Kübizm ve Moda

Biçimsel Devrim: Kübizm

Kübizm, 20. yüzyılda tüm sanat türleri üzerinde büyük etkisi olan en önemli sanat hareketlerinden biridir. Kübistler, geometrik formlarda, sessiz derinliksiz renkler ve belirtilmemiş kenarlarda birden fazla açı ile eşzamanlı perspektif yaratır. Bu, resim alanında öncü bir kavramdı. Birçok ressam, Kübizm döneminde sanat eserleri yaratırken özgürlük ve düşünce sürecinin değişimini yaşadı. Önceki kurallara uymadılar ve böylece sanat eserinin yüzeyinde doku kum, hurda malzeme, puro ambalajları, etiketler, gazete parçaları, karışık ortam ekleyen kolaj, fotomontaj, montaj vb. gibi yeni tekniklerin kullanımına ve geliştirilmesine yol açtılar. Teknolojideki ilerlemeler, daha parlak tonlarda korkmadan kullanılan yeni sentetik pigmentleri n kullanımına imkân sağlamıştır. Resme benzersiz bir soyut form vermek için formlar çarpıtıldı ve yeniden birleştirildi.

Kübizm olarak tanımlanan akımın ismi, kübizmin manifestosunu yazan şair G.Apollinaire 1908 yılında bir sergide Matisse ile alay etmesi sonucunda doğmuştur. Henri Matisse kübik biçimli evleriyle bir resim gördüğünde kübist sözcüğünü alay etmek amacıyla kullanır. Önce alay edilen ve olumsuz anlamda kullanılan kübist sözcüğü sonrasında bu anlamları unutularak bir sanat akımına ismini vermiştir.

Kübizm, Pablo Picasso ve George Braque tarafından 19. yüzyılda yaşanan teknolojik ilerlemeye tanıklık eden bir dünyaya yanıt olarak geliştirilen 20. yüzyıl devrimci bir modern sanat tarzıdır. Kübizm, formların parçalanmasını önerirken kendilerini daha renkli ve dekoratif stillere geçen dünyevi monokrom renk algısı ile sınırlandırmıştır. Kübizm 3 evrede gelişmiştir. Bunlar; erken dönem, analitik dönem ve sentetik dönem kübizmdir. Erken kübizm (1904- 1908) evresinde Pablo Picasso ve Braque, başlangıçta geometrik form unsurlarını manzara ve insan figürlerine uygulayarak resimlerde heykelsi alan duygusunu geliştirdiler. Paul Cezanne ve Henry Matisse, bu dönemi mavi paletten ve ardından pembe, bej, açık mavi ve gül renginin hakim olduğu bir gül dönemi izledi. Analitik kübizm (1909- 1914) evresinde ise kübizm tamamen gelişmiş bir stil haline geldi. Sanatçı, konuyu birçok farklı bakış açısıyla inceleyerek geometrik bir çerçeve içinde yeniden kurmuştur. Bu görüntüler, kızıl, kahverengi, griler, yeşiller ve bej gibi bastırılmış ve sınırlı bir renk paleti kullanılarak birleştirildi. Sentetik kübizm (1914 -1921)'de Braque, doku ve harfler ekleyerek analitik kübizmi karmaşıklaştırmaya başladı. Picasso, sanat eserinde metin ve karışık medyayı ilk kullanan kişi olmuştur.

Sanatçılar, kağıt, hurda malzeme, etiket, puro ambalajı, kum, karton, sözcük vb. eklemeleri içeren farklı kolaj, fotomontaj, montaj vb. teknikleri geliştirdiler. Renklerin, malzemelerin ve zıt dokuların daha geniş kullanımını deneyimlediler.

Kolaj, nesneleri parçalarına ayırarak, analiz ederek ve mantıksal olarak yeniden yapılandırarak gerçeklik duygusu veren bir tekniktir. Yaratılan bu gerçek, malzemeleri üst üste bindirip karıştırarak perspektifsiz bir mekan yaratmakta yatmaktadır.

Kübizmin biçimlendirici özellikleri incelendiğinde beş ayrı kavramdan oluşan bir formsal düzenlemeden bahsedilebilir. Bunlar; geometrik biçimlendirme, eşzamanlılık, şeffaflık, kolaj ve sökme -yeniden yapılandırmadır.

Kübizmin Moda İle Olan Etkileşimi

Moda, toplumun belirli bir dönem içinde ne düşündüğünün ve ne yaptığının bir aynası olduğu için sanat dünyasında meydana gelen her türlü değişiklikten doğrudan etkilenmiştir. Kübizm ile aynı dönem moda tasarımcıları yalnızca o dönemdeki toplumsal değişimlerle değil, sanat akımlarıyla da derin bir ilişki içindeyken belirli bir tasarım kültürünü oluşturmaktadırlar.

Akımın etkin olduğu dönemde giysi tasarımlarında hacimli giysiler, dekoratif unsurların çok az kullanıldığı, kumaşın sadece bir yüzey olarak algılandığı ve siluetin geometrik alanlara bölünen tasarım anlayışı hâkim olmuştur. Aynı zamanda endüstriyel bir biçimde kumaş yüzeyine müdahale edilmeden üretilmesi gerektiğine dair fikirler tartışılmıştır

Giysiyi oluşturan elemanların birbiriyle kuracağı mekanik işlevsel ilişki Braque’nin resimdeki geometrik araştırmaları ve ortaya koyduğu parça bütün ilişkisi ile örtüşmektedir. Kübist ressamlar doğadaki geometrik özün keşfine çıkarken, hazır giyim üreticileri de insan bedenini saran geometrik formları araştırmışlardır.

Kübizm haute couture moda tasarımcıları arasında Jeanne Paquin, Jeanne Lanvin ve özellikle Paul Poiret 1913 baharından kübist olarak duyurulan couture koleksiyonları ile birlikte, moda anlayışında kübizm etkisinin nasıl göründüğüne dairde bir fikir vermektedir. Haute couture tasarımcıları ve kübist ressamların eserleri arasındaki görsel etkilere bakıldığında kübist resmin manifestosu niteliğinde olan P. Picasso’nun Avignonlu Kadınlar isimli eseri ve haute couture tasarımlar üreten moda evi Callot Soeurs’un 1926’da ürettiği bir gece elbisesi arasındaki bir etkileşimden söz etmek mümkündür .

Moda ve kübizm arasındaki etkileşimin billurlaştığı ikonik bir tasarım Coco Chanel 1926’da tanıttığı 'little black dress -küçük siyah elbise'dir.Madeleine Vionette bir tasarımcı olarak sanat ile derinden ilgilenmiştir. Tasarımcı geleneksel Japon sanatının yanı sıra kübizm ve fütürizmden etkilenmiştir. Kübizm akımından tasarımlarında geometrik formları etkileyici kullanımı ile dikkati çekmektedir.

Günümüzde ise tasarımcılarından Christian Francis Roth, Ronaldus Shamask, Rei Kawakubo gibi tasarımcılar Kübizmin dinamiklerini kullanarak giysi tasarlamaya devam etmektedirler.

Kübizm ve moda arasındaki ilişki görsel bir benzerlikten ötedir. Tasarımcılar ve Kübist sanatçılar farklı ortamlarda çalışarak benzer bir dünyayı ve bununla birlikte ortak bir görsel kültürü paylaşmışlardır.