Din ve Kimlik
Kimlik; bireyin kim ve ne olduğuna, yani hem kendisi hem de "başka"ları tarafından kendisine atfedilen çeşitli anlamlar ve tanımlamalar kümesine denir.
Kimlik bir kişinin kim ve ne olduğuna, bireyin kendisi ve diğer bireyler tarafından kendisine yüklenilen farklı anlamlar kümesinin toplamına göndermede bulunur. Sosyolojide kimlik kavramı, hem grup üyeliklerinin yapısal nitelikleri bağlamında bireylerin kişisel karakterlerini sergilemelerine hem de bu farklı bireysel davranışların sergilenmesine yönelik diğerlerinin ona karşı gösterdikleri tavırlarına atıfta bulunan bir kavramdır.
Kimlik kavramı üzerine sosyoloji disiplini içerisindeki yaklaşımların geneli sembolik etkileşimcilikle yakından bağlantılıdır. Bu anlayışta kişinin "ben"liği, başkaların kendisinden beklediği rolleri yerine getirmesi olarak anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kişinin kendini tanımlaması, bireyin kendisini toplumsal düzeyde kurgulanmış kategorilere koymasıyla ilgili bir süreçtir.
Kimlik teorisi 1970'li yıllarda Amerikalı sosyolog Sheldon Stryker tarafından geliştirilmiştir. Kuramının temel amacı, rol kavramından hareketle kimlik ve sosyal yapılar arasında bağlantı kurabilmektir. Birey yer erdindiği ve eylemde bulunduğu ne kadar sosyal ağa sahipse o kadar sayıda kimliğe sahiptir. Sahip olduğu bu kimlikler, içerisinde bulunduğu sosyal ilişkiler ve yapılar içerisinde bireyin nasıl davranacağını şekillendirir. Birey, diğer kimliklerine nazaran kimlikler hiyerarşisinde en üstte bulunan kimliğin gerektirdiği rol davranışlarını sergilemeye daha çok meyillidir. Birey etkileşim ve iletişim içerisinde olduğu gruplardan hangisine niceliksel ve niteliksel anlamda daha bağlı ise, o grup içerisindeki kimliği onun zirve kimliği olacaktır.
Bireyin toplumsal hayatta kimliğini/kimliklerini tanımlaması ve oluşturmasında dayandığı belli başlı sosyal temeller ve kategoriler vardır. Bunlar; etnik, toplumsal cinsiyet, sınıf, yaş ve cinsel tercih gibi belli kategoriler ve sınıflandırmalarla ifade edilebilir.
İnsanların kimlik tanımlamalarında başvurdukları bir diğer sosyal dayanak da "din"dir. Kimlik tanımlamalarında ve kimliğin geliştirilmesinde dinin sosyal bir kaynak olarak işlev görmesi, özellikle göç hareketlerinden sonra önem kazanmıştır. Göçmenler karşılaştıkları sorunları çözmek ve yeni ülkeye alışabilmek gayesiyle dini kurumlar inşa ederler ve bu kurumlar etrafında kendi sosyal ve kültürel aktivitelerini yeniden yaşayabilme imkânını bulurlar. İnsanların manevi ihtiyaçlarına cevap vermenin yanı sıra dinî kurumlar, aynı zamanda diğer bir çok dinî olmayan konularda (maddi, psikolojik, sosyal) da göçmenlere imkânlar sunabilmektedir. Din insanlar arasındaki diğer farklılıkları ortadan kaldırıp farklı etnik ve kültürel arka plandan gelen insanları aynı çatı altında toplayabilecektir.
Dinî kimliğin gelişim sürecinde üç temel aşamadan söz edebiliriz. Bunlar: yüklenilen dini kimlik, kazanılan dini kimlik ve aleni dini kimlik.
Dinî kimlik ve gelişimi durağan, statik değil; bilakis dinamik ve süreç içerisinde değişebilen bir fenomendir. Güçlü bir dinî kimliğin inşası ve gelişimi bireyin kendi bilinci, kendi sorgulaması, kendi tercihi ve başkalarının onayı veya baskısı ile gerçekleşebilir. Sonuç olarak içsel ya da dışsal, bireyin dinî kimliği her iki yönüyle de bireyin kendisi tarafından inşa edilmiş, tanımlanmış, yani kazanılmış bir kimlik olur.