Psikanaliz ve Din
Psikolojide bugün de varlığını sürdüren temel ekollerden biri olan Psikanaliz, insan davranışlarının ve kişiliğinin bilinç dışı süreçler tarafından yönlendirildiğini öne sürmektedir. Kurucusu Sigmund Freud’dur.
Psikanaliz, Freud’dan günümüze pek çok değişiklik geçirmiştir. Alfred Adler, Carl Gustav Jung, Erich Fromm ve Erik Erikson Psikanalizdeki diğer önemli isimlerdir. Bu psikologlar, temel olarak, bilinç dışı süreçlerin ve geçmiş yaşantıların ve özellikle çocukluk çağının önemine vurguda bulunmakla birlikte birbirinden farklı görüşler dile getirmişlerdir.
Psikanaliz ekolünü savunan psikologlar, din ve Tanrı konusundaki görüşlerini de genel olarak psikoloji görüşleri çerçevesinde ortaya koymuşlardır. Dini, insan hayatındaki fonksiyonları açısından değerlendirmişlerdir.
Sigmund Freud, dinin ve Tanrı inancının insan için bir yanılsama ve nevrotik saplantılı bir durum olduğunu, bilimin gelişmesiyle insanın bu durumdan kurtulacağını öne sürmüştür.
Dinin bir yanılsama olduğu görüşüne karşı çıkan Adler, dinlerin insan hayatı için büyük önem taşıdığını söyler. Ona göre dinlerin kadiri mutlak Tanrı öğretisi, insanların Tanrı'yla özdeşleşerek aşağılık duygusundan kurtulmasına imkân tanır.
Carl Jung, dini, "arketipler", "kolektif bilinç dışı" ve "bireyleşme" teorileri çerçevesinde ele alır. Ona göre Tanrı kolektif bilinç dışında varolan bir arketipten ibarettir ve Tanrı’yı kabul insanın kaderidir. Dini inançlar, psikoterapik açıdan olumlu bir etkiye sahiptir. Her insan, hayatında “bireyleşme” denilen doğal bir dinî serüven yaşar.
Dinleri "hümaniter" ve "otoriter" olmak üzere ikiye ayıran Erich Fromm, hümaniter dinlerin insanın kendini geliştirmesine katkıda bulunduğunu dinlerin mistik formlarının bu hümaniter dini temsil ettiğini öne sürer. Ona göre dinler, insanın anlam bulmasını ve ahlakı temellendirmesine sağlar.
Erik Erikson ise, dini bir gelişim süreci içerisinde değerlendirir. Sekiz evreli psiko-sosyal gelişim teorisi çerçevesinde bireyin dinî gelişimini ele alır. Dinin kişilik gelişimi ve krizlerin atlatılmasındaki önemi üzerinde durur.