Çocuklarda Hastalık ve Ölüm

Hastalık Nedir?

Vücutta oluşturduğu değişimler, belirtiler ve bulgular ile kendini gösteren vücudun herhangi bir bölümü, organ veya sisteminin normal yapısı ve işlevlerinin bozulması ile oluşan sağlıkta bozulma, rahatsızlık hâli hastalık olarak tanımlanmaktadır.

Çocuklarda Hastalık Kavramı

Çocuklarda hastalık kavramı, gelişim dönemlerine göre farklılık göstermektedir. Üç yaş altındaki çocuk; hastalık, hastalık ciddiyeti kavramlarını anlayamaz, hastalığın ve tedavi süreçlerinin fiziksel rahatsızlıklarını yaşar ve ebeveynlerinin duygusal tepkilerinden etkilenirler. 3-6 yaş arası benmerkezciliğin ön planda olduğu bu dönemde hastalık, dıştan gelen işaretler yoluyla tanımlanır, hastalık, hastaneye yatış ve yapılan işlemler kötü davranışın sonucu olarak görülür. 7-13 yaş dönemi çocuklarda kontrolünü kaybetme ve ölüm korkusu bu dönemde gelişir. Hastalığı anlamada artış olmakla birlikte hâlâ hastalığın yanlış bir şey yapmaktan kaynaklandığını ve hastalığı bulaşma sonucu edindiklerine inanabilir, hastalığın uygun tedavi ile düzelebilir olmasını anlayabilirler. Ergenlik döneminde hastalığı anlamada erişkin düzeye kademeli ulaşma, hastalığın oluşmasında konak ya da ajan gibi etkenlerin karmaşık ve çoklu etkileşimlerinin farkında olma gelişmektedir.

Hastalık Kavramının Çocuk Üzerine Etkisi

Gelişim Dönemlerine Bağlı Etmenler:

Çocuğun hastalığa vereceği tepki, hastalığı bilişsel olarak anlama kapasitesi ile ilişkilidir. 3 yaş ve altı dönemde çocuklar, hastalığın ve tedavi süreçlerinin rahatsızlıklarını yaşayabilmekte, uyku ve beslenme zorlukları oluşabilmekte, 3-6 yaş döneminde hastalanmanın getirdiği sıkıntı ve endişe, çocuğun o güne kadar kazanmış olduğu becerilerinde gerilemeye neden olabilmektedir. 7-13 yaş döneminde okul öncesi çocuklarda görülebilen ayrılık, yabancı insanlar ve tanımadıkları hastanede terk edilme ve hastalıklarının ciddiyetine dair kaygılar görülebilmektedir. Ergenlik döneminde ise hastalık, bağımsızlığın kaybolması, gelecekle ilgili planların bozulması olarak algılanmaktadır. Bunun yanında saç kaybı, kilo artışı gibi hastalık ya da tedavi süreçlerine bağlı gelişebilen fiziksel değişikler, tedaviyle geciken puberte, infertilite ile ilgili kaygılar bu dönemin psikolojik problemlerinin kaynağını oluşturabilmektedir.

Bireysel Özelliklere Bağlı Etmenler:

Gelişim dönemlerinin çocuklardaki hastalık kavramına etkisinin yanında birbirlerine yakın yaşta ve benzer bakım verenleri olan çocuklarda hastalığa karşı tepkilerinin tamamen farklı olabileceği, çocuğun mizacının da hastalığa uyumu etkileyebileceği, içe dönük çocuklarda endişe, belirsizlik korkusu, ölüm korkusu, suçluluk duygularının daha fazla olabileceği görülmüştür.

Aileye Bağlı Etmenler

Hastalık Sürecindeki Çocuklarda Psikiyatrik Bozukluklar

Çocukluk çağı hastalıklarında tüm ailenin işlevi ve günlük etkinlikleri etkilenebilmektir. Kronik hastalıklar aile içinde var olan yapılanmayı bozmakta, aile hastalıkla ilişkili sık hastane başvuruları, çok yönlü tedavi ve bilinmeyen hastalık süreci gibi stresörlerle baş etmek zorunda kalmaktadır.

