Postmodern Kuram
Postmodern kuram, çağdaş sosyolojinin en popüler kuramlarından biridir. Postmodern kuram, günümüzde etkili olan ve çok tartışılan bir kuramdır. Çünkü postmodern kuram, modernliğin sonunun geldiğini ve postmodernizmin başat olduğu bir dönemde bulunduğumuzu iddia etmiştir. Postmodern kuram, her şeyi iletişim araçlarının ve bilgisayarların belirlediği yeni bir toplum olan modern sonrası topluma (postmodern aşamaya) girildiğini ileri sürmüştür. Postmodern kuram, aydınlanmaya, evrenselliğe, modernliğe, modern topluma, akılcılaşmaya ve Marxizme karşı çıkmıştır. Postmodern kuram, müphemliğe, parçalılığa, farklılığa, yerelliğe, kimliklere, etnikliğe, altkültürlere ve kültürel çoğulculuğa önem vermiştir. Postmodern kuram, gerçekliğin belirsiz hâle geldiği bir simülasyon aşamasında yaşadığımızı savunmuştur.
Bu ünitenin amacı, çağdaş sosyolojinin ana kuramlarından biri olan postmodern kuramı ana hatlarıyla tanıtmaktır. Postmodern kuramın öğrenilmesi, aynı zamanda, çağdaş sosyolojide etkin olan modernleşme kuramı, post-endüstriyel toplum kuramı, post-yapısalcılık ve beden kuramının daha iyi anlaşılmasına da imkân tanır.
Postmodern kuramın köklerinde felsefe ve sosyoloji tarihinin en aykırı filozoflarından olan Friedrich Nietzsche’nin fikirleri bulunmaktadır. Postmodern kuram, aydınlanmaya, akla ve modernliğe eleştirel bakan Nietzsche’nin felsefesini rehber olarak görmüştür.
Postmodern kuramın en mühim temsilcileri, Jean-François Lyotard, Jean Baudrillard, Fredric Jameson ve Zygmunt Bauman’dır.
Jean-François Lyotard, modernlikten bir kırılma ve kopuş olduğunu, yani postmodern toplumun ön plana çıkmaya başladığını iddia etmiştir. Lyotard, aydınlanma, modernlik ve Marxizm gibi büyük anlatıların (evrensel söylemlerin) günümüzde güvenirliliklerini kaybettiğini ileri sürmüştür. Lyotard, evrenselciliğe karşı çıkmış, yerelcilik ve yerel söylemlerden yana tavır takınmıştır.
Jean Baudrillard, postmodern kuram içinde simülasyon görüşüyle ön plana çıkmıştır. Baudrillard, modernliğin bittiğini belirtmiştir. Baudrillard, toplumsalın, iktidarın ve üretimin sonunun geldiğini öne sürmüştür. Baudrillard, gerçekliğin yok edildiği, olmayan bir şeyin varmış gibi gösterildiği, gerçekle gerçekdışının yer değiştirdiği bir durumla karşı karşıya olduğumuzu söylemiştir.
Fredric Jameson, günümüzde ideoloji, sosyal demokrasi, refah devleti ve sosyal sınıflar gibi alanlarda bir kriz dönemi yaşandığını ve söz konusu krizlerin postmodernizme kapı araladığını ileri sürmüştür. Jameson, postmodernizmi kapitalizmle ilişkilendirmiş, onun kapitalizmin yeni bir evresine, yani “geç kapitalizm”e tekabül ettiğini ileri sürmüştür. Jameson, postmodernizmi, “geç kapitalizmin kültürel mantığı” olarak yorumlamıştır.
Zygmunt Bauman, modernliği radikal bir biçimde eleştirmiştir. Bauman, modernliği, Holocaust (Yahudilerin topluca katledilmesi) ile ilişkilendirmiştir. Bauman, Holocaust’un modern uygarlığın akılcı dünyasının bir ürünü olduğunu iddia etmiştir. Bauman, günümüzde “katı modernlik”ten “akışkan modernliğe” geçiş olduğunu belirtmiştir.
Postmodern kuramın anahtar terimleri, modernlik, postmodernlik, postmodernizm, büyük anlatı, küçük anlatı, yerellik, yerelleşme, kimlik, çoğulculuk, müphemlik, simülasyon ve hipergerçekliktir.
Postmodern kuram, modernlik eleştirisi üzerine biçimlenmiştir. Bilindiği gibi, modernlik, dünyada ciddi sosyal, ekonomik ve kültürel sorunlara yol açmıştır. Özellikle modern toplumlarda yaygınlaşan ırkçılık, yabancılaşma, monotonluk ve tek-boyutluluk, postmodern kuramın ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.
Postmodern kuram, modernliğin ve modern toplumun bittiğini, yeni bir topluma (postmoden topluma) geçildiğini iddia etmiştir.
Postmodernizm, “ya” “ya da” yerine “hem” “hem de”yi koymuştur. “Doğru-yanlış” kategorisi yerine “hem doğru hem yanlış” kategorisini önemsemiştir. Siyah-beyaz ayrımından kaçınmış, griliklerin de olabileceğini iddia etmiştir. “Ya biri ya öteki" yerine “hem biri hem öteki”ni benimsemiştir.
Postmodern kuram, “ne olsa gider”i kendisine her alanda slogan yapmıştır. Postmodern kuram, evrensel ve bütüncül söylemlere karşı çıkmıştır.
Postmodern kuram, parçalılığı esas almış, parçadan yana tavır takınmıştır.
Postmodern kuram, heterojenliği, farklılığı, etnikliği, dinselliği, yerelliği ve çok kültürlülüğü önemsemiştir. Postmodern kuram, farklı olanı yok saymaya karşı çıkmıştır.
Postmodern kuram, akla itimat etmemiş, aklın egemenliğine eleştirel yaklaşmıştır. Postmodern kuram, daha çok duygulara, sezgilere, tecrübelere ve metafiziğe ehemmiyet vermiştir.
Postmodern kuram, insanlığın gerçekle gerçekdışının yer değiştirdiği bir simülasyon döneminde yaşadığını öne sürmüştür. Postmodern kuram, belirsizliğe ve müphemliğe vurgu yapmış, yani açıklığa ve berraklığa meydan okumuştur.
Postmodern kuramın terimleri ve tezleri, muğlaktır.
Postmodern kuram, bugünkü dünya düzeninde büyük devrimlerin sona erdiğini öne sürmüş, kapitalist sistemin çelişkilerini görmezlikten gelmiştir.
Postmodern kurama göre, gerçeklik yok edilmiş, taklitler ve imajlar ön plana çıkmıştır. Bu kuram, bu yönüyle günümüz kapitalist toplumlarının gerçek çelişkilerinin üstünü örtmeye çalışmıştır.
Postmodern kuram, sınıf savaşımı ve sosyal eşitsizlik gibi konulara duyarsız kalmıştır.