Çocuğun Kişiliğinin Korunması

Kişilik hakkı, mutlak haklardandır. Bundan dolayı herkese karşı ileri sürülebilirken; herkes tarafından da ihlal edilebilir.

Çocuğun kişilik hakları arasında maddi ve manevi kişisel değerleri ön plana çıkmaktadır.

Maddi kişilik hakları arasında vücut bütünlüğü, hayat ve sağlık hakkı bulunmaktadır. Söz konusu bu haklar Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve Türk Medeni Kanunu kapsamında korunmaktadırlar. Çocukların vücut bütünlüğü, sağlık ve hayat haklarının devlet tarafından korunması öngörülmüştür.

Manevi kişisel haklar ise yaşam alanları, resim ve isim üzerindeki haklardır.

Yaşam alanları kişilerin toplumda var olmalarının bir sonucu olarak kendilerini ifade ettikleri alanlardır.

Kamusal alanda çocuk, toplumun diğer bireyleri ile beraber olduğu alandır. Özel alan ise, kamusal alana göre daha az insanla çocuğun bir arada olduğu alandır. Bu alan anayasa çerçevesinde korunmaktadır.

Sır alanı ise diğer alanların aksine çocuğun kendi izin verdiği sadece belli kişilerden oluşan bir alandır. Bu alanda çocukla beraber olan onunla yaşayan veya velayeti altındaki kişilerden oluşur. Bu alan çocuğun en mahrem bilgilerinin olduğu belli kişilerin bilmesinde yarar olunan yaşam alanıdır.

Çocuğun kişisel değerlerine yönelik haksız müdahaleler normalde hukuka aykırıdır. Ancak bu müdahaleler kanunda belirtilen bazı sebeplerin varlığı halinde hukuka uygun olurlar.

Bu haller; rıza, üstün kamusal veya üstün özel yarar ve kanunun verdiği yetkinin kullanılmasıdır.

Haklı savunma ve zorda kalma da kişiye müdahale yetkisi tanınan kanuni hallerdendir.

Rıza en genel geçer hukuka uygunluk halidir. Çocuklarda rıza çocuğun ehliyetine göre değişir. Tam ehliyetsiz sınırında olan 0-4 yaş aralığında mutlaka kanuni temsilcinin rızası gerekir. Ancak ayırtım gücünün kazanılması ile birlikte küçüğün ve kanuni temsilcisinin rızası birlikte alınır.

Üstün özel yararın söz konusu olabilmesi için çocuğa yapılan müdahalenin onun yararına olması gerekir. Örneğin, çocuğun bulaşıcı hastalıklara karşı aşılanması gibi.

Üstün kamusal yarar da ise kamu menfaati ağır basmaktadır. Burada kişilik haklarına yapılan müdahale bir kişiyi ilgilendirmeyip bilakis toplumu etkilemektedir.

Kişilik haklarının korunmasına yönelik davalar; özel ve genel davalar olarak ikiye ayrılabilir.

Özel (savunma) davaları; saldırıya son verilmesi, saldırı tehlikesinin önlenmesi ve saldırının hukuka aykırılığının tespiti davalarıdır. Bu davalarda karşı tarafın kusurlu olması aranmaz.

Genel davalar ise maddi ve manevi tazminat davaları ile vekâletsiz iş görmedir. Bu davalarda karşı tarafın kusurlu olması aranır.

Özel ve sır alanlarına ait olan bu kişisel veri niteliğindeki çocuğun resimleri diğer paylaşımlar anne babası veya üçüncü şahıslar tarafından sosyal mecralarda yayınlanması durumlarında çocuk, bu durumun kaldırılması, önlenmesi veya yapılan hukuka aykırı fiilin tespiti için dava açabilir.

Bu davalarda, kusurun ispatına gerek bulunmamaktadır.

Bunların yanı sıra, çocuğun hukuka aykırı fiil sonucu malvarlığında belli azalma olmuşsa bu durumda maddi tazminat ve vekâletsiz iş görme davaları açılabilir.

Ayrıca çocuğun bu müdahaleler çocuğun manevi dünyasını negatif bir şekilde etkilemesi sonucu çocuğun elem ve keder duyması hallerinde manevi tazminat davası da açma hakkı çocuğa tanınmıştır.

Maddi ve manevi tazminat davalarında mutlaka kusurun ispat edilmesi gerekir. Kusurla birlikte, hukuka aykırı fiil, zarar (maddi manevi) ve kusurlu davranış sonucu zararın meydana geldiğinin ispat edilmesi gerekir.

Çocuk, kişilik haklarını hukuka aykırı olarak ihlal eden ana baba ve üçüncü şahıslardan ayrıca TBK m.530 uyarınca saldırıdan elde edilen kazancın iadesini de talep edebilir.