Sanat Eserleriyle Hikaye Kurgulama - Canlandırma

Rekreatif bir etkinlik olan drama ve spor, günümüzde çağdaş bireyin günlük yaşam temposun içinde kendini yenilemesi ve sosyalleşmesi için gün geçtikçe daha fazla ilgi görmektedir.

Sanat çağlar boyunca değişiklik göstererek kendini hep yenilemiştir. Sanat akımları; toplumsal yaşam, bilimsel gelişmeler, sosyolojik yapı, inanç sistemi, kültürel yapı gibi pek çok faktörden, yani içinde bulunduğu dönemin koşullarından, etkilenmiştir.

Sanat ilk başlarda konularını daha çok mitolojik metinler ve inançlardan alırken ilerleyen dönemlerde günlük yaşamdan sahnelerin de konu edildiği görülmüştür. Özellikle Helenistik dönemde estetik kaygılar ve insan bedenine verilen önem sanatın her dalında kendini göstermiştir.

Kelime anlamı yeniden doğuş olan Rönesans, 14. ve 16. yüzyılları kapsayan Eski Yunan ve Roma kültürünü yeniden canlandıran bir dönemdir.Resimde ve heykelde insan ve doğa gözlemlenerek aktarılmış yanı sıra mekân kullanımı artmıştır. Doğal olana uygunluk ve biçim ön plandadır. Figürler, insan bedeni kompozisyon içinde önem kazanmıştır.

18. ve 19. Yy arasında Antik Yunan ve Antik Roma sanatına özgü tarzların yeniden ortaya çıktığı yeni klasikçilik anlamına gelen bir akımdır.Neoklasizm Rönesans sanat geleneklerine uygun resim, heykel yapma anlayışını sürdürerek, ölçü, perspektif, kompozisyon gibi ana kurallara bağlı kalınarak eserler verilen bir dönemdir.

Realizm 1850 yılında ortaya çıkar ve yaşamı ve doğayı olduğu gibi aktarma, biçimleme yoluna gider. Realizm, gerçeklik ilkesine bağlı birçok akımın öncüsü olmuştur. Konular gerçek yaşamdan alınarak, gözlemlenen gerçek bütün çıplaklığıyla aktarılır.

Paris’te 1870 ve 1880'ler boyunca bağımsız ressamların eserlerinin sergilenmesiyle ortaya çıkan Empresyonizm, kendisinden sonra gelen akımlara olumlu ya da olumsuz yönde etki ederek peşinden sürüklemiştir. Empresyonistler gerçeği olduğu gibi değil de izlediklerinin kendilerinde uyandırdığı hisleri ve düşünceleri temel almışlardır.

Ekspresyonizm 20. Yy da izlenimcilerden faklı olarak iç dünyanın ve duyguların ön plana çıkarıldığı bir sanat akımıdır. Bu akım izlenimciliğe ve gerçekçiliğe tepki olarak Almanya’da ortaya çıkmıştır.

Temsile dayalı sanat anlayışına karşı çıkarak 1908-1920 yılları arasında devrim niteliğinde yenilikler getiren Kübizm, nesnelerin yüzeyinin ardındakini değişik açılardan görmeyi ve bunları geometrik olarak resmetmeyi amaçlamıştır.

Modern sonrası anlamına gelen Postmodernizm, kaybolan eski değerleri ihmal eden, tek tip standartlaşmış yaşam şekline eleştirel bir tutum sergiler. Postmodernistler, eski ve yeniyle uyum içinde, dünyanın gerçekleriyle barışık bir tavır takınır.

Sanatın ve sporun bireye ve topluma iyi geldiği bilinen bir gerçektir. Her ikisinde de tek ya da toplu katılımla gerçekleştirilen iyi vakit geçirme, estetik haz alma gibi kazanımlar söz konusudur. Dramada sanat eserlerini kullanmak onları anlamayı, görsel yönden okumayı ve tabii keyif almayı sağlar.Sanat eserleriyle gerçekleştirilen tüm drama çalışmaları zihinsel ve bedensel aktarımın gelişmesini sağlar. Spor ve sanatın sağaltıcılığını drama çalışmalarıyla birleştirmek, bireyler üzerinde eğlenirken düşünmeyi, haz almayı ve öğrenmeyi aktif kılacaktır.

Drama lideri Rönesans ve sonraki akımlardan klasik bir tablo seçerek katılımcılarla çalışmayı yapar. Bu çalışma yaratıcılığa katkı sağlayacağı gibi toplu halde öykü kurgulamanın faydalarından olan, paylaşım ve etkileşimi de geliştirecektir.

Çağdaş sanat eserlerinin bugünkü malzeme ve tekniklerini geçmişe taşıdığımızda ne gibi bir sonuç çıkacağını deneyimlemek için drama çalışması yapmak geçmiş ve bugün arasında bağ kurabilmeyi farklı açılardan düşünmeyi sağlayacaktır.

Yaratıcılığın ön plana çıktığı drama çalışmalarında daha önce olmayan bir şeyi düşünmek ve yapmak bireyin kendi yeteneklerini keşfetmesine yarar. Canlı sanat eseri çalışmasında da bir sanatçının yerine geçerek onun gibi düşünebilmek, estetik kaygılar güdebilmek en önemli kazanımlardandır.