Kolonyalizm/Emperyalizm

Sömürgecilik, dünya tarihinin çok eski dönemlerinden beri var olan bir durumdur. Bir ülkenin, başka bir ülkenin topraklarını işgal etmesi, kaynaklarını, işgücünü sömürmesi, ekonomik ve siyasal bakımdan bu ülkeyi tahakküm altına alması durumu genel olarak sömürgecilik olarak ifade edilebilir. Sömürme eylemi doğrudan olabileceği gibi dolaylı olarak da gerçekleştirilebilir ve genel anlamıyla bir ülkenin bir başka ülke üzerinde gerçekleştirdiği bir eylem olmasının yanı sıra bir ülke içinde belli gruplara karşı da gerçekleştirilebilir.

Sömürgecilik, sömürgeci ülkenin kendi menfaatleri doğrultusunda başka topraklara müdahalelerini ifade etmektedir. Yeni topraklarda bir oluşumun gerçekleştirildiği söylenebilir. Burada bir topluluk meydana getirme süreci söz konusudur. Bu süreç de zorunlu bir biçimde tahakküm altına alınan yerde önceden halihazırda var olan toplulukları bozma veya yeniden inşa etme manasına gelir.

Sömürgeci yayılma politikası, ulusal sınırların dışında bulunan yeni yerleri ele geçirmeyi ve buraları sömürge hâline getirmeyi gerektirmektedir. Sömürgeleştirmenin temelinde açık bir biçimde politik olarak egemenlik altına alma, yani boyunduruk altına alınan ülkenin bağımsız hukuki ve politik var olma hakkının yok edilmesi bulunur.

Kolonyalizm

Sömürge ya da koloni ifadesi, metropol, yani egemen olan ülkeye bağlı olacak şekilde farklı bir ülkede yerleşilen yer anlamına gelir. Kolonyalizmin anlamı da yeni yerler elde etme, sömürgeci yayılma politikasıdır. Ticari kapitalizmin etkin olduğu dönemde, yani 16. yüzyılda başlayarak 18. yüzyıla kadar giden dönemde ve bilhassa denizlerin ötesine uzanan yerlerin fethi ve coğrafi keşiflerde kapitalizmin etkisindeki sömürgeciliğin vücut bulmuş olduğu söylenebilir. Böylesi bir yayılmacı tutumun temelinde sömürge hâline getirilen yerin hammadde kaynaklarını ele geçirme ve sömürgeci ülkede bulunan fazla nüfusun buraya yerleştirilmesi düşünceleri bulunur.

Kolonyalizm esasında bir sömürgecilik sürecini ifade eder. Lakin kolonyalizm, yeryüzünün farklı coğrafyalarında aynı nitelikleri ortaya koyan, her yerde aynı koşulların geçerli olduğu bir süreç olmamıştır. Aksine bu süreç, meydana geldiği tüm yerlerde yerli kişilerle yeni iştirak edenleri tarihteki en kompleks ve travmalara yol açan münasebetlere itmiştir.

En genel anlamıyla kolonyalizm, başkalarının malları ve topraklarının fethi ve denetimidir. Ancak bu anlamı dar bir çerçeve içinde değerlendirmemek gerekir. Yani bu anlam bağlamında kolonyalizm, sadece 16. yüzyıldan itibaren belli başlı Avrupalı erklerin Afrika’ya, Asya’ya veya Amerikalara yayılması şeklinde anlaşılmamalıdır. Aslında kolonyalizmin, bu anlam çerçevesinde tarihin yaygın ve sürekli tekrar eden bir görüntüsü olduğu söylenebilir.

Modern kolonyalizm, fethedilen yerlerden mal, zenginlik ve haraç almanın ötesinde fethedilen yerleri iktisadi bakımdan yeniden yapılandırarak bu yerlerin egemen güçlerin ekonomileriyle kompleks ilişkilere girmelerine neden olmuştur.

Neo-kolonyalizm

Kolonyalizmin yerine neo -kolonyalizmin geçtiği söylenebilir. Neo - kolonyalizm kavramıyla kasıt, emperyalizmin bölgesel teşebbüsünden ziyade ekonomik girişimleridir.

