Sosyal Değişme ve Din Etkileşimi
Değişim, bir değer yargısı ifade etmediği gibi toplumdan topluma da farklılık arz eder. Toplumlarda bazen çok uzun süreli, bazen de ani değişimlere rastlanır.
Kavramsal açıdan sosyal değişmeyi; gelişme, ilerleme, gerileme, modernleşme, çağdaşlaşma, vs. şeklinde tarif edebiliriz.İçerik açısından sosyal değişme bir hâlden başka bir hâle geçiş ya da önceki durum veya davranıştan farklılığı ortaya koyma şeklinde tanımlanır.
Sosyal değişme ile ilgili yaklaşımlar üç başlık altında değerlendirilir.
Büyük boy teoriler: Toplumsal gelişmenin genel yasalarını bulmaya çalışan büyük boy kuramlar, toplumsal değişim kurallarını bütün toplumlara şamil kılar. Bunu da üç kategoride ele almamız mümkündür.
Organizmacı yaklaşım: Bu kuram toplumu insan organizmasına benzetmektedir. Ayrıca toplumların, kültürlerin, devletin ya da genel olarak medeniyetlerin de büyüme, gerileme ve çökme gibi aşamalardan geçtiğini savunur.
Evrimci yaklaşım: Bu kuramlar, genellikle doğrusal bir yönde daima daha fazla karmaşıklık ve uyum yeteneği doğrultusunda gelişen, düzgün ve birikimsel bir değişim ana fikrinde ifadesini bulur. Bu yaklaşımlar, toplumsal değişimi düz çizgisel bir ilerleme ile izah ederler.
Diyalektik yaklaşım: K. Marx’ın savunuculuğunu yaptığı bu kuram, diyalektik ilişkiye dayalı tarihi maddecilik üzerine temellenir. Diyalektik yaklaşım, toplumsal alanda her varlığın zıtları bünyesinde barındırdığını, bu zıtların çatışmasıyla yeni bir durumun biçimlendiğini ve bu sürecin aynı tarzda devam ettiğini ileri sürmektedir.
Orta boy teoriler: Toplumu, değişmenin birimi olarak ele alıp toplumdaki değişmeden hareket ederek oluşturulan kuramlardır. İki yaklaşım modeli ile ifade edilmiştir.
Yapısal-fonksiyonel yaklaşım: Bu yaklaşıma göre birbirine bağımlı olan ve her biri meydana getirdiği bütünün daha iyi uyumunu sağlamak için belirli işlevlere sahip olan ögelerden meydana gelir.
Çatışmacı model: Bu yaklaşım toplumu, birbirleriyle çatışan unsurlardan meydana gelmiş bir bütün olarak ele almaktadır.
Küçük boy teoriler: Küçük boy teoriler, genelde sosyal psikoloji tarafından geliştirilmiş teorilerdir. Burada birey-birey, birey- grup, grup-grup ilişkilerinden hareket ederek toplumsal değişmeyi açıklamaya çalışmıştır. Bu teorinin önde geleni Kurt Lewin ve C. Homans’tır.
İçerik açısından sosyal değişme ise değişimin asla bir hareket olmadığını ifade eder. Yani toplumsal hareketlilik bir değişim olamaz fakat toplumsal hareketliliği değişime giden bir yol olarak görebiliriz. Buna göre değişim, bir sonuçtur. Toplumsal değişme her toplumda aynı süreçte ve aynı etkide olmayabilir. Hatta değişimi etkileyen bir faktörün aynı toplum katmanlarında dahi farklı tezahürlerle algılanması ve etkilenmesi söz konusu olabilir.
Faktörel açıdan sosyal değişme: Toplumsal değişim tek sebepli değildir. Değişimi etkileyen en önemli faktörlerden fiziki çevre, teknoloji, iletişim ve iktisadi faktörleri sayabiliriz. Yine bununla birlikte din, doğal felaketler, savaşlar, kültürel etkileşimler, göçler, iktisadi ve nihayet demografik yapıdaki farklılaşmaları değişim faktörü olarak sayabiliriz.
Sosyal değişme-din ilişkisi, iki başlık altında değerlendirilmektedir.
Sosyal değişmenin dinî yapıya etkisi: Hemen her din ortaya çıktığı toplumsal çevrenin kültürünün izlerini taşır. Yani din, evrensel olsa bile karşılaştığı toplumun yerel karakteriyle bütünleşerek hayatiyetini devam ettirir. Dinler, her toplumun kendi şartları doğrultusunda ifade ve tarzlarda ortaya çıkar ve yaşatılır. Sosyal birer vaka olarak bütün sosyal olaylar gibi dinler de her yeni durum karşısında yeniden yorumlanıp farklı biçimlere bürünmektedir.
Dinî yapının sosyal değişmeye etkisi: Ortaya çıkan her yeni yüksek din, toplumda yaşayan geleneği değiştirici yeni bir söylemle toplumu değiştirip dönüştürme iddiasındadır. Bu nedenle tarihteki birçok toplumsal olayların arka planında din veya dinî kurumlar vardır. Hemen her din, kendi prensip ve ilkeleri ile kapsam alanında tuttuğu toplumları etkiler. Bu nedenle din kurucuları toplumda birer reformcu olarak görülürler.Zira dinlerin pek çoğunda düzenleyici, yönlendirici hükümler bulunmaktadır. Din, ahlak, gelenek, manevi değerler, insan ve toplum üzerinde tesirli olduğu sürece bir değişim faktörüdür.