Koşullu Salıverilme
Hürriyeti bağlayıcı cezalar, aynı zamanda elverişli iyileştirici tedbirler ile birlikte uygulandıklarında hükümlünün yeniden topluma kazandırılmasını, diğer bir anlatımla ıslahını sağlamaya yararlar; eğitim, sanat, spor, din ve kültür faaliyetleri gibi çeşitli alanlarda öğretici, yetiştirici, ıslah edici tedbirlerle mahkûmu uslandırarak resosyalizasyonunu gerçekleştirmeye çalışırlar. Kanun koyucu hem ıslah olanla olmayan mahkûmu birbirinden ayırmak hem de ıslah olmayı teşvik etmek maksadıyla gözlemlenen tutum ve davranışlarıyla işlediği suçtan pişmanlık duyduğu anlaşılan iyi hâlli hükümlülerin ceza sürelerinin tamamen dolmasından önce toplumsal hayata dönmelerini mümkün kılan bir infaz kurumu olarak koşullu salıverilme müessesesine yer vermiştir
Koşullu salıverilme kavramı, mahkûm edildiği hapis cezasının kanunda belirtilen kısmını iyi hal ile geçiren hükümlünün, konulan şartlara riayet etmemesi durumunda geri alınması şartı ile mahkûmiyet süresi bütünüyle bitirilmeden yetkili merci tarafından alınacak bir kararla salıverilmesi şeklinde tanımlanmaktadır.
Tarihsel gelişim sürecinde farklı amaçlarla kullanılsa da günümüzde koşullu salıverilme, hükümlüler, özellikle de uzun süreli hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm olanlar üzerinde, cezaevi hayatının olumsuz etkilerinin azaltılmasını ve bu kişilerin sosyal rehabilitasyonunu sağlayan bir kurum olarak görülmektedir. Koşullu salıverilme müessesesinin asıl fonksiyonu cezanın “özel önleme” amacı ile ilgili olup hapis cezasının infazı esnasında hükümlüde kendi kendini denetleme duygusunun geliştirilmesi ve onun peyderpey sosyal hayata hazırlanması önem taşımaktadır. İşte koşullu salıverilme bu bakımdan cezaevi koşullarından ve hürriyeti bağlayıcı cezanın olumsuz etkilerinden hükümlülerin korunmasına hizmet eder.
Koşullu salıverilmenin hukuki niteliği konusunda Türk öğretisinde farklı görüşler ileri sürülmektedir. Bunun suçlu lehine kabul edilmiş bir lütuf/atıfet mi, bir hak mı yoksa cezaların bir infaz şekli mi olduğu konusunda görüşler farklılaşmaktadır. Doktrinde koşullu salıverilmenin bir infaz biçimi olduğu görüşü yaygınlık kazanmıştır. Koşullu salıverilmenin cezanın bir infaz şekli olmasının iki sonucu vardır. Birincisi, koşullu salıverilmeye hükümlünün talebi olmasa bile karar verilecektir. İkincisi, koşullu salıverilme cezanın infazının bir şekli olduğu için hükümlünün bunu kabul etmeme hakkı bulunmamaktadır.
Koşullu salıverilme sayesinde, mahkûm olduğu ceza süresi dolmadan özgürlüğüne kavuşacağı ümit ve beklentisiyle hükümlü, cezaevinde uygulanan ıslah ve terbiye programlarına olumlu cevap vermekte, cezaevi disiplinine uymaktadır.
Koşullu salıverilme belirli şartların varlığı hâlinde uygulanabilecek bir kurumdur. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun, koşullu salıvermenin şartlarını cezanın bir kısmının çekilmiş olması ve iyi hâlli olmak şeklinde belirlemiştir. Hükümlünün şartla salıverilmesi, hürriyeti bağlayıcı cezanın acı veren niteliğini hissetmesi ve kurumda iyi hâl gösterip göstermediğinin daha iyi anlaşılabilmesi için mahkûm edildiği cezanın belirli bir kısmının infaz edilmesine bağlanmıştır. Kanun koyucu bazı suçluların toplum açısından oluşturdukları tehlikelilik durumunu göz önünde bulundurarak koşullu salıverilmeden yararlanılabilmesini diğer suçlulara oranla daha fazla süreyle infaz kurumunda kalmalarına bağlı tutmuştur.
Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir. İyi hâl şartı aranmadan sırf kanunda öngörülen sürelerin dolması sebebiyle hükümlülerin infaz kurumundan salıverilmesi, koşullu salıverilmenin otomatikleşmesine ve bu kurumdan beklenen amaçların gerçekleşmemesine neden olur.
Kanun koyucu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap, Dördüncü Kısım, "Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar" başlıklı Dördüncü Bölüm, "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar" başlıklı Beşinci Bölüm, "Millî Savunmaya Karşı Suçlar" başlıklı Altıncı Bölüm altında yer alan suçlardan birinin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi dolayısıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmayacağını öngörmüştür (m. 107/16). Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un yanı sıra mevzuatta Terörle Mücadele Kanunu ile Bankacılık Kanunu’nda da koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmayacağı başkaca istisnalar öngörülmüştür.
CGTİHK md. 107/11’e göre koşullu salıverilme kararının kural olarak hükmü veren mahkeme, hükümlü bir başka yerde bulunmaktaysa o yerdeki aynı derecedeki mahkeme tarafından verilmesi gerekir
Koşullu salıverilme cezanın bir infaz rejimi olduğundan, koşullu salıverilme ile infaz edilmekte olan ceza son bulmamakta, cezanın infazına infaz kurumu dışında devam edilmektedir. CGTİHK, koşullu salıverilmeden sonra infaz sistemimiz açısından “denetimli serbestlik” rejiminin uygulanabileceğini öngörmüştür. Koşullu salıverilen hükümlünün cezasının infaz kurumunun dışında çekeceği kısmına ilişkin süreye denetim süresi denir. Kanuna göre koşullu salıverilen kişinin tabi tutulacağı denetim süresi infaz kurumunda geçirilen sürenin yarısı kadardır. Ancak süreli hapislerde hak ederek tahliye tarihini geçemez. Denetim süresi yükümlülüklere uygun ve iyi hâlli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır. Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi hâlinde koşullu salıverilme kararı geri alınır.