Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıklarına Giriş

Tanım ve Tarihçe

Ruh sağlığı, genel sağlık durumumuzun önemli bir parçası olup bedensel sağlığımız ile etkileşim içindedir. Neyi, nasıl düşündüğümüz, hissettiğimiz ve hareketlerimiz hem beden hem de ruh sağlığımızı etkileyebilir.

Aşağıdakilerin herhangi biri veya birkaçının çocukta bulunması, o çocuğun uzman biri tarafından değerlendirilmesi gerektiğini işaret eder:

  • Okul başarısında düşme,
  • Çaba gösterilmesine rağmen düşük başarı,
  • Sürekli korku ve endişe,
  • Okula gitmeyi veya akranlarıyla iletişim kurmayı reddetme,
  • Aşırı hareketlilik ve huzursuzluk,
  • Uzun süren ve tekrarlayan kâbuslar,
  • Kurallara uymama ve saldırganlık,
  • Sürekli mutsuzluk, üzüntü veya sinirlilik.

Çocuk ve Ergen Psikiyatri; beyin görüntüleme, genetik araştırmalar ve ilaç çalışmaları nedeniyle biyolojik; ruhsal hastalıkların oluşumunu önlemeye yönelik çalışmalar ve aile ve toplum ile ilgilenmesi bakımından ise sosyolojik bir bilim dalıdır.

Ruhsal Bozukluklar Nasıl Oluşur?

Ruhsal hastalıklar kişinin:

Biyolojik: Kişinin soyundan geçen genler vasıtası ile,

Psikolojik: Kişinin kendi mizacı, durumları değerlendirme şekli, kendi ile ilgili değer yargılarındaki farklılıklar ile,

Sosyal: Çevresi ile etkileşimi neticesinde gelişebilir.

Tüm bunlar göz önüne alındığında ruhsal hastalıkların "biyopsikososyal" çerçevede değerlendirilmesi gerektiği görülmektedir. Biyopsikososyal yaklaşım, beyin ve diğer organlarımızın fiziksel uyarılara duyarlı olmakla kalmayıp sosyal değişikliklere de duyarlı oldukları ve bu değişikliklerden etkilenebilecekleri temeline dayanmaktadır.

Biyolojik Etmenler

Biyolojik etmenlerin başında gelen kalıtım, kişinin oluşumu sürecinde birtakım özelliklerinin anne ve babasındaki genler yoluyla kendisine, sonrasında da bir kuşaktan ötekine geçmesi olarak tanımlanmaktadır. Yani genlerimizle saptanan özelliklerimizdir. Örneğin göz rengimiz bize genler aracılığıyla aktarılan bir özelliktir ve sonradan değiştirilemez.

Biyolojik etmenler özellikle otizm, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, bipolar bozukluk, depresyon ve şizofreni gibi ruhsal hastalıklar için önemlidir.

Psikolojik Etmenler

Bireyin kendisi, dünya ve diğer insanlar hakkında olumsuz inançlara sahip olması, olumsuz duygu ve davranışlara yol açabilmektedir. Bazı ruhsal hastalıkların belirtileri ise bazı davranışların pekiştirilme ve cezalandırılmaları ile oluşmaktadır.

Sosyal Etmenler

Ruhsal bozuklukların gelişiminde, toplum desteği, aile, kişiler arası ilişki biçimi sosyal etmenleri oluşturan başlıklardan bazılarıdır.

Sorunlarla başa çıkma sırasında bireyin yardım ve destek alabileceği sosyal kaynakların varlığı ruhsal bozukluklardan koruyucu rol oynar. Sosyal desteği yetersiz bireylerde psikiyatrik hastalıklar daha sık ortaya çıkar ve daha şiddetli seyreder.


Ruhsal bozukluklarda biyolojik, psikolojik ve sosyal etmenlerin birbiriyle etkileşerek hastalıkların gelişimine neden olduğu düşünülmektedir. Fakat bir bozukluğu ortaya çıkaran veya çıkmasına neden olan etmenleri her zaman ayırt edemeyebiliriz.

Yukarıda ruhsal bozuklukların ortaya çıkmasına neden olan çeşitli etmenler dışında enfeksiyonlar, beynin hasar görmesi, doğum sakatlıkları ve travma gibi etmenler de bu bozuklukların ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir.

Ruhsal Bozuklukları Erken Yaşta Tespit Etmenin Önemi

Çocukluk ve ergenlik dönemi birçok ruhsal bozukluğun başladığı, erken tanı konma ve tedaviye başlamanın ruhsal bozuklukların bıraktığı olumsuz etkilerin azaltılabilmesi açısından çok kritik öneme sahip bir dönemdir. Ruhsal bozukluklar, eğer uygun tedavi edilmezse çocuk büyüdükçe daha fazla işlev kaybına neden olabilmektedir. Ruhsal bozukluk yaşayan çocuklarda, yaşamayanlara göre birden fazla bozukluğun ortaya çıkması ya da daha önceden yaşanan bozukluğun daha sonraki yıllarda tekrarlama olasılığı çok yüksektir.

Ruhsal bozuklukların görülme sıklığı, bu bozuklukların nedenlerinin aydınlatılması, önleyici müdahaleler ve tedavi programlarının geliştirilmesi bakımından önem teşkil etmektedir.

Ruhsal bozuklukların görülme sıklığı konusunda yapılan çalışmalar yaşanılan coğrafi bölgeye, kişinin yaşına, cinsiyetine, tanı konulurken kullanılan yöntemlerin farklılığına göre çeşitlilik gösterebilmektedir. Bu nedenle bu faktörlere göre çoğu ruhsal bozukluğun görülme sıklığı değişebilmektedir. Örneğin Okul çağı çocuklarda depresif bozukluk görülme sıklığı ergenlik dönemine göre daha azdır veya ayrılık anksiyete bozukluğunun görülme sıklığı yaş ilerledikçe azalmaktadır.

Ruhsal Bozukluklarda Genel Tedavi Yaklaşımları

Uygun psikiyatrik tedavi, bireylerin ruh sağlığının korunması, iyileştirilmesi ve tedavinin devamlılığı için hasta mahremiyetinin en üst düzeyde tutulması olmak üzere hasta haklarına saygılı ve etik değerlere bağlı, tedavi edici uygulamaların yanında koruyucu hekimliği de benimseyen bir şekilde başlamalıdır.

Ruhsal bozuklukların ilaçla tedavisi genel tedavi yaklaşımlarının ilkini oluşturmaktadır. Ancak psikiyatrik ilaçların kullanımı, antibiyotikler gibi bir kutu ile sınırlı olmamaktadır. Ruhsal bozuklukların tedavisi düzelme sağlansa bile sonrasında bir süre daha sürdürülebilmektedir.