Bu süreçlerde çocuklarda sıklıkla kaygı bozuklukları ve depresyon, uyum bozuklukları, akut stres reaksiyonu, agresyon, gerileme (regresyon), bağımlılıkta artış, aşağılık duygusu yaşama ve sosyal geri çekilme gibi belirtiler görülebilmektedir.

Hastalık Sürecinde Çocuğa ve Aileye Yaklaşım

Hastalık sürecinde temel yaklaşım; çocuk, aile ve diğer bakım verenlerdeki risk etkenlerini azaltma ve olumlu baş etme mekanizmalarını pekiştirme ve desteklemedir. Amaç, sürece dahil olan herkeste mümkün olan en sağlıklı işlevselliği geliştirmek ve aileleri normal gelişimsel yörüngeye döndürmektir. Hastalık, değerlendirme ve tedavi hakkında katılımı olan herkesi bilgilendirmek gereklidir. Bilgi, gelişim düzeyine uygun bir tarzda, duyarlı bir şekilde sunulmalıdır.

Ölüm ve Ölüm Algısı

Ölüm; organların iş göremez hâle gelmesiyle beraber biyolojik varlığın son bulması olup çocukların ölümü nasıl kavramsallaştırdıkları bu aşamaları anlama ve kabul etme kapasitelerinin düzeyi ile ilişkilidir

Çocuklarda Ölüm Kavramı

Çocukların ölümü algılayışı, çocukluk çağı boyunca gelişen bilişsel olgunlukları ile paralel olarak gelişmektedir.

Beş yaş öncesi dönemde çocukların düşüncesi benmerkezci olup olayların insanlar tarafından kontrol edildiğine inanma eğilimi göstermektedirler.

Zaman kavramının öğrenildiği okul döneminde çocuklar, soyut düşünme yeteneği kazandıklarından ölüm kavramını algılayabilmektedirler. Ölümün geri dönülmez bir şey olduğunu anlayabilir, ancak kendinin ölebileceğini kavrayamazlar.

Çocuklarda Görülen Normal Yas Tepkileri

Çocukların yas tepkilerinde etkili olan faktörler; gelişimsel durumları, kişilik özellikleri, ebeveynin yas tutumu, kardeş ve çocuk ilişkisinin yaşatılması, okuldaki öğretmenlerin ve akranlarının ölüme verdikleri tepkilerdir.

Çocukta Görülen Karmaşık Yas Tepkileri

Çocukta herhangi bir yas tepkisinin uzamış, aşırı, yıkıcı olarak gözlenmesi, çocuğun yaşam kalitesini ve işlevselliğini olumsuz etkilemesi, sosyal çevresiyle olan uyumunu bozması veya öz bakımını yerine getirmesine engel olmasıyla ilişkili olarak gelişen uzamış yas tepkisi; yeme ve uyku düzeni gibi psikobiyolojik ritimde bozulma, gelişimsel basamaklarda kayıplar, kayıp kişiyi anımsatan durumlara karşı aşırı duyarlılık veya kayıtsız kalınması, günlük hayattaki işlevlerde bozulma, travma sonrası stres bozukluğu belirtileri ve okul başarısında etkilenmeye yol açabilmektedir.

Yas Sürecinde Çocuğa Yaklaşım

Çocukların kayıpla baş etmesinde iki önemli nokta bulunmaktadır. Birincisi, çocuğun duygularını dile getirmesine yardımcı olunmasıdır. İkincisi ise çocuğun bulunduğu gelişim dönemine uygun açıklamalar yapılmasıdır.

Pek çok çocuk için sözlü olmayan ifadeler, konuşmaktan daha kolay olabilir; resim, oyun terapisi, hikâye anlatma gibi yöntemler doğrudan konuşmaktan daha etkili olabilir.