Din ve Sosyoloji
Din ile sosyoloji ilişkisinin din ile sosyal olan etkileşimi gerçeği üzerine temellendiği söylenebilir. Sosyolojinin dinle ilişkisinin dini sosyal bir gerçeklik olarak ele alıp onun gözlenebilir sosyal görünümlerini, diğer toplumsal öğelerle etkileşimi içerisinde nesnel ve sistematik bir tarzda inceleme ve anlama perspektifi çerçevesinde kurulduğunu görmekteyiz.
Sosyolojinin Konusu Olarak Din
Sosyolojiyi "sosyal olan” üzerine nesnel, sistematik bilimsel yöntemlerle bilgi üretme veya bilim yapma faaliyeti olarak tanımlayabiliriz. Sosyal olanın alt katlarını ise insan, sosyal davranış, sosyal ilişkiler, sosyal kurumlar, sosyal süreçler, sosyal gruplar, sosyal değişme ve toplum olarak tespit ettiğimizde sosyal bir gerçeklik olarak din; sosyal olanı etkileyen ve ondan etkilenen boyutları ile sosyolojik araştırmanın konusudur.
Sosyoloji, Sosyolog ve Dini İnanç
Sosyoloğun dikkati, dini inanç ve davranışın değeri, doğruluğu veya yanlışlığı değil; inanç ve davranışların kendileri ve onların sosyal olanla ilişki ve etkileşimi üzerinedir. Bu çerçevede herhangi bir sosyolog dinin kaynağını inceleyebilir ancak o dinin gerçekliği , hakikat olup olmadığı gibi konularda bir sonuca varamaz. Hatta bu tür konularla ilgilenmez. Herhangi bir dinin kökeni, iddiaları ne olursa olsun nihayetinde sosyal bir gerçeklik kazanmış olduğu ölçüde ve bu yönüyle sosyolojinin ve sosyoloğun konusudur.
Tanımlama Problemi
Din ve sosyoloji ilişkisinin sosyolojiye, alanın zaten var olan problemleri dışında yeni bazı problemler sunduğu gözlenmektedir. Bu problemlerin en önde geleni tanımlama problemidir. Dinin ne olup olmadığını tanımlamanın sosyolojik açıdan ikincil önemde olduğu ileri sürülebilse de en azından yapılan ya da benimsenen tanımın din ile sosyal olan veya din ile toplum ilişkilerini değerlendirmede bilinçaltı işlevi göreceği düşünülünce konunun önemi kendini açığa vurmaktadır.
Genel Sosyolojik Yaklaşımlarda Din
Sosyolojik yaklaşımlar açısından dinin dikkate değer yönü, insan ve toplum hayatında görünür olan, toplumsal sistem içerisinde diğer sosyal alanlar ve kurumlarla etkileşim içerisinde tezahür eden tarafıdır. Sosyoloji, dinin toplum içindeki konumunu, işlevlerini ve sosyal hayattaki somut tezahürlerini, sosyal dünyanın din anlayışı üzerine etkilerini, ilgili sosyal anlamlandırma, değerlendirme ve tepkide bulunma biçimlerinin örüntüleşmiş boyutlarını ele alır.
Makro Sosyolojik Yaklaşımlar ve Din
Makro ya da yapı yönelimli yaklaşımlar “Dinin sosyal, toplumsal hayattaki yeri, diğer alanlarla ilişkisi, önemi veya rolü nedir?” vb. sorulara cevap arama odaklıdır. Aynı zamanda dinin yapılaşmış, kurumsallaşmış görünümlerine yoğunlaşarak dini ve dinin sosyal olanla ilişkisini konu eder.
Mikro Sosyolojik Yaklaşımla ve Din
Bu yaklaşımlar içerisinde din, aktörün sosyal etkileşim ve anlamlandırmaları çerçevesinde sosyolojinin konusu olur. Onun ilgili davranış ve eylemlerinin arkasında öznel anlamlar anlaşılmaya ve sosyolojinin diliyle açığa çıkarılmaya çalışılır. Makro sosyolojik yaklaşımların aksine mikro yaklaşımlar söz gelimi, herhangi bir bireyin kurumsallaşmış dini gelenekler karşısındaki bağımsızlığına, öznelliğine yönelir.
Klasik/Erken Dönem Sosyolojisi ve Din
Din klasik sosyologların çoğunluğunun ortak ilgi alanıdır. Onların birçoğu, dini de diğer bütün sosyal fenomenler gibi basit formlardan karmaşık formlara, ilkelden ileriye doğru bir sosyal evrim perspektifi içinde anlamaya çalışmıştır. Klasik sosyoloji teorilerinin ve sosyologlarının çoğunun ortak bir diğer özelliği de dinin modern toplumlarda bir düşüş yaşayacağı, dinin ilkel veya irrasyonel olduğu şeklindeki görüşleridir.
Çağdaş Sosyoloji ve Din
Gerek sosyal bağlamda din anlayışında (geleneksel kurumsal din anlayışlarının çözülmesi, dinsel bireycilik gibi eğilimlerin güç kazanması gibi) gerekse sosyolojinin epistemolojik ve metodolojik çerçevesinde meydana gelen değişme ve gelişmelere mukabil çağdaş dönem sosyolojisinde artık yapı üzerine vurgunun yerini dini nitelikli sosyal davranışların anlam ve motifleri üzerine vurgu almaya başlamıştır, denebilir. Bu dönemde dini inançların hem pozitif hem negatif bileşenlerini dikkate alan yorumcu perspektif oldukça popüler hâle gelmiştir.