Çalışma Yaşamında Ayrımcılık
Sosyal bilimler alanında önemli inceleme konuları arasında yer alan ayrımcılık, insanlık tarihi kadar eski bir sorundur ve bu sorun zaman içerisinde ve değişen koşullar çerçevesinde biçim değiştirmiş olsa da varlığını devam ettirmektedir. Ayrımcılık sorunu çok boyutlu bir yapı sergilemesinin yanı sıra kapsam itibariyle toplumların önemli bir kısmını etkilemektedir. Ayrımcılık konusunda yapılan çalışmaların sayısı arttıkça, sorunun ne kadar derin ve karmaşık olduğu gözler önüne serilmektedir.
Ayrımcılık sorununun kaynakları ve nedenleri zaman içerisinde değişiklik göstermiş olmasına rağmen, sorun bir şekilde varlığını sürdürmüştür.
Ayrımcılık sorununun bugünkü biçimi sanayi devrimi ve sanayi devrimini takip eden süreç içerisinde şekillenmiş, özellikle de 20. yüzyılın ortalarından itibaren bütün dünyayı etkisi altına almaya başlayan küreselleşme ile birlikte yayılma ve derinleşme eğilimine girmiştir.
Sorunun çözülebilmesi ya da en azından zararlarının en aza indirilebilmesi için gerek ulusal gerekse de uluslararası düzeyde çeşitli girişimler bulunmaktadır.
Sanayi devriminin işçi sınıfını ortaya çıkartmış olması, ayrımcılık sorununun çalışma yaşamını da içerecek biçimde ele alınmasını gerektirmektedir. Bireyin sadece çalışma isteğine ve yeterliliğine sahip olmasının ötesinde başvurabileceği ve istihdam edileceği bir işin varlığı önem kazanmaktadır. Çeşitli nedenlerle bireylerin çalışma yaşamına dâhil olmaları, dâhil olsalar bile sorunlarla karşılaştıkları bilinmektedir. Çalışma yaşamında ayrımcılık bu süreçte ele alınması gereken bir sorun olarak nitelendirilmektedir. Bireylerin yetenekleri, yeterlilikleri ve davranışları dışındaki nedenlerle farklı muameleye tabi tutulmaları çalışma yaşamında ayrımcılık sorununun temel noktasını oluşturmaktadır.
Ayrımcılık temelde bir öteki ve farklı olma sorunudur ve toplumsal yapının içerisinde farklı kimliklerin birbirleriyle çatışmasından kaynaklanmaktadır.
Ayrımcılık kavramında çok farklı yaklaşımlar bulunmasına rağmen, bu yaklaşımların iki tane ortak noktası bulunmaktadır. Buna göre ayrımcılık
1) Bireyin belirli bir grubun üyesi olarak kategorleştirilmesi sonucunda kendisine atfedilen bazı nitelikler nedeniyle,
2) diğer insanlara göre farklı ve genellikle haksız bir muamele görmesi ayrımcılık olarak tanımlanmaktadır.
Ayrımcılık genel olarak olumsuz bir durumu ifade etmek için kullanılan bir kavram olsa da, bazı durumlarda olumlu (pozitif) ayrımcılığın bulunduğundan da söz etmek gerekir.
Ayrımcılığın çeşitli boyutlarda sınıflandırıldığı görülmektedir. Bu sınıflandırmalar arasında önplana çıkan doğrudan/dolaylı ayrımcılık uygulamalarının yanı sıra ayrımcılığın nedenlerine ve süreçlerine odaklanmış sınıflandırmaların da bulunduğu görülmektedir. Bu sınıflandırma sorunun ele alınış boyutlarıyla ilgili olduğundan birbirlerine alternatifmiş gibi değerlendirilmemelidir.
Ayrımcılık sorunu, bir çok sosyoloji yaklaşımıyla ve kuramıyla yakından ilişkilidir. Bu yaklaşım ve kuramlar arasında sembolik etkileşimcilik, yapısalişlevselcilik, damgalama ve etiketleme, kendini gerçekleştiren kehanet ve öğrenilmiş çaresizlik önplana çıkmaktadır.
Çalışma yaşamında ayrımcılık sorunu, genel anlamıyla toplumda yaşanan ayrımcılık sorununun bir yansıması olarak ortaya çıkmaktadır.
Çalışma yaşamında ayrımcılık sorunu, işbaşvurma, işte çalışma ve işten ayrılma aşamalarında ortaya çıkmaktadır.
Çalışma yaşamında ayrımcılık sorunu birçok toplumsal kategoriyi ilgilendirmektedir. Cinsiyet, yaş ve etnisite ile engelli ve eski hükümlü olma çalışma yaşamında en fazla karşılaşılan ayrımcılık nedenleri arasındadır.