Dini Gruplar Sosyolojisi ve Yeni Dini Hareketler

Toplumsal sistemlerin üç temel unsurundan birincisi insanlar, ikincisi gruplar, üçüncüsü ise toplumsal ilişkilerdir. Toplumsal ilişki, insanların toplum halinde örgütlenmelerini ifade eden önemli bir sosyal unsurdur.

İnsanlar, tüm zaman ve mekanlarda aile, eğitim, ekonomi, siyaset, din ve boş zaman değerlendirme gibi çeşitli gruplar içinde yaşamışlardır. İnsanlar, bütün ihtiyaçlarını bu gruplar içerisinde karşılarlar. Her toplumda pek çok yetişkin ve çocuk; birçok ihtiyacını karşılamak için ailesinde, okulda, iş yerinde, spor kulübünde, camide, dernekte, partide çeşitli faaliyetlerde bulunmaktadır. Toplumsal grup; “ortak sosyal hedefleri izleyen, sosyal normlar, ilgiler ve değerlere göre karşılıklı roller oynayan sosyal aktörlerin, tanınabilir, yapılaşmış ve sürekli birlikteliği” şeklinde tanımlanır.

Basit-karmaşık, büyük-küçük bütün toplumlar birçok grubu içinde barındırır. Din de toplum içinde ortaya çıkmış sosyal grup çeşitlerinden birisidir. Esasen dinî gruplar sosyal grupların özel bir türünü oluşturur. Dinî gruplar da diğer sosyal gruplar gibi çeşitli niteliklerine göre sınıflandırılabilir. Bu nitelikler yapıları, fonksiyonları, gruplaşma prensipleri, büyüklükleri vb. olabilir.

Toplumsal gruplar biri üyeler arasında yüz yüze ilişkinin yoğun, dayanışmanın güçlü olduğu birincil grup; diğeri ilişkilerin resmi ve biçimsel olduğu ikincil grup olarak nitelenmektedir. Dinî gruplaşmalar, üyeler arasında yüz yüze ilişkilerin hâkim olduğu, çok güçlü dayanışma duygularıyla birbirine kenetlenen kişilerin mensubiyetiyle karakterize edilen gruplaşmalardır.

Dinî gruplar meselesi bir dinin hangi sosyal gruplarda ortaya çıktığı ve yaşadığına, hangi sosyal grupların doğuşuna sebep olduğuna bağlı olarak ele alınmalıdır. Şu halde bu mesele iki şekilde ele alınabilir: Birinci şekli, din dışında kalan sebeplerle ve dinin ortaya çıkışından önce mevcut olan grupların dinin taşıyıcısı olma hâlidir. Kan birliğine dayalı grupların aynı zamanda ibadet ve inanç birliği haline gelmesi böyle gerçekleşir. Bu durumda mevcut grup bağının din vasıtasıyla daha da güçlenmesi beklenir. Bu, dinin doğal grup içinde ortaya çıkması hâlidir. Bunlara “doğal dinî gruplar” diyoruz. İkinci şekli ise dinin kendiliğinden bazı dinî topluluklar ya da yeni gruplaşma prensiplerine dayalı gruplar yaratmasıdır. Böyle grupların birinci durumdaki gruplarla hiç bir benzerliği yoktur. Dinî tarikatlar, kardeşlik cemiyetleri, mezhepler ve kiliseler böyle gruplardandır. Bunlara da “sırf dini gruplar” diyoruz.

Doğal dinî gruplara, çok tanrılı halk dinlerinin hâkim olduğu topluluklarda rastlanır. Sırf dinî gruplar ise çok tanrılı halk dinlerinde de rastlanmakla birlikte genellikle evrensel dinlerde ortaya çıkar.

1950’den sonra sanayileşmiş Batılı toplumlarda birçok yeni dinî hareketin (YDH) ortaya çıktığı görülmüştür. YDH'ler üzerine yapılan çalışmalarda, "yeni dinî hareket" olgusunun çok yönlü ve karmaşık doğasını ifade edebilmek için “yeni din” ya da “yeni dinler”, “sekt”, “kült”, “yeni dindarlık biçimleri”, “zararlı örgütler/kültler”, “yeni dini hareketler” gibi çok çeşitli nitelemeler yapılmaktadır. Türkiye’de de bu hareketler “kült grupları”, “tarikatlar”, “yeni çağın dinleri”, “milenyum tarikatları”, “Mesihçi ve millenarist hareketler”, “yeni dinî hareketler” gibi kavramlarla ifade edilmektedir. Bu tanımlardan her birinin yeni dinî hareket olgusunun belli yönlerini yansıtmakla birlikte söz konusu olguyu tam olarak kuşatamadığı, birtakım zayıf ve eksik yanlarının olduğu şeklinde değerlendirmeler de yapılmaktadır.

Yeni dinî hareketlerle ilgili yapılan tanımlamaları genel olarak dinî çevrelerin yaptığı “teolojik tanımlamalar” ve akademisyenlerin yaptığı “bilimsel tanımlamalar” şeklinde iki ana başlık altında toplamak mümkündür. Ancak son zamanlarda, yeni dinî hareketlerin son derece değişken tabiatlı olmaları nedeniyle yapılan tanımlamaların kısa zamanda yetersiz bir konuma düştüğünü ve yeni tanımlamaların geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan yaklaşımlardan da söz edilmektedir.

Din sosyolojisi alanında yeni dinî hareket kavramıyla ifade edilen çok sayıda dinî oluşumun çoğu zaman ‘kült’ olarak nitelendiği bilinmektedir. Bu niteleme, daha ziyade ortodoks bir din anlayışına sahip Hristiyanlar ve din adamları tarafından yapılmış inanç eksenli bir yaklaşım olduğu için literatürde “teolojik tanımlamalar” olarak adlandırılmaktadır.

Akademik çevreler iki temel nedenden dolayı bir tanımlayıcı olarak kült terimini kullanmaktan uzun süreden beri vazgeçmiş, bunun yerine “yeni dini hareket” kavramını kullanmaya başlamışlardır. Bu nedenlerden birincisi, kült teriminin küçük düşürücü yan anlamlara sahip olması ve bir dinî grubun bütünlüğüne ilişkin önemli sorunlar ortaya çıkarmasıdır. İkincisi kült karşıtı hareket teriminin yeni ve sevilmeyen bir dinî grup anlamına gelecek şekilde kullanılmasıdır.

Yeni dinî hareketlerin temel özellikleri şunlardır: Yakın tarihlidir, ana akımların dışındadır, yerel kültürlerden dönenleri etkiler, kamusal imajları sorunludur, mistik tecrübeye önem verirler, karizmatik ve otoriter bir lidere sahiptir, üyelerini yeni norm ve kimliklerin empoze edildiği toplumsal bir öğrenme sürecine tâbi tutarlar, kendilerine göre ahlakî birtakım normları vardır ve üyeleri arasında normatif bir etkileşim tarzı görülür, inanç yönünden senkretik veya eklektik bir yapıya sahiptir, bin yılcı eğilimler güçlüdür, seküler bir dil kullanırlar.