Çocuğa Takdir Edilecek Nafaka
Türk Medeni Kanunu (TMK) m.185/2'ye göre eşler, çocukların bakımına, eğitimine ve gözetimine özen göstermekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen eş, tedbir nafakası ödemek zorundadır.
Eşler ayrı yaşıyorlarsa çocuğa fiilen bakan eş, diğer eşten ekonomik ve sosyal durumuna uygun nafaka talep edebilir. Buna tedbir nafakası denir.
Evliliğin boşanma ile sona ermesinin mali sonuçlarından birisi de yoksulluk nafakasıdır. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir (TMK m.175/1). Mahkeme tarafından yoksulluk nafakası ödenmesine karar verilebilmesi için; evliliğin butlan veya boşanma ile sona ermiş olması, yoksulluğa düşen tarafın nafaka ödenmesini talep etmiş olması, nafaka talep eden tarafın boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması, nafaka talep eden tarafın kusurunun nafaka talep edilen tarafın kusurundan daha ağır olmaması ve nafaka talep edilen tarafın nafaka ödeyebilecek mali güce sahip olması gerekir. TMK m.175/1 gereğince nafaka miktarı, nafaka alacaklısının geçimi için gerekli olan miktardır.
Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi talep şartına bağlıdır. Yoksulluk nafakası talebinin diğer bir şartı ise, talep edenin kusursuz ya da daha az kusurlu olmasıdır. Dolayısıyla eşit kusur halinde de, yoksulluğa düşecek eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilebilecektir. Üçüncü şartı ise kesinleşmiş bir boşanma kararının varlığıdır. Şu halde yoksulluk nafakasının boşanma davası ile birlikte istenilmesi halinde, nafaka talebi boşanma davasının eki niteliğinde olduğundan, boşanma davası reddedilirse, yoksulluk nafakasına da hükmedilmeyecektir. Yoksulluk nafakasının amacının kusuru daha ağır olmayan eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmesini engellemek olması nedeniyle, bu nafakaya hükmedilmesinde önem arz eden diğer bir şart ise ‘yoksulluk’ şartıdır.
Çocuğun velâyeti kendisine verilmiş olan taraf ona bakmak, onu beslemek ve barındırmakla yükümlüdür. Buna karşılık, çocuğun velâyeti kendisine verilmeyen taraf, mali gücüne göre ve hâkimin belirleyeceği miktarda, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmak zorundadır. Hâkim tarafından belirlenen bu nafakaya, “iştirak nafakası” (katılım nafakası) denir. İştirak nafakası, barınma, giyinme, beslenme, eğitim, sağlık ve ulaşım gibi zaruri giderlerden oluşur.
Gerek kanuni ve gerekse akdi soybağı kurulduktan sonra anne ve babanın çocuğuna karşı bakım yükümlülüğü doğar. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğu yanında bulunduran yani velâyet hakkını fiilen (eylemli olarak) kullanan tarafın diğer taraftan iştirak nafakası isteme hakkı doğar. İştirak nafakasına hükmolunan çocuk, nafaka borçlusunun yanında belli bir dönem kalmış ise, bu dönem için nafaka alacaklısı nafaka talep edemez.
Butlan veya boşanma ya da ayrılık davasında, çocukların velâyeti taraflardan birine verilince, velâyet hakkına sahip olmayan tarafın diğer tarafa ödeyeceği iştirak nafakasının başlangıcı, velayete ilişkin kararın kesinleştiği tarihtir. Dolayısıyla kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılmalıdır.
Buna rağmen çocuk, velâyet hakkı kendisine verilen tarafta değil de diğer tarafın yanında ise, iştirak nafakası çocuğun teslim edildiği tarihte başlar. Dolayısıyla velâyet hakkı kendisine verilen tarafa çocuğun teslim edildiği tarihten itibaren iştirak nafakasına karar verilmelidir. Boşanma davası içerisinde talep edilen iştirak nafakası boşanmanın fer’i niteliğinde olup, yargılamanın her safhasında istenebilir. Bunun için harç talep edilemez. Boşanma davası içerisinde talep edilen nafakanın kabulü veya reddi halinde de nafaka dolayısıyla vekâlet ücretine karar verilemez.
Nafaka kavramı, kanunun öngördüğü kişilere yine kanunun öngördüğü koşulların gerçekleşmesi halinde, yardıma muhtaç durumdaki hısımlarına yardım etme ve onların bakımını sağlama borcu yükleyen bir kurumdur. Bireyler arasında karşılıklı dayanışma ve yardımlaşma, zor günlere birlikte katlanma, karşılıklı fedakârlıklarda bulunma yükümlülüğü, Türk Medeni Kanunu'nda en geniş anlamda aile için öngörülmüştür. İnsanlar; hastalık, işsizlik, yaşlılık veya buna benzer sebepler yüzünden yoksulluğa düşebilirler. Bu takdirde yakın hısımların birbirlerine yardım etmeleri, vicdani ve ahlaki bir görevdir.
Yardım nafakası yükümlülüğü çift yönlü, yani karşılıklıdır. Başka bir deyişle, üstsoy ve altsoy ile kardeşler refah içinde olmak koşulu ile birbirine nafaka vermekle yükümlüdürler. Bu yükümlülüğün temelini aile hukukuna hâkim olan karşılıklılık ilişkisi oluşturmaktadır.
Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır (TMK m.364/2). Kardeşlerin evlilik içi olup olmaması, anne ve baba bir kardeş yani tam kan kardeş veya anne bir baba ayrı veya baba bir anne ayrı yani yarım kan kardeşi olmaları farklılık meydana getirmez. Kardeşin nafaka yükümlüsü olabilmesi için, sosyal seviyesine uygun yaşayışın gerektirdiği giderleri karşılayabilecek mali gücün üstünde bir mali güce sahip olmak gerekir.
Nafaka isteminde bulunma hakkına sahip olan kimseye, resmi veya kamuya yararlı bir kurumda bakılmakta ise, bu kurum veya bu kurumun bağlı olduğu idare, nafaka yükümlüsü olan kimseden yardım nafakası isteminde bulunabilir (TMK m.366). Bu durumda, resmi ya da kamuya yararlı bir kurumda bakılan bir kimsenin nafaka ile yükümlü hısımları varsa, bu kurumların idareleri onlar aleyhine yardım nafakası davası açabilirler.