Spor ve Rekreasyonda Psikodrama

Bu bölümde dramanın bir alt türü olarak psikodramanın, yaşadığımız dünyada gerek bireyin, gerekse toplumun ruhsal dinamiklerini olumlu yönde nasıl etkileyebileceği üzerinde durulmuştur. Psikodrama yalnızca ruhsal rahatsızlığı bulunan hastalara uygulanan bir tedavi değildir. Psikodrama tiyatronun doğaçlama yönünden faydalanarak yaratıcılık üzerine kurgulanmış bir psikoterapi yöntemidir. Bununla birlikte, psikodrama duygusal sorunların çözümüne odaklanan protagonist öncelikli bir oyun biçimidir. Bu da psikodramanın bireysel olandan yola çıkarak toplumsal olana ulaşabilmesinin temel nedenidir.

Psikodrama ile birey için sorun teşkil eden duygusal karmaşalar, travmalar ya da psikolojik rahatsızlıklar grup içinde çözülmeye çalışılır. İnsanlar sıkıntılarının temel sorunlarına inmekle kalmaz, aynı zamanda bu sorunların çözümü için farklı bakış açıları da geliştirebilirler. Bireyin yaşamını olumsuz etkileyen büyük kayıplar ya da yaslar psikodrama ile üstesinden gelinebilir bir hâle dönüşür. Sosyal ilişkilerini gözden geçirebilen insanlar, başka kişilerle olan uzlaşmazlıklarını geride bırakabilirler. Psikodrama insanın kendi iç sesine kulak vermesini, akabinde öz farkındalık yaratabilmesini de sağlar. Psikodrama oyunları grupla birlikte yapıldığından, bireyde ekip ruhunu ve takımdaşlığı da geliştirir. Yaşamın zor koşulları ile karşılaşıldığında, bunlara karşı başa çıkma dirayeti de sağlar. Psikodrama özellikle yaratıcılığı, doğallığı sağladığı gibi, kişinin içinden geldiği gibi davranabilmesini de kolaylaştırır.

Psikodrama oyunları bir buçuk, iki saati bulabilir. Psikodrama bir oturum yapılabileceği gibi, uzun yıllar da sürebilir. Psikodrama oyunları klinik ortamdaki hastaların tedavisinde kullanılabileceği gibi psikososyal ortamlardaki çeşitli gruplar tarafından da sahnelenebilir. Dolayısıyla psikodrama, psikiyatri ve psikoterapi merkezlerindeki psikodrama sahnelerinde yapılabileceği gibi okullarda, üniversitelerde ve derneklerde de oturumun yapısına uygun alanlarda yapılabilir.

Psikodramada insanlar arası ilişkiler, geçmiş ya da günlük yaşantılarımızın yanı sıra gelecek ile ilgili hayâller de konu edilebilir. Bu konulara ek olarak, bireylerin korkuları veya rüyaları da psikodrama sahnesinde işlenebilir.

Danışan kişi psikodramada oyunun baş kahramanı yani protagonisttir. Protagonist, sorunlarını çözmek, iç görüsünü güçlendirmeyi hedefleyen, grup içinde sağaltımı yapılacak kişidir. Bu yönüyle psikodrama diğer grup terapisi yöntemlerinden ayrılarak, adeta grup içinde yapılan bireysel bir terapi gibidir. Bu yüzden de merkezinde protagonist bulunmaktadır. Protagonist, grubun yaptığı ısınma çalışması esnasında belirlenir.

Tam olarak tiyatro oyunlarındaki yönetmeni karşılamasa da, psikodrama oturumlarında da bir yönetici bulunur. Katılımcıların kendilerini güvende hissettikleri, oyun öncesi ısınmayı gerçekleştiren, protagonistin belirlenmesinde etken olan, yardımcı egolar vasıtasıyla protagoniste destek olan, bireylerin grup sinerjisine katılımını sağlayan tecrübeli ve donanımlı bir lider psikodrama için son derece önemlidir. Bu yüzden alanında uzman bir psikodramatist, psikodramanın en belirleyici etmenlerindendir.

