Şehiriçi Dağıtım ve Çevreci Yaklaşımlar
Şehir merkezlerindeki lojistik faaliyetleri, kentsel olmayan alanlara ve tarım alanlarına kıyasla daha önemlidir. Türkiye’de de en belirgin değişim şehirleşme oranında görülmektedir.
Şehir içi dağıtım konseptinin başlıca nedeni, mal ve paketlerin şehre dağıtılması sonucunda şehir merkezinde ağır yük teslimat trafiğinin yol açtığı sıkıntıdır. Küçük şirketlerin bir çoğundaki geleneksel organizasyonlu nakliye departmanı, sıkıntı nedenleri arasında önemli bir rol oynamaktadır.
Kentsel alanlarda fiziki dağıtım ve tedarik zincirleri de dâhil olmak üzere şehir içi dağıtım, ulaşım ve arazi kullanımı bağlamında kentsel çevredeki konulara değinilmektedir.
Hava kalitesi ve enerji tasarrufu üzerindeki etkileri gibi kentsel alanlardaki yük trafiğinin getirdiği çevre sorunları iklim değişikliği üzerinde doğrudan veya dolaylı etkilere sahiptir.
Kentsel alanlarda ulaştırma planlaması ve lojistiği içeren ve şehir lojistiği adı verilen önlemler, birçok trafik ve ulaştırma problemini çözmek için tasarlanmıştır.
Lojistik, hava kirliliği, gürültü, kazalar, titreşim, bölgeyi işgal etme ve görsel kirlilik gibi çeşitli dış etmenlerden sorumludur.
Çevresel standartlar iki gruba ayrılır; zorunlu olanlar ve çevreye duyarlı şirketlerin gönüllü olarak uyguladığı standartlar. İlki çoğunlukla teknik, ikincisi ise çoğunlukla daha yönetim odaklıdır.
Yük taşımacılığından kaynaklanan emisyonlar, büyük ölçüde kullanılan yakıtın türüne göre değişkenlik göstermektedir. Bununla birlikte, mazot, yük araçlarının kullandığı ana yakıt olmaya devam etmektedir. Nispeten az miktarda yük, benzinli araçlarla taşınmaktadır. Kamyon ve kamyonetlerin motorlarındaki yanma işlemi tamamlanmadığından çıkan atık kirlilik yaratmaktadır.
Şehir içi dağıtım, kentsel alanlardaki trafik sorunlarını hafifletirken, enerji verimliliği ve çevresel bozulmayı ele alan bütüncül bir yaklaşım sağlar. Şehir lojistiği kavramı, kamu ve özel sektör ile birlikte taşımacılık ve lojistik hizmet sağlayıcılarını ve ilgili organizasyonları da paydaş olarak içermektedir.
Hava kirliliğini önlemek amacıyla motorlu araçlara getirilen standartlar AB ülkelerinin ardından 2009 yılından itibaren Türkiye'de zorunlu hâle gelmiştir.
Yük taşımacılığından kaynaklanan emisyonlar, büyük ölçüde kullanılan yakıtın türüne göre değişkenlik göstermektedir. Bununla birlikte, mazot, yük araçlarının kullandığı ana yakıt olmaya devam etmektedir. Nispeten az miktarda yük, benzinli araçlarla taşınmaktadır.
Şehir içi yük taşımacılığının sürdürülebilirliğini artırmak için yapılan çalışmalar, diğer faaliyetlerin olumsuz etkilerini düzeltmenin yanı sıra yeni stratejilerin geliştirilmesine de odaklanmalıdır. Bu ekonomik, sosyal ve çevresel hedefleri gerçekleştirmek için şehir içi dağıtım girişimleri, operasyonların verimliliğini artırma çabaları ve çevre dostu modların daha fazla kullanılması önemlidir.
EURO emisyon standartları; 1990'lı yılların başlarından beri, dizel motorlu ağır ticari araçların emisyonları AB mevzuatıyla sıkı sıkıya kontrol edilmektedir. Yeni ağır ticari araçlar, EURO emisyon standartları olarak bilinen ve giderek sıkılaştıran çevresel standartların odak noktası olmuştur.
Çevre yönetim standartları (ÇYS); Çevre yönetimi, ilk olarak şirketler üzerinde getirilen yeni çevre düzenlemelerine bir cevap olarak geliştirilmiştir. Yöneticiler, çevresel sorunların iş stratejilerinin bir parçası olduğunu benimseyerek buna uygun çözümler aramaya başlamışlardır.
Şehir içi yük taşımacılığındaki verimsizlikler, mevcut yol düzenleri veya trafik yoğunluğunun bir sonucu olarak ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca, yük taşımacılığı operasyonları üzerinde oluşan istenmeyen sonuçlar navlunsuz şehir içi ulaşım politikaları yüzünden de meydana gelebilmektedir.
Son birkaç yılda çok çeşitli yeni deneysel planlar ortaya çıkmıştır. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle otomatik işlevselliğe sahip cihazlar, internet tabanlı trafik denetleyiciler, navigasyon yazılımları ucuz hâle gelmiştir. Teslimat alanlarına erişim kolaylaşmıştır. Bu da dağıtım araçlarının şehir içinde kat ettikleri mesafenin kısalmasına ve geçirdikleri zamanın azalmasına olumlu yönde etki etmektedir.
Yerel ve merkezî yönetimler yönetmeliklerin trafik yoğunluğu, arazi kullanımı ve araç teknolojileri ile ilgili kısımlarına daha fazla ilgi gösterme eğilimindeyken şirketler ise operasyonel kısımlarla ve piyasa girişimleriyle ilgilenme eğilimindedirler. Son on yılda Avrupa şehirlerinde çeşitli şehir içi dağıtım girişimleri ve uygulamaları yapılmıştır.