Haksız Fiiller: Zararın Tazmini
Haksız fiilin sonucunda zarar görenin, failden tazminat isteme hakkı doğar. O hâlde tazminatın amacı haksız fiilden doğan zararın giderilmesidir. Dolayısıyla tazminat tutarı zarar tutarını aşamaz. En fazla zarar tutarı kadar olabilir.
Tazminatın ödenme biçimini hâkim belirler. Maddi tazminatın hükmedilmesinde başvurulabilecek iki temel yol; zararın aynen tazmini ile nakden (para olarak) tazminidir. Nakden tazmine karar veren hâkim, bunun ne şekilde gerçekleşeceğini de belirleyecektir. Bu maksatla hâkim, hükmettiği tazminatın para olarak bir seferde ödenmesine ya da kısım kısım irat şeklinde ödenmesine karar verebilir.
Zarar fiilî zarar ya da yoksun kalınan kâr şeklinde gerçekleşebilir. Fiilî zarar, haksız fiilden dolayı mal varlığının aktifinde, mevcut durumunda meydana gelen eksilmelerdir. Yoksun kalınan kâr ise haksız fiil sonucu mal varlığının çoğalmasının engellenmesi ile gerçekleşir.
Zarar ile ilgili bir başka ayırım; doğrudan-dolaylı-yansıma zarar ayırımıdır. Doğrudan zarar, failin hukuka aykırı davranışından doğrudan doğruya doğan zararlardır. Dolaylı zararda, doğrudan zarara bağlı olarak, ek bir nedenle zarar görenin karşı karşıya kaldığı bir zarar bulunmaktadır. Bir başkasına yönelik bir haksız fiilden, bu kişi dışındaki başka kişilerin gördüğü zararlar ise yansıma zarar olarak ifade edilir.
Bedensel zarar ya da ölüm hâlinde kişi varlığına yönelen bir zarar söz konusudur. Bedensel zarar hâlinde özellikle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar istenebilir. Ölüm hâlinde uğranılan zararların kapsamına ise özellikle; cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar girer.
Haksız fiilden doğan zarar belirlenirken, fiil dolayısıyla doğan yararlar varsa, bunlar zarardan düşülmelidir.
Zarar belirlendikten sonra, tazminatın belirlenmesine geçilir. Tazminatın kapsamını, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak hâkim belirler. Tazminatın belirlenmesinde zarar görenin zararı doğuran fiile rıza gösterip göstermediği veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olup olmadığı yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırıp ağırlaştırmadığı da dikkate alınır. Bunların gerçekleşmesi hâlinde hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Kısacası tazminatın belirlenmesinde hâkime geniş bir takdir hakkı tanınmıştır.
Türk hukukunda zarar haksız fiilin gerçekleştiği an dikkate alınarak belirlenir ve aslında zarar görenin zarar verenden tazminat alacağı da bu tarihte doğmuş olur. Bundan dolayı daha sonra mahkemece tazminata hükmedildiğinde zarar görenin istemi üzerine bir de tazminatın geç elde edilmesinden doğan gecikme faizine/temerrüt faizine hükmedilir.
Birden çok kişinin birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, bunlar zarardan müteselsil/zincirleme olarak sorumlu tutulurlar.