Çalışma Ortamında Risk ve Tehlike Kavramları

Risk, farklı anabilim dallarında, farklı anlamlarda karşımıza çıkan multidisipliner bir terimdir.

ILO’ya göre ‘’ Tehlikeli bir olayın meydana gelme olasılığı ile insan sağlığına olan zararın veya yaralanmanın şiddetinin birleşimi ’’ risk olarak tanımlanır.

TS18001 ise riski ‘’ Tehlikeli bir olayın veya maruz kalma durumunun yol açabileceği yaralanma veya sağlık bozulmasının ciddiyet derecesinin birleşimi ‘’ olarak tanımlamaktadır.

WHO riski, ‘’ Sonucun olumsuz olma ihtimali veya bu olasılığı ortaya çıkaran faktör ‘’, 6331 sayılı kanun ise ‘’ Tehlikeden kaynaklanacak kayıp, yaralanma ya da başka zararlı sonuç meydana gelme ihtimali ’’ olarak tanımlamaktadır.

Risk olumlu veya olumsuz hedeften sapma durumundur.

İşin doğasında var olan veya iç –dış etkenlerden kaynaklanan, işin sağlıklı yürütülebilmesine zarar verme potansiyeli, işin yürütülmesini tamamen durdurabilecek veya aksaklık verebilecek potansiyele tehlike denir.

OHSAS 18001 tehlikeyi, çalışanın tam sağlık h âli olan ruhen ve bedenen tam iyilik durumunu bozabilecek durum, madde, olay veya etkinlik olarak tanımlamıştır.

Tehlike, yaralanmaya ve sağlığın bozulmasına sebebiyet veren maddeler, tam sağlık h âlinin bozulmasına sebep olan faaliyetler veya patlama parlama gibi olaylar olarak karşımıza çıkabilir.

Risk, tehlike ve belirsizlik kavramları birbirine çok karıştırılan kavramlarıdır. Mantıklı bir diziliş yapıldığında, risk tehlike unsurunun zarar verme potansiyeli olduğuna göre tehlike bir sebep, risk ise bir sonuçtur. Tehlike bir süreç, risk bir üründür. Belirsizlik ise riskin ölçülemeyen, öngörülemeyen kısmıdır. Belirsizlik eğitim ile daraltılabilir.

Risk iştahı kişi veya işletmelein vizyonları, misyonları, hedefleri, içinde bulundukları durum gereği kabul ettikleri risk miktarıdır.

Risk algısı her zaman iş başlangıcında işi ve ortamı yeterince tanımadığından ötürü biraz yüksektir. Zamanla üretim körlüğü riskleri normalleşmiş göstererek azaltacaktır. İşyerinde yaşanılması muhtemel bir kaza veya ramak kala olayı algıda anlık çıkış piki yaşamaktadır. Daha sonra yeniden kanıksama başlayacaktır. Bu döngü bu şekilde devam edecektir.

Risk kabul eşiği kişiden kişiye, hatta kişinin farklı dönemlerindeki farklılığına göre değişir.

Toplumsal risk algısını etkileyen faktörler ise felaket potansiyeli, aşinalık, anlaşılabilirlik, kendi kendini denetleyebilirlik, gönüllü maruziyet, çocuklar üzerindeki etkisi, etkinin hıuzı, mağdurun tanımı, korkutuculuğu, kurumların güvenilirliği, medya ilgisi, kaza geçmişi, faydaları, malî boyutu, kaynağı şeklinde sıralabilir.

Kişisel risk algılama iştahı ise sırasıyla korkutuluculuk düzeyi, anlaşılabilir olma düzeyi etkilenecek kişi sayısı, riskin dağılım eşitliği, kabul edilebilirliği etkileyecek unsurlarıdır.

İşi tanımlayıp, iş akışını çizdikten sonra doğal akışı bozan tehlikelerin sonuçları risklerimizdir.

İş hayatında rasyonellikten uzaklaşmaya sebep olan değişime direnme, batmışlık sendromu, özgüven patlaması, aşırı evham, stabil kalma çabası, yaşanmışlık izleri ve yanlış temele oturtma gibi nedenler vardır .

Alınması gereken önlemlerin belirlenmesi, önlemlerin uygulanabilirliği değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme sonucu seçeneklerden daha az risk unsuru oluşturanının kabul görmesidir.

Risk kabul eşiği gibi riskten kaçınma kararlılığıda kişisel karaktere bağlıdır. Göreceli olan bu karar için kabul gören üç teori modeli vardır. Bunlar, beklenen fayda teorisi, mutlak riskten kaçınma teorisi, göreceli riskten kaçınma teorisidir.

İnsanın elinde olanı kaybetme korkusu, olası kazanım ihtimalinden daha baskındır.

Çözüm için yoğunlaşacağımız kısım tehlike kaynağında tehlikeyi kabul edilebilir seviyeye indirmektir. Sonuç olan risk doğal olarak ortadan kalkacaktır. Yukarıdaki örneğe göre doğru müdahale yangının sebepleri değil kapının kapalı olmasının sebeleri indirgenecektir.

Tehlike ve risk sadece maddî olaylar olarak anlaşılmamalıdır. Psikososyal açıdan da değerlendirilmelidir. Herhangi bir işyerinde iş güvencesinin olmayışı (tehlike) çalışanlar üzerinde strese (risk) yol açabildiği gibi yıldırma (risk ) olgusunun yaşanmasına da neden olabilir. Uzun çalışma saatleri bir durum iken (tehlike), çalışanın evine ve kendine yeterli zaman ve enerjiyi ayıramaması nedeniyle yaşam dengesizliği (risk) yaşanabilir. Bunun önlenmesi çalışanların stresinin azaltılması sosyal haklarının sağlanması ile mümkündür.

Aynı olayda risk unsuru, süregelen kurguda tehlike olup, risk sürekliliği sağlanmalıdır. Böylece belirsizlik sınırlandırılmalıdır.