18. yüzyılın ortalarından 20. yüzyılın ortalarına kadar uzanan Avrupalı oluşum neo -kolonyalizm olarak adlandırılır. Modernleşme dönemi, II. Dünya Savaşı sonunda başlamıştır. Bu dönemin başlamasıyla Avrupalı sömürgeciliğin sonu gelmiştir. Özellikle neo -kolonyalizmin başlangıcı, dönemsel olarak 20. yüzyılın ortasına denk düşer. Daha önceki kolonyalizm kendi misyonunu medenileştirme şeklinde beyan etmiştir ve medenileştirmeyi gerçekleştirmek amacıyla yerleşim şeklinde bir politika izlemiştir. Neo -kolonyalizmin ise modernleştirme doğrultusunda bir misyonu bulunmaktadır. Bu misyon, modernleştirmeyi sağlayan bir kalkınma şeklinde ifade edilir.

Neo-kolonyalizmin en temel niteliği, onun çok az fark ediliyor oluşudur. Onun varlığı, neredeyse yokmuş gibi çok az hissedilir. Yani sömürüye maruz kalırken sömürünün farkına varılmaz. Sömürülenler kendilerini bağımsız hissederler.

Emperyalizm

Kapitalizm öncesi ve sonrası kolonyalizmler arasında ayrım yapıldığı zaman genel olarak kapitalist kolonyalizmlere emperyalizm adı verilir. Bu şekilde yapılan bir ayrımın belli düzeyde yanıltıcı bir yönünün olduğu ileri sürülmüştür. Çünkü emperyalizmin geçmişi de tıpkı kolonyalizm gibi kapitalizmin öncesine dayanır. Buna örnek olarak kapitalizm öncesine dayanan Emperyal İspanya ve Emperyal Rusya verilmektedir. Bazı yorumculara göre ise emperyalizm, kolonyalizmden bile daha öncedir. Emperyalizm kavramını daha iyi anlayabilmek için bu kavramı sabit tek bir anlamla ele almaktansa kavramın değişen anlamlarıyla tarihi süreçler arasında bağlantılar kurmak gerekir.

Emperyalizm evresi, endüstrileşmenin kapsam olarak son derece geniş bir alana yayıldığı ve kapitalizmin de tam anlamıyla bir dünya sistemi hâline geldiği yeni bir devri başlatmıştır. Önceki dönemlerde ticari münasebetler nispeten tek boyutluyken, emperyalizm aşamasıyla birlikte tekelci güçlerin sermaye birikimi noktasında çok büyük hamleler sergiledikleri karmaşık ilişkiler söz konusudur.

Finans sermayesi ve Avrupa endüstrisindeki büyüme, öncelikli olarak kolonyal hakimiyet vasıtasıyla gerçekleştirildiği ölçüde emperyalizm, kolonyalizmin en yüksek evresi olarak değerlendirilebilir.

Emperyalizmin siyasal bağlamdaki tanımına bakıldığında eğer kavram, merkez konumundaki gücün koloni hâline getirilmiş ülkelere hükmettiği siyasal bir sistemi ifade edecek şekilde tanımlanırsa, o zaman koloniler siyasi olarak bağımsızlık kazandıklarında bu, emperyal merkezin de egemenlik süresinin dolduğu anlamına gelir ve emperyalizmin yıkılışının belirtisidir. Fakat eğer emperyalizm ekonomik bağlamda tanımlanırsa, yani her şeyden önce iktisadi güç ve pazar denetimine dayalı bir sistem olarak ele alınırsa, siyasal açıdan meydana gelecek değişimler bu sistemin işleyişine esas itibarıyla bir etkide bulunmaz. Kavram bu anlamıyla ele alındığı zaman, emperyalizmi, Amerikan emperyalizmi gibi bir örnekten de hareket ederek, tüm dünyada muazzam bir iktisadi ve askeri güç uygulanmasına rağmen dolaysız bir biçimde siyasal denetimin gerçekleştirilmemesi şeklinde yeniden tanımlamak mümkündür.