Suç Teorisine Giriş Ve Suçun Maddi Unsurları
Hukuka Aykırı Fiil ve Suç Ayrımı
Hukukun inceleme alanını insan davranışları oluşturur. Bir insan davranışı (fiil) ise ya hukuka uygun ya da aykırı davranıştır. Fiil, hukuka aykırı değilse o fiil hukukun ilgi alanına girmez. Fiil hukuka aykırı ise iki ihtimal söz konusu olur. Fiil suç teşkil ediyordur ya da suç teşkil etmiyordur.
Ceza hukukunda failin hukuksal sorumluluğunun dayanağını kendi iradi fiili oluşturur. Bu nedenle ceza hukuku suçun oluşumu açısından faili değil fiilli esas alır. Ceza hukukunu ilgilendiren filler, tipe uygun, hukuka aykırı iradi insan fiilleridir. Bunun dışında kalan fiiller ceza hukukunun ilgi alanına girmez.
Suç, bir hukuksal değeri kural olarak kasten (bilerek ve isteyerek) istisnai hâllerde ise taksirle (dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak) ihlal eden icrai ya da ihmali hareketle gerçekleştirilen, kanun koyucunun karşılığında bir ceza yaptırımı belirlediği tipe uygun, hukuka aykırı iradi insan fiilidir.
Hukuka aykırı fiillerin bir diğer bölümünü disiplin suçları oluşturur. Disiplin hukuku, kanunen hak ve yetkileri belirlenen kısmi bir sosyal grupta işleyiş ve düzeni sağlamak için belirlenen kurallar bütünüdür.
Kabahatler Kanunu ve benzeri kanunlarda düzenmiş bulunan, diğer kanunlardan farklı olarak idari para cezası ve diğer idari yaptırımlar ile cezalandırılan hukuka aykırı eylemlere “kabahat” denir.
Suç ve Unsurları
Suçun unsurları; 1) Tipiklik -Kanuni unsur 2) Maddi (Objektif) unsurlar 3) Manevi (Subjektif) unsurlar 4) Hukuka aykırılık
Suç sayılan fiilin ceza normundaki soyut tanımına tipiklik denir. Tipiklik, suçun kanuni tanımı ve bu tanımda yer alan unsurların tamamını ifade eder. Bu sebeple suçun tipiklik unsuru suçun kanuni tanımı olarak da nitelendirilmektedir.
Fail kavramı maddi ceza hukukuna ait bir kavramdır. TCK 37. maddesine göre suçun kanuni tanımında belirtilen fiili icra eden kişiye fail denir. Bir kimsenin fail olması için a) İnsan olması ve b) Yaşayan kişi olması yeterlidir. TCK tüzel kişilerin suç faili olmalarını kabul etmemiştir. (TCK m. 20)
Suçlar failinin önceden belirlenmiş bir özelliğe, vasfa sahip olmasının gerekip gerekmemesine göre kendi içlerinde a) herkes tarafından işlenebilen suçlar ve b) özgü suçlar diye ikiye ayrılır.
Suçun işlenmesi ile birlikte hukuki menfaatleri ihlal edilen kişilere mağdur denir. Bir suçun mağduru gerçek ya da tüzel kişiler ya da bütün toplum olabilir.
Ceza hukuku fail değil fiil ceza hukukudur. Dolayısıyla suç işleyen bir insanın cezai sorumluluğunun temelini gerçekleştirdiği iradi hareketi oluşturmaktadır. Bir hareketin ceza hukuku açısından önem taşıması için şu şartları taşıması gerekir. 1 )Hareket insandan kaynaklanacak. 2 )İhmali de olsa bir vücut hareketi olacak. 3 ) Hareket insanın iradesinin eseri olacak. Kişi iradesinden kaynaklanmayan bir hareketten dolayı cezalandırılamaz.
Suçlar; hareketin sayısı, icra şekli, devam edip etmemesi veya önemine göre çeşitli tasniflere tabi tutulurlar.
Netice, hareketin icrasının dış dünyada meydana getirdiği değişikliktir. Bu nedenle ceza hukuku açısından suçun netice unsuru (hareketin dış dünyada meydana getirdiği değişiklik) kanun koyucu tarafından kanuni tipte tanımlandığı suçlar açısından önem taşır. Suçlar neticesi açısından 1) sırf hareket suçları ya da 2) neticeli suçlar olarak olarak ikiye ayrılır.
Nedensellik bağı; neticeli suçlarda, netice ile failin hareketi arasındaki neden -sonuç ilişkisini göstererek kişinin neticeden sorumluluğunun belirlenmesine yarayan doğal bağdır. Türk hukukunda bu şekilde ortaya çıkan nedensellik bağı problemlerinin çözümünde en çok tercih edilen teori “Şart Teorisi”dir. Ancak şart teorisi sadece nedensellik bağının tespitinde kullanılır. Bu teori çerçevesinde nedensellik bağı tespit edildikten sonra ortaya çıkan neticeden sorumluluk objektif isnadiyet kuramına göre belirlenir.
Her insana ait maddi veya manevi bir değerdir. Suçlar hareketin maddi konudan suçun maddi bir konusu vardır. Suçu oluşturan hareketin yöneldiği, kişi veya şey maddi konuyu oluşturur. Dolayısıyla maddi konu, suça vücut veren hareketten etkilenen maddi bir şey ya etkilenişine göre zarar ve tehlike suçları diye ikiye ayrılır. Tehlike suçları da somut ve soyut tehlike suçları diye ikiye ayrılırlar.
Bir suçun nitelikli hâlleri, suçun temel şekline eklenerek suçun temsil ettiği haksızlığın ağırlığında artma ya da azalmaya neden olan ve bu nedenle suç dolayısıyla hükmedilecek cezanın artmasına veya azalmasına neden olan hâllerdir.