Psikodramada protagonistin karşısında çatışmayı yaratan antagonist bulunur. Yardımcı egoları oluşturan grup üyeleri protagonist ile empati kurarak, oyunun gelişimine göre değişik rolleri üstlenirler.

Psikodrama süreci üç aşamadan oluşmaktadır: Isınma, oyun ve paylaşım. Psikodramatist oyunda kullanılabilecek çeşitli objeleri temin edebilir. Bu objeler protagonistin duygularını yansıtmasında metafor olarak kullanılabilir. Gerekli durumlarda psikodramatist oyunu durdurarak, durum değerlendirmesi yapmak için protagonisti oyunun dışına çıkarabilir. Oyunun sonunda grup üyeleri birbirlerine geri bildirimler sundukları paylaşıma geçerler. Bu bölümde gerek protagonistin sorunları, gerekse ondan çağrışım yapan kendi sorunları ile ilgili duygularını ifade ederler. Psikodramada etiğe uygun olarak bireyler gizlilik ilkelerini birbirlerine açarlar, böylece önyargısız bir güven ortamı inşa edilmiş olur.

Protagonist ısınma esnasında belirlendiğinden, tiyatro oyunlarında olduğu gibi önceden rolüne hazırlanma gibi bir durumdan bahsedilemez. O, geçmiş bir yaşantısını, geleceğe dair bir hayâlini ya da gördüğü bir rüyadan anımsadığı kesiti baz alarak sahneyi tasarlar. Buna bağlı olarak yardımcı egolarını seçer ve oyun onun aktarımları üzerinden ilerler.

Psikodramadan genel hatlarıyla; travma yaşayanlar, depresyon şikâyeti bulunanlar, ilişki sorunları yaşayanlar, bağımlılıkları olanlar ve öz farkındalığına erişmek isteyenler yararlanabilir. Özellikle sporcuların yaşadıkları kaygı ve stresi aşma noktasında da etkili olabilecek bir yöntemdir.

Psikodrama tekniklerinden eşleme ile birey iç görü kazanabilir. Bu teknikte eşleme yapacak olan oyuncu, protagonist ile benzer bir konuma geçerek empati kurmaya çalışır ve onun duygularını, düşüncelerini birinci tekil şahıs ağzından aktarır. Eşleme sırasında protagonist bütün duygu ve düşünceleri onaylamak zorunda değildir. Eşleme ile protagonist bastırdığı duyguları farkına vararak, öz farkındalığını da güçlendirir. Psikodramatist, antagonistin güçlenerek protagonistin travmalarını tetiklemesi, protagonistin güçsüz kalması gibi durumlarda devreye girer ve onun dile getiremediği şeyleri ifade edebilir. Bu tür durumlarda eşleme, protagonistin antagoniste karşı kendini koruyabileceği âna ulaştığında sona erdirilir.

Rol değiştirme tekniği, psikodramada iç görü kazandıran tekniklerden biridir. Farklı cinsiyet, ırk, statü ve kültürlerden oluşan roller, psikodrama oyuncusunun deneyimini zenginleştirir. Protagonist yardımcı egolarla ya da duygular, objeler, soyut kavramlarla yer değiştirebilir. Bu yer değiştirme işlemi karşılıklı olarak yapıldığından, protagonistin yerine geçen oyuncu onun duygularını yansıtmaya çalışır. Bu teknikle birlikte, bireyde empati kurma durumu da kuvvetlendirilir.

Ayna tekniğinde protagonist sahneye konan sorunlarını, etrafındaki kişileri, olayların geçtiği mekânları ve en önemlisi kendini dışarıdan gözlemeleme şansına sahiptir. Oyundan bir anlığına çıkarak, bir iskemlenin üstünden yaşantısının kurgulanmış formuna bakabilir ve ihtiyaç hâlinde çeşitli düzenlemeler yapabilir. Protagonistin kendisiyle ilgili düşüncelerini yüksek sesle dile getirmesi ise monolog olarak adlandırılır. Bu sayede hem grup üyeleri onun hakkında bilgiye sahip olurken, kendisi de öz farkındalığını arttırır.