İnsan Hakları: Tanımı ve Kaynakları
İnsan hakları en genel tanımı ile kişinin sırf insan olması nedeniyle doğuştan sahip olduğu haklardır. Ancak günümüzde insan hakları popüler bir kavram olduğu için anlamının ve özelliklerinin iyi anlaşılması gerekmektedir. Biyolojik ve toplumsal bir varlık olan insan, diğer insanlarla birlikte yaşama eğilimi içerisindedir. Bu durumda toplumsal yaşamın düzeni açısından geçmişten günümüze dek süren kurallar ortaya çıkmıştır.
Gelenek-görenekler, görgü kuralları, ahlak ve din kuralları toplumsal yaşamı düzenleyen ve bireylerin kendi yaşamlarını sürdürürken dikkate aldıkları, uyulmadığında ise yaptırımları olan kurallardır. Bu kuralların yaptırımları manevi niteliktedir.
İnsan haklarının manevi, felsefi arka planı olmasına rağmen insan hakları ihlallerinin önlenmesi için bir ülkenin yasaları içinde yer alarak tanınması ve korumaya alınması günümüz toplumlarının temel hedefi olmuştur.
İnsan haklarını anlayabilmemiz için hak kavramını tanımlamamız gerekmektedir. Hem ahlaki hem de hukuki bir terim olan hak; bir kişi, bir kurum veya bir şey üzerindeki gerekçelendirilmiş bir iddia veya talebi ifade eder. Bireylerin sonradan kazanılmış haklarından farklı olarak insan hakları, tüm hakların üstündedir ve bağlayıcı özelliği vardır.
İnsan haklarının temel özellikleri; evrensel, doğuştan, toplum öncesi, mutlak vazgeçilmez, birey hakları, özgürlük hakları, temel haklar olmasıdır. İnsan haklarının muhatabı olan devletin ise insan hakları konusunda tanıma, dokunmama, koruma ve temin etme görevleri vardır.
İnsan hakları doğuştandır. İnsanların doğuştan sahip olduğu, insan kişiliği ile bütünleşmiş haklardır. Yani sonradan kazanılmış olan haklardan farklıdır. İnsan olarak var oluşumuzun ayrılmaz bir parçası olduğu için insan haklarını reddetmek aslında insanı reddetmek anlamına gelmektedir.
İnsan hakları toplum öncesidir. İnsan hakları doğuştan olduğu için toplum haklarından önce gelir.
İnsan hakları mutlaktır. İnsan haklarının varlığı hiçbir kayda veya şarta bağlanamaz. Hatta hiçbir düşünce ya da fikir ile varlıkları inkâr edilemez, geçersiz sayılamaz
İnsan hakları birey haklarıdır. İnsan haklarının öznesi topluluklar değil bireydir. Çünkü topluluklar, varlıkları bireylerden bağımsız olmayan ve insanlar arası etkileşimlerden oluşan ilişki ağlarıdırİnsan hakları çoğunlukla özgürlük haklarıdır. Özgürlük en genel anlamıyla, bireylerin kendi hayatlarını hangi değer veya idealler ölçütüne göre yaşayacaklarına, keyfî bir müdahale olmaksızın kendilerinin karar vermeleri olarak tanımlanabilir. Buradaki keyfî müdahale ise, haklı bir nedene yani hukuki bir gerekçeye ya da sosyal, siyasal bir düzenlemeye dayanmayan müdahale anlamına gelmektedir.
İnsan hakları temel haklardır. Çünkü var olmaları egemenin iradesine bağlı değildir. Bu özellik, tam tersi olarak insan haklarının anayasal düzenin temelini oluşturduğu ya da oluşturması gerektiğini belirtir.
İnsan haklarının muhatabı devlettir. Devletin insan hakları ile ilgili olarak dört görevi bulunmaktadır: Tanıma, dokunmama, koruma ve temin etme.
İnsan hakları sınırlandırılabilir mi? Bu düşünce insan haklarının mutlak, vazgeçilmez, temel hak olma özellikleri ile çelişmez mi? Bu bakış açısı özünde doğru olmakla beraber, uluslararası insan hakları sözleşmelerinde devletlerin kimi olağanüstü durumlarda kısıtlama yapabileceği ifade edilmektedir.