Kanıta Dayalı Sosyal Hizmet Uygulaması
Kanıta Dayalı Uygulama
1970 yılında Dr. