Beden Kuramı
Beden kuramı, 1980’lerde itibaren sosyolojinin gündeminde olan bir kuramdır. Çünkü, günümüzde insanlar, daha önce hiç görülmemiş bir şekilde bedene önem vermeye başladılar. Bugün insanlar, fikirler ve gerçeklerden ziyade bedenleriyle daha fazla ilgilenmektedirler. İnsanlar, beden bakımlarına fazla zaman ve para harcamakta, bedenlerinin kusursuz olması için elinden geleni yapmaktadırlar. Beden kuramı, kendisine sorun olarak bedenin önemsenmesini seçmiştir. Beden kuramı, bedeni merkeze almış ve onu ayrıntılı bir biçimde ele almaya gayret etmiş bir sosyolojik kuramdır. Beden kuramı, beden konusunun önemsenmesini, insanlığın içinde bulunduğu toplum aşamasıyla (tüketim toplumuyla) bağlantı olarak irdelemiştir. Bilindiği üzere, tüketim toplumu, ürünlerin çeşitlendiği ve bollaştığı bir toplumdur. Tüketim toplumu, tüketen insan tipi inşa etmeyi hedeflemiştir. Bunun için de tüketim toplumu, insanların ruhuna (düşüncesine) değil, sadece bedenlerine hitap etmektedir. Beden kuramı, tam da bu sorun üzerine odaklanmıştır. Beden kuramı, bedeni çözümleyen çağdaş sosyoloji kuramıdır.
Bu ünitenin amacı, çağdaş sosyolojinin önemli kuramlarından biri olan beden kuramını ana hatlarıyla tanıtmaktır. Beden kuramının öğrenilmesi, aynı zamanda, çağdaş sosyolojide etkin olan postmodern kuramın, postendüstriyel toplum kuramı ve post-yapısalcılığın daha iyi anlaşılmasına da imkân tanır.
Beden kuramı, çağdaş sosyolojide öne çıkan bir kuramdır. Ancak onun kökleri, modern felsefenin ve sosyolojinin kurucusu ünlü düşünür René Descartes’ın insanı, beden-ruh ayrımı bağlamında ele alan görüşlerine uzanır.
Beden kuramının ana isimleri, Pierre Bourdieu, Norbert Elias ve Bryan Stanley Turner’dir.
Pierre Bourdieu, bedene dönük sosyolojik analizlerinde “habitus”a (bireylerin sonradan kazandıkları şeylere, yani alışkanlıklara) çok fazla yer vermiştir. Bourdieu, habitus ile bireylerin yemek yeme alışkanlıkları, giyim-kuşamları, yaptıkları sporlar, hobileri ve görünümleri bakımından birbirlerinden farklılaştığına dikkat çekmiştir.
Norbert Elias, bireyin bedenine, bedensel etkinliklerine ve davranış biçimlerine odaklanmıştır. Bu bağlamda Elias, “uygarlaşma” terimini gündeme getirmiştir. Elias, uygarlaşmayı, insan bedeni ve davranışları açısından değerlendirmiştir
Bryan Stanley Turner, sosyolojinin inceleme nesnesi olarak bedeni ele almıştır. Turner, bedenin sosyal olarak yapılandırılmış olduğunu ileri sürerek beden kuramının ana çerçevesini belirtmiştir. Ayrıca Turner, tüketime dayalı çağdaş kapitalist toplumda (tüketim toplumunda) bedenin üzerinde her türlü uygulamaların yapıldığı bir şantiye hâline geldiğini ve ticari bir nesne olduğunu belirtmiştir.
Beden kuramının anahtar terimleri arasında beden, tüketim, tüketim toplumu, tüketim kültürü, haz, diyet, uygarlaşma ve habitus ön plana çıkmaktadır. Beden kuramının anahtar terimleri içinde en önemli olanı, beden terimidir.
Beden kuramı, tüketim toplumunun yapısını ve tüketim kültürünün ana özelliklerini ön plana çıkartmıştır.
Beden kuramı, günümüz tüketim toplumunda bedenin ana analiz birimi olduğunu kabul etmiştir. Çünkü tüketim toplumunda tüketen esas öğe, bedendir. Tüketim toplumun önemli olan insanların düşünmesi ya da bilinçli olması değil, ne kadar fazla tükettiğidir. İnsanın değeri, tükettiği şeyle doğru orantılıdır. Tüketim toplumunda insan, “tüketim”le tanımlanabilir hâle gelmiştir: “Tüketiyorum, öyleyse varım.”
Beden kuramı, bireyi benliği ya da düşüncesi açısından değil, daha çok bedeni üzerinden analiz etmiştir.
Beden kuramı, bedene odaklanmıştır. Çünkü insan, çoğu kez bedeniyle tanımlanır. Bir insan hakkında hüküm verilirken öncelikle onun bedenine, beden diline, hareketlerine, yani görünen yanına bakılır. İnsan, onu yansıtan bedeni üzerinden tanımlanır. İnsan, diğer insanlarla ilk önce bedeni üzerinden etkileşim kurar. Birey bedeniyle diğer insanların arasına karışır, onlarla ilişki kurar, hayatını sürdürür.
Beden kuramına göre, beden, bireyi ve toplumu anlamamızı kolaylaştırır.
Beden kuramı, bedenin bakımı, güzel gözükmesi, temiz görünümü, düzgünlüğü, kısaca bedenin kontrol altında tutulması ve beden yönetiminin ön plana çıkması gibi konuları merkeze almıştır.
Beden, sadece bireye ait değildir. Çünkü beden, bireyin içinde yer aldığı toplum tarafından biçimlendirilen bir şeydir. Toplum, bireyin bedeni üzerinde büyük bir güce sahiptir. Bireyin bedeni ile toplum birbirlerinden kopuk şeyler değildir.
Beden kuramının anahtar terimlerinin muğlâk olduğu iddia edilmiştir.
Beden kuramı, yeterince sosyolojik değildir. Çünkü sosyolojinin temel konularını (sosyal düzen ve sosyal bütünleşme gibi) göz ardı etmiştir.
Beden kuramı, sosyal yapı ve sosyal sınıf gibi gerçeklere işaret etmediği için yeterince sosyolojik olmamakla suçlanmıştır.
Beden kuramı, kapitalizmin çelişkilerini gizlemiştir. Beden kuramı, sosyal çatışma, sınıf kavgası, sömürü ve sosyal eşitsizlik gibi konuları ihmal etmiştir.
Beden kuramı, kapitalizmin biçimlendirdiği tüketim toplumunu meşrulaştırmış, insanları tüketime yönlendirmiştir. Bu kuram, üretimin, çalışmanın ve emeğin öneminden söz etmemiştir.