileri (düşünce, tutum ve davranışları) yer alır.

Engelli bireyler engelleri kaynaklı olumsuz kültürel anlamlar ve etiketlemeler açısından şanssız bir konumda görülürler. Oysaki bu şanssız adledilen konum engel durumundan mı yoksa yaşanılan toplumdan mı kaynaklıdır? Sorgulanması gereken budur ki cevabı da toplum olarak verilebilir. Engelli bireyler biryandan toplumun hakim değerlerine ulaşmaya zorlanırken diğer taraftan buna ulaşma yolları bilinçli ve bilinçsiz olarak tıkanır.

Engellilik-Kültür ve Etiketlenme

Engel durumu olan bireylere ilişkin olumsuz kültürel tanımlamaları yansıtan etiketlemeler aslında “normal olmanın” baskısını simgeler çünkü kültürel çerçeveden bakıldığında engel durumu olan birey “normal olan birey”den farklıdır ve çoğu zaman istenmeyen ya da görmezden gelinendir.

Engelli olma bir “ötekileştirilmedir” ve onlar yetenek kısıtlılıkları ve yetkinsizliklerinden dolayı olumsuz etiketlenenlerdir ve toplumda özellikle aile ve arkadaş çevresinde (ki okuldaki arkadaşlıklar rol oynar) engellilik çerçevesinde bir “öteki” yaratılmaktadır. Bu durumun önüne geçilmesinde engelliliğin hemen herkes tarafından kabul edilen yeni bir sosyal tanımına doğru götürecek olan “sosyal inşalaştırılmaya” gerek vardır. Bu dönüşüm şüphesiz ailede başlayacak ve engel durumu olan bireylerin sosyal ilişki ağına yayılacaktır. Engelli insanlarla engelli olmayanlar arasında nitel bir farklılık yoktur. Toplumsal yaşamda engellilik sosyal ayrımcılığın ve dışlanmanın belirli bir biçimine dönüşmemelidir.

Engellilik –Aile ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri

Toplumsal cinsiyet rolleri en genel haliyle, bir toplumda ya da kültürde cinsiyet odaklı olarak kadına ve erkeğe ilişkin beklentiler çerçevesinde yüklenen rollerdir. Kadınlara ve erkeklere aile ortamında atfedilen cinsiyet rolleri yine aile ortamında kültürel olarak aktarılır ve sosyalizasyon süreci ile bireylere öğretilir.

Türkiye'de yaşayan engelli bireylerin de bu anlamda önemli sosyal sorunları bulunmaktadır. Bu sorunların gideriminde aile ve kültür odaklı, eşitsizlikleri ortadan kaldıran yeni bir sosyal inşaya gidilmeli ve olumsuz kültürel tanımlamalar yapı bozumuna uğramalıdır. Böylece engeli olan birey engel durumundan dolayı engellenmemiş olup sosyal engellenmelerin birer mağduru hâline getirilmemiş olur. Kritik nokta üreten, katılımcı ve bağımsız bir yaşamın sağlanabilmesidir.

Türkiye’de Engelli Bireylerin Aile Yapılarının Özellikleri ve Ailede Yaşanan Sorunlar

Türkiye’de engelli bireylerin aile yapılarının özellikleri ve ailede yaşanan sorunlar Köken (anne-baba ailesinin) ailesinin yapısal bazı özellikleri; Evlilik ailesinin yapısal bazı özellikleri, Aile içi ilişkiler/anne-baba-kardeşler olarak değerlendirilebilir.