Eğitim ve Toplumsal Değişme

Değişme olgusu, toplumların ve insan yaşamının vazgeçilmez unsurlarından biridir. Dolayısıyla değişmenin olmadığı bir insan topluluğu düşünmek mümkün değildir. Toplumsal yapılar, kurumlar ve ilişkiler sürekli olarak değişmektedir. Ancak kaçınılması mümkün olmayan bu değişmeler her zaman istenen ve beklenen şekilde olmamaktadır. Toplumda görülen değişmeler, toplumun ilerlemesine katkıda bulunduğu gibi, gerilemesine de neden olabilmektedir. Her toplum, koşulları ölçüsünde hem değişmenin ortaya çıkardığı olumsuzlukları gidermek hem de değişimi kontrol ederek planladığı şekilde yönlendirmek ister. Bunu yaparken çeşitli araçları devreye sokar. Toplumsal değişmeyi istenen ve planlanan yönde gerçekleştirmek için kullanılacak önemli araçlardan biri de eğitimdir.

Eğitim, bireyin doğumundan ölümüne kadar devam eden bir süreçtir. En genel anlamıyla eğitim, bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istendik yönde değişme meydana getirme sürecidir.

Toplumsal değişme, toplumsal yapı ve onu oluşturan toplumsal ilişkiler ağı ile bu ilişkileri belirleyen toplumsal kurumlarda belli bir süreç içinde görülen nitelik ve nicelik farklılaşmasıdır.

Tplumsal değişmeye, farklı zaman dilimlerinde farklı düzeylerde etki eden birçok faktörden söz edilebilir. Bu faktörlerden bazıları şunlardır; nüfus, fiziki çevre, ekonomi, bilim ve teknoloji, kültür, eğitim.

Eğitim ile toplumsal değişme arasında karşılıklı bir ilişki söz konusudur. Eğitim, toplumsal yapıdaki diğer unsurlarda meydana gelen değişmelerden etkilendiği gibi, kendisi de toplumsal yapıyı oluşturan unsurları etkilemektedir. Yani eğitim toplumsal değişmenin hem öznesi (etkileyicisi) hem de nesnesi (etkileneni) durumundadır. Toplumsal değişmeler eğitimi belirli yönde değişmeye zorladığı gibi, eğitim yoluyla toplumun istenen ya da planlanan yönde değiştirilmesi de söz konusudur. Bu ünite de, eğitim ve toplumsal değişme arasındaki ilişki İşlevselci, Etkileşimci, Çatışmacı ve Yeniden Yapılanmacı Kuram'a göre değerlendirilmiştir. İşlevselci kurama göre eğitim sürecinde, toplumun temel düşünce ve değerleri yetişmekte olan kuşaklara aktarılarak, toplumun istenen ve arzu edilen yönde değişmesi sağlanmalıdır. Etkileşimci kurama göre, toplumsal değişme sürecine mikro düzeyden bakılmalı, insanların günlük yaşamı, sınıf, öğretmen, öğrenci vb. gibi toplumsal bütünlüğün parçaları arasındaki etkileşim ön plana çıkarılmalıdır. Çatışmacı kurama göre eğitim kurumları, mevcut toplumsal, ekonomik ve politik yapı ve ilişkilerden bağımsız hareket edemez. Dolayısıyla eğitim kurumları mevcut sistem ve ilişkileri korur, yeniden üretir. Eğitim yeni bir toplumsal düzen meydana getiremez, aksine toplumdaki hakim sınıfların çıkarlarını koruyarak ve eşitlikçi olmayan toplumsal ve ekonomik ilişkileri yeniden üreterek mevcut statükoyu devam ettirir. Yeniden yapılanmacı kurama göre eğitim, toplumsal değişmeyi başlatabilir, uygun gördüğü toplumsal değişmeleri yeni nesillere aktarabilir ve toplumsal reform yoluyla tekrar yapılandırabilir. Eğitimciler, çocuğa, her şeyi içine alan ayrıntılı bir toplumsal reform programını öğreterek, kendi başlarına toplumu yeniden kurmaları için çaba harcamalıdır.

Eğitimin toplumsal değişmeye yönelik işlevleri, genel olarak iki başlık altında ele alınabilir. Eğitimin tutucu işlevine göre eğitim, toplumsal yaşamın geleneksel yapısını muhafaza ederek mevcut kültürel yapıyı bozabilecek nitelikte olan davranışları denetlemeye çalışır. Eğitimin yaratıcı işlevine göre ise kültürün ve toplumsal davranış örneklerinin korunmasının yanı sıra, toplumsal değişmeyi başlatacak, yaratıcı, eleştirici, yeni buluşlar ve yeni keşifler yapacak bireylere olan ihtiyacı karşılamaktır.