Kültürel ve Kültürlerarası Psikoloji

Kültür, insan yapımı olan maddi (eşyalar, binalar, giysiler…) ve manevi (değerler, beklentiler, yaşam tarzları…) her şeydir.

Hem kültürel, hem de kültürlerarası psikoloji, ana akım psikolojiye yönelik eleştirel birer yaklaşımdır. Ana akım psikolojiye göre, psikolojik bilgi evrenseldir. Kültürel psikoloji ise evrensel bilginin var olmadığını, her kültürün psikoloji bilgisinin kendine özgü olduğunu iddia eder. Kültürlerarası psikoloji, evrensel bilginin var olduğunu ancak herhangi bir psikolojik bilgiyi evrensel olarak kabul etmek için öncelikle kültürlerarası karşılaştırmalı araştırmalar yapmanın gerekli olduğunu iddia eder. Ana akım psikoloji ile ona getirilen eleştirel yaklaşımların her birinin, psikolojideki araştırma yöntemleri ve ölçme -değerlendirme araçlarının nasıl oluşturulması ve kullanılması gerektiğine dair görüşleri birbirinden farklıdır.

Psikolojide kültürel ve kültürlerarası yaklaşım üç temel açıdan psikoloji bilimine katkı sağlamaktadır:

1) Psikolojik araştırmaların dışsal geçerliliğini göstermek,

2) Psikolojik araştırmaların içsel geçerliliğini göstermek,

3) Araştırmacıların ve uygulamacıların kendi kültürel yanlılıklarının farkına varmalarını sağlamak.

Kültür, toplumdaki sosyalleşme sürecini, kişilerin benliğini ve kişiliğini etkiler. Bunlar dışında temel algı, duygular, zekâ, dil, iletişim gibi pek çok konudaki psikolojik çalışmalar, kültürel ve kültürlerarası yaklaşımla yapılabilir ve yapılmaktadır.

İnsanın doğasına, ideal bir insanın hangi özellikleri taşıdığına ve insanın yaşamdaki amacının ne olduğuna dair kültürümüzde üretilen mesajları çocukluğumuzdan itibaren duyduğumuz masallar, atasözleri, medyada izlediklerimiz, gündelik yaşamdaki çeşitli uygulamalar ve gelenekler yoluyla ediniriz ve bunlardan yola çıkarak kültürel benlik kurgusu geliştiririz. Markus ve Kitayama (1991), iki tür kültürel benlik kurgusunu tanıtmıştır: Bağımsız ve karşılıklı bağımlı benlik kurguları. Bir bireyin bağımsız benlik kurgusunun güçlü olması, o bireyin kendi davranışlarının temelinde başka insanların değil, bizzat kendisinin duygu ve düşüncelerinin var olması demektir. Bağımsız benlik kurgusu, Batı kültürlerince pekiştirilen benlik kurgusudur. Bir bireyin karşılıklı bağımlı benlik kurgusunun güçlü olması, o bireyin kendi davranışlarının temelinde kendisine ait içsel özelliklerin rolünü sınırlı, başkalarının etkisini ise güçlü görmesidir. Karşılıklı bağımlı benlik kurgusu, batı kültürleri dışında dünyanın hemen her kültüründe sıkça pekiştirilen benlik kurgusudur. Benlik kurgularının düşünce, davranış ve duygularımız üzerinde çok çeşitli etkileri vardır.

İnsanların benliği, aile ortamında gelişir. Kağıtçıbaşı, her biri farklı benlik özelliğinin gelişimine yol açan üç tür aile modeli tanımlamıştır: Karşılıklı bağımlı aile modeli "ilişkili benlik" gelişiminde etkilidir, bağımsız aile modeli ise “özerk benlik" gelişiminde etkilidir. İdeal olan, duygusal/psikolojik aile modelinde gelişen hem ilişkili hem de özerk bir benliğe sahip olmaktır. Farklı aile modellerini ortaya çıkaran ekonomik ve kültürel koşullar birbirinden farklıdır. Her bir aile modelinin ilişkili olduğu aile yapısı, aile içi değerler ve çocuk yetiştirme tarzları da birbirinden farklıdır. Kültürel koşulların etkisi, bireylerin benlik gelişimi üzerinden aileye ilişkin tüm bu değişkenler yoluyla kendini gösterir.