Fizyoloji Bilimine Giriş

Antrenman yapmak, performansı etkileyen faktörleri belirlemenin ve aynı zamanda antrenmana verilen yanıtın bir sonraki dönemde iyileşme ve performansı artırmak için nasıl kullanılacağının belirlenmesi egzersiz fizyolojisinin ayırt edici özelliğini oluşturmaktadır.

Fizyoloji: Canlı organizmalardaki hayati fonksiyonları, en küçük birim olan hücrelerden başlayarak, organlar ve sistemlerin çalışmalarını ve birbirleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır.

Egzersiz fizyolojisi: Egzersiz sırasında ve sonrasında meydana gelen fonksiyonel tepkilerin ve adaptasyonların incelendiği bir bilim dalıdır.

Spor Fizyolojisi: Egzersiz fizyolojisinde elde edilen bilgiler ve sonuçların, sporcuların sportif performanslarının artırılması ve iyileştirilmesi amacıyla antrenmanlarında, istirahatlerinde ve günlük diyet alımlarında kullanılması yöntemidir.

Var olan kaynaklara göre M.Ö. 460 -377 yıllarında Hipokrat ve M.S. 129 -216 yıllarında Claude Galen egzersizle ilintili ilk yorum ve tavsiyelerde bulunan hekimlerdir.

Galen ilk egzersiz fizyoloğu olarak bilinmektedir. Günlük uyku, kas hareketi ve sağlıklı yiyeceklerin yenmesi ile ilgili tavsiyelerde bulunmuştur.

Soluk alıp vermeyi hızlandırmayan hareketlerin egzersiz olarak nitelendirilemeyeceğini ifade eden yine Galen’ dir.

M.S 980 -1037 yıllarında yaşayan İbn -i Sina hareket ve egzersize çalışmalarında önemli bir yer vermiştir.

Claude Bernard homeostasis ve egzersiz metabolizması kavramları açıklamıştır.

Lagrange tarafından yazılan egzersiz fizyolojisi kitabı.

Dr. Necati Akgün "Spor Fizyolojisi ve Sağlık El Bilgisi" adlı kitapları..

Fiziksel Aktivite, günlük hayat ritüellerinde kas iskelet sistemimizi çalıştırdığımız ve enerji formumuz olan ATP’ yi kullanarak farklı şiddet ve yoğunlukta metabolizmamızı hızlandırarak gerçekleştirdiğimiz faaliyetler olarak tanımlanmaktadır.

Egzersiz, Bireylerin bilinçli ve gönüllü olarak dahil olduğu, zindeliği ve sağlığı iyileştiren veya sürdüren yapılandırılmış bir hareket süreci olarak tanımlanmaktadır. Bir defalık yapılan egzersiz çalışmasına verilen yanıtlar akut yanıt olarak; belirli tekrarlarla yapılan ve organizmada egzersize adaptasyon gelişimini sağlayan yanıtlar ise kronik yanıt olarak tanımlanmaktadırlar.

Canlılığın devam edebilmesi hücrelerin, dokuların, organların ve sistemlerin sağlıklı çalışabilmeleri için iç ortamın belli şartlarda kararlı ve sabit veya değişmez olarak tutulması işine homeostazis adı verilmektedir. Kısaca iç ortamın sabit şartlarda devam ettirilmesidir.

Homeostazisin kontrolü, sinir sistemi ve hormonal sistem tarafından sağlanmaktadır.

İstirahat koşullarında iç ortamın dengesi homeostazis olarak tanımlanırken; egzersizde oluşan denge durumu ise kararlı denge (steady state) olarak tanımlanmaktadır.

Düzenleyicinin cevabının, uyarının zıddına olduğu sisteme negatif feed - back özellik denir. Vücutta bulunan homeostatik mekanizmaların büyük çoğunluğu negatif geri besleme tipindedir.

Pozitif Feed -Back özellik, organizmada kararsızlık ve sabit şartların bozulmasına sebep olarak genelikle ölümle sonuçlanmaktadır. Düzenleyicinin cevabının uyaranla aynı yönde olması sebebiyle Pozitif feed - back adı verilmiştir.

Vücutta pozitif ve negatif feed -back devreleri birbiriyle etkileşim içerisinde bulunmaktadır. Menstrual siklusun (adet kanaması) buna örnek olarak gösterile bilinir. (+) feed -back adeta organizmayı kısır bir döngüye sokar. Organizmadaki birçok ( -) feed -back devre oluşan bu kısır döngüden geri dönüş sağlayabilmektedir.

Organizma için faydalı (+) feed -back’ ler:

  • Kanın pıhtılaşması,
  • Doğum olayı
  • Aksiyon potansiyelinin oluşumu

Ovulasyon

  • Laktasyon (süt oluşumu)

Faydalı (+) feed -back devreler, genellikle bir başka ( -) feed -back mekanizmanın parçası olarak çalıştıklarından faydalıdırlar. Homeostazisin kısmi bozuklukları hastalıklara, tam (ağır) bozuklukları ise ölümlere sebebiyet vermektedirler.

Beyin ileri beslemeli (feed forward control) olarak çok hızlı motor yanıtların verilmesini sağlar. Bu olaya adaptif kontrol denir.