Sosyoloji Nedir? Kavramsal Çerçeve ve Bazı Kavramlar

Sosyoloji; Latince (socius) topluluk, toplum ve Yunanca (logie) bilgi, bilim anlamına gelen kelimelerin birleşimi ile oluşmuştur. Sosyal olan, sosyal davranışlardan, sosyal problemlere kadar uzanan bir yelpazeye sahiptir. Sosyal olan üzerine yapılan ise kısaca onun anlamına ilişkin doğru, tutarlı, manalı söz söylemek ya da sistematik yollarla spekülasyondan uzak, nesnel bilgi üretmektir. Bugün yaygın olarak “toplumbilim” şeklinde ifade edilmektedir. Toplumbilim adlandırmasından da anlaşılacağı üzere sosyoloji, toplumun, toplumsal davranış ve olayların, kurumların, süreçlerin, değişmelerin bilimsel olarak incelenmesidir. Sosyoloji önce ortaya çıkıp sonra kendine bir alan yaratmış bir bilim değildir. İlgili konular insanlık tarihinin erken dönemlerinden beri filozofların, teologların üzerinde düşündüğü konular arasındadır. Örneğin; Batı’da Antik Yunan düşünürlerinin bazılarının, İslam dünyasında Farabi, Gazali, İbn Hâldun gibi düşünürlerin sosyolojinin ilgilendiği konular üzerinde kafa yordukları bilinmektedir. Ancak 19. yy. öncesi dönemde düşünürlerin sosyal davranış ve olaylar hakkındaki düşüncelerinin çoğunun spekülatif olmakla birlikte genellikle sosyal olay ve olguları tek bir nedenle, tek bir anahtar kavramla açıklama eğilimli ve normatif olma riskine oldukça açık olduğu gözlenmektedir.

Sosyolojinin sistematik yollarla bilgi üreten bilimsel bir disiplin hâline gelmesinin Avrupa toplumlarında yaşanan düşünsel ve sosyo-kültürel değişme ve gelişmelerin etkisiyle 19. yy. Avrupa’sında gerçekleştiği bilinmektedir. Sosyolojinin ilgi alanına giren konulara ilişkin değerlendirmelerin geçmişi çok daha eski olmakla birlikte sosyolojinin bağımsız bir bilimsel disiplin hâline gelmesi 19. yy. da gerçekleşmiştir. Sosyolojinin isim babası Comte’tur. H. Spencer, E. Durkheim, K. Marx ve M. Weber gibi öncü sosyologların çalışmalarıyla bugün sosyoloji, sosyal bilimler içerisinde kendine has bir alanı ve inceleme metodu olan önemli bir bilim dalıdır. Sosyoloji Türkiye’de ilk okutulduğu yıllarda “içtimaiyat” terimiyle karşılanmıştır. Her bilim gibi sosyolojinin de kendi alanına ilişkin özel kavramları, tanımlamaları vardır. Özellikle de bilinmesi gereken, bir bilim dalında kullanılan kavramların/terimler özel anlamlarda kullanıldığı hususudur. Örneğin, “sosyal hareketlilik” kavramını gündelik dilde, insanların toplum içindeki her tür hareketleri için kullanılabilir oysa toplumbilimde özel bir durumu anlatır.

İnsanı ve toplumu inceleyen bir bilim olmakla sosyoloji, diğer beşeri ve sosyal bilimlerle hatta matematik ve istatistik gibi sayısal bilimlerle yakın bir ilişki içerisindedir. Bugün gelinen noktada toplumsal hayatta ortaya çıkan değişme ve çeşitlenmelerle birlikte sosyolojinin her biri kendisine ait özel bir alanı olan birçok alt dala bölündüğü görülmektedir. Sonuçta sosyoloji, sosyal olanı olduğu gibi inceleme, davranış, olay ve olguları çok sebepli anlama veya açıklama gayretindedir. Sosyoloji normatif yani kural koyucu, iyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yanlış gibi değerlendirmelerde bulunan, olay ya da olguların nasıl olması gerektiğini tespite yönelen değil; olay ya da olguların neden ve nasıl olduğunu anlamaya veya açıklamaya çalışan bir bilimdir.

Sosyal bilimler tanımlamaya çalıştığı “şeyin”, “olgunun” tanımını o “şeyin” ya da “olgunun” gerçekliğine en yakın kapsayıcılıkta oluşturmaya çalışır. Bu manada hiçbir tanım kusursuz ve eksiksiz değildir. Çünkü her bilim dalı kendisinin kullanacağı, kendisine göre tanımlanan nesnenin niteliklerini ön plana çıkaracağı için tüm farklı bilim dallarının yaklaşımlarını içine alacak, bilimsel anlamda onların her birini tatmin edecek, eskilerin ifadesiyle “efradını camii, ağyarını mânii” tanımlama yapmak zordur.