Uluslararası Çevre Politikaları
20. yüzyılda uluslararası ilişkilerde yaşanan en büyük değişiklik küreselleşme eğilimlerinin ortaya çıkmasıdır.
Küreselleşme kavramı, sadece ekonomik açıdan ele alındığında, "dünyanın ekonomik bir bütün oluşturma süreci" biçiminde tanımlanır.
Küresel çevre sorunları için gelişmiş ya da az gelişmiş ülke ayrımı yapmadan uluslararası düzeyde bir işbirliğine gereksinime ihtiyaç vardır. Yeni küreselleşme olarak adlandırılan eğilimin ana konusu ise "Çevre"dir.
Küreselleşmeye olan eğilimi en iyi yansıtan iki önemli rapor Brundtland ve Nyerere Raporlarıdır.
Bruntland Raporu’nda çevreyi merkeze alan bir iktisadi yaklaşım benimsenmiş ve "Sürdürülebilir Kalkınma" kavramı ve nasıl elde edileceği raporun en söylemi olmuştur.
Nyerere Raporu ise Brundtland Raporu’nun aksine, küresel çevre sorunlarını Güney ülkeleri ölçeğinde ele almış, çözüm önerilerini ise, Kuzey- Güney çerçevesinde değil, Güney-Güney işbirliği yönünde getirmiştir. Nyerere Raporu'nda söylem olarak "Dünyanın Bölünmüşlüğü" kullanılmıştır.
Çevre sorunlarının uluslararası düzeye taşındığı başlıca gelişmeler 1950'li yıllarda Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerini geniş çaplı etkileyen hava kirliliği olayları, Japonya'nın Niigata ve Minamata köylerindeki civa zehirlenmesi olayları ve 1970'li yıllarda ise ozon tabakasındaki incelmesinin farkedilmesidir.
Stockholm Konferansı olmadan birçok ülke çevre sorunları üzerinde çalışan birimlerini oluşturmuşlardır. Bilinen en eski kuruluş, 1969 yılında İsveç'te kurulan İsveç Ulusal Çevre Koruma Kurulu, 1970 yılında Kanada Çevre Dairesi ve 1971 yılında da Japon Çevre Kurumu'nun kurulduğu görülmektedir. Aynı yıllarda Fransa, bir adım daha ileri giderek Çevre ve Doğa Koruma Bakanlığı kurmuştur.
5-16 Haziran 1972 tarihleri arasında İsveç’in Stockholm kentinde Birleşmiş Milletler İnsan Çevre Konferansı (UNCHE) çevre ve sürdürülebilir kalkınma ile ilgili konuları ele almak için toplanmıştır. Stockholm Konferansı olarak da bilinen UNCHE, çevre korumayı sürdürülebilir kalkınma ile ilişkilendirmiştir.
2 Kasım 1973'te yapılan Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından düzenlenen Uluslararası Deniz Kirliliği Konferansında, Denizlerin Gemiler tarafından Kirletilmesinin Önlenmesi Hakkında Uluslararası Sözleşme” (MARPOL) kabul edilmiş olup, 1978 yılında hazırlanan Protokol ile düzenleme getirilerek “MARPOL 73/78 Sözleşmesi” olarak anılmaya başlanmış ve 2 Ekim 1983’te yürürlüğe girmiştir.
1977'de Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), ozon tabakasının uluslararası araştırılması ve izlenmesi için "Ozon Tabakasında Dünya Eylem Planı" çağrısında bulunmuş ve 1981'de (UNEP) Yönetim Kurulu stratosferik ozonun koruması için taslak bir çerçeve sözleşme hazırlamıştır. Ardından 22 Mart 1985'te Ozon Tabakasının Korunması için Viyana sözleşmesi imzalanmış ve 22 Eylül 1988’te yürürlüğe girmiştir.
Ozon Tabakasını İncelten Maddelere ilişkin Montreal Protokolü, ozon tabakasına zarar veren maddeler (OTZM) olarak adlandırılan yaklaşık 100 insan yapımı kimyasal maddenin üretimini ve tüketimini düzenleyen çok yönlü çevresel anlaşmadır. 15 Eylül 1987'de kabul edilen Protokol, BM’e üye 197 tüm devletlerin imzaladığı ilk BM anlaşmasıdır.
Tehlikeli Atıkların Sınır Ötesi Taşınmasının ve Bertaraf Edilmesinin Kontrolüne İlişkin Basel Sözleşmesi, insan sağlığına ve çevreye zararlı tehlikeli atıklar ve diğer atıkların sınır ötesi taşınması ve bertaraf edilmeleri esnasında oluşacak riskleri ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Sözleşme 22 Mart 1989'da imzaya açılmış ve 5 Mayıs 1992'de yürürlüğe girmiştir. 2018 yılına kadar sözleşmeyi 53 ülke imzalamış 186 ülke taraf olmuştur.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) biyolojik çeşitlilikle ilgili uluslararası bir sözleşmeye duyulan ihtiyacı araştırmak için Kasım 1988'de “Ad Hoc Biyolojik Çeşitlilik Uzman Çalışma Grubu'nu toplamıştır. Çalışma grubunun yaptığı toplantılar sonrasında Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, 5 Haziran 1992'de Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı'nda (Rio Dünya Zirvesi) imzaya açılmıştır.4 Haziran 1993 tarihine kadar imzaya açık kalmış ve bu süre zarfında sözleşmeyi 168 ülke imzalamıştır. Sözleşme 29 Aralık 1993 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Özellikle Afrika’da Ciddi Kuraklık ve/veya Çölleşmeye Maruz Ülkelerde Çölleşmeyle Mücadele İçin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nin amacı, özellikle Afrika’da kuraklık ve çölleşmeyle ciddi tehdit altındaki ülkelerde sürdürülebilir bir gelişmenin sağlanmasına katkıda bulunmak üzere, uluslararası düzeyde etkin önlemler yoluyla çölleşme ile mücadele edilmesi ve etkilerinin hafifletilmesidir. Sözleşme, 14-15 Ekim 1994'te Paris'te kabul edilmiş ve 26 Aralık 1996'da yürürlüğe girmiştir.
Küresel ısınmaya sebep olan altı adet sera gazının emisyonlarını azaltmak için dünyadaki birçok devletin imzaladığı uluslararası tarihi bir anlaşma olan Kyoto Protokolü 16 Şubat 2005'te yürürlüğe girmiştir.
2020 sonrası iklim değişikliği rejiminin çerçevesini oluşturan Paris Anlaşması, 2015 yılında Paris’te düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin 21. Taraflar Konferansı’nda (COP-21) kabul edilmiştir. Paris Anlaşması, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Kyoto Protokolü ile karşılaştırıldığında en ayırt edici özelliği, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan tüm ülkelerin emisyon azaltımına katkı yapacakları bir sistem öngörmüş olmasıdır.