Hücre Fizyolojisi

Hücreyi meydana getiren farklı maddeler protoplazma adını alır.

Protoplazma, su, iyonlar, proteinler, lipidler ve karbonhidratlar olmak üzere beş maddeden oluşmaktadır.

Hücreler, canlılıklarını devam ettiren yani yaşayan organizmaların yapısal ve fonksiyonel canlı birimleridir.

Bir başka tanımla hücre; su, elektrolit, protein, lipid ve karbonhidratlardan oluşan organizmanın en küçük fonksiyonel birimidir.

Hücre, ilk olarak 1665 yılında Robert Hooke tarafından keşfedilmiş ve “cellula” olarak isimlendirilmiştir.

Hücreyi meydana getiren farklı maddeler protoplazma adını alır.

Protoplazma, su, iyonlar, proteinler, lipidler ve karbonhidratlar olmak üzere beş maddeden oluşmaktadır.

Plazma membranı çift katlı fosfolipid tabakadan oluşmaktadır.

Hücrenin sıvı ortamını oluşturan yapısına sitoplazma adı verilir.

Sitoplazma içindeki özel yapılara organeller adı verilir.

Su: Hücrenin ana sıvı oluşumu sudur ve çoğu hücrenin %70 -90’ı sudan oluşmaktadır (yağ hücreleri dışında). İntrasellüler sıvıya sitoplazma adı verilir. Sitoplazma, fiziksel olarak yarı geçirgen ve içinde birçok kimyasal madde bulunan sıvı olarak tanımlanmaktadır.

İyonlar: Hücrenin iç ortamındaki en önemli iyonlar potasyum, magnezyum, fosfat, sülfat, bikarbonat ve az miktarda sodyum, klor ve kalsiyumdur. İyonlar, hücre içi ve dışında cereyan eden pek çok hücresel reaksiyon ve hücresel kontrol mekanizmaları için elzemdirler.

Proteinler: Hücrelerde ikinci sırada en fazla bulunan maddedir. Hücre proteinleri fibröz (yapısal) proteinler ve enzim işlevi gören globüler proteinler olarak iki gruptan oluşurlar. Yapısal proteinler ki bunlar uzun ince flamentler halindedirler ve genellikle protein molekülünün polimeri olarak görev yaparlar ve suda erimezler. Globüler proeinler ise, hücrede enzim işlevi görmek üzere tek ya da birkaç protein molekülünden bir araya gelmesinden oluşmuş globüler yapılardır.

Lipidler: Lipidler suda çözünmeyen, yağ çözücülerde çözünen maddelerdir. Hücre denen yapıların pek çoğunda bulunan fosfolipid ve kolesterol, en önemli lipidleri oluşturmaktadır.

Karbonhidratlar: Hücrelerde glikoprotein moleküllerinin yapısında bulunmaları dışında önemli işlevsel bir rolleri bulunmamasına rağmen, hücrelerin beslenmesinin sağlanmasında etkin rol alırlar. Organizmadaki hücrelerin karbonhidrat depoları sınırlıdır.

Hücrenin fiziksel yapısını hücre zarı (Plazma Membranı) ve hücre organelleri oluşturmaktadır.

Plazma Membranı: Plazma membranı çift katlı fosfolipid tabaka ve bu tabakanın aralarında düzensiz olarak yerleşmiş olan protein moleküllerinden oluşmaktadır. Plazma membranının kalınlığı 75 -100 angström (7,5 -10 nm) aralığında değişen oldukça ince, kıvrılabilen esnek bir membrandır.

Sitoplazma: Hücrenin sıvı ortamını oluşturan yapısına sitoplazma adı verilir. Bu yapının sıvı bölümüne ise sitosol denir. Sitoplazmanın, plazma membranının hemen alt tarafında aktinden oluşan mikroflamentler bulunur. Bunlar plazma membranına yarı katı jölemsi bir destek sağlarlar. Bu tabakaya kortex veya ektoplasma denilir. Kortex ile çekirdek arasındaki daha sıvı kısma ise endoplasma denir.

Mitokondri: Besinlerle alınan, şekerler ve yağlar gibi maddelerin, oksijenli ortamda, son ürün olarak karbondioksit ve suya kadar yıkılarak adenozin trifosfat (ATP) sentezinin yapıldığı organellerdir.

Lizozom: Hidrolitik (eritici -sindirici) pek çok enzimi olan özel organellerdir.

Golgi cisimciği: Endoplazmik retikulumda sentezlenen maddelerin paketlenmesi, vezikül içerisine alınması yani maddelerin bir membranla kaplanması görevini golgi yapmaktadır.

Endoplazmik retikulum: Ribozom adlı organellerin bulunduğu tübüller granüllü endoplazmik retikulum adını alır ve burada protein sentezlenir. Ribozom bulunmayan ise düz endoplazmik retikulum olarak isimlendirilirler ve burada steroid hormon ve yağ asidi üretimi yapılır.

Hücrelerin membranından madde taşınması temelde ikiye ayrılır. Bunlar Pasif Taşınma ve Aktif Taşınma' dır.

Hücre membranının içi ile dışı arasında bir potansiyel fark vardır buna plazma membranının dinlenim potansiyeli denir..

Membran potansiyelinin çok kısa bir süre içerisinde hızlıca ani yükselmesi ve azalması olayına aksiyon potansiyeli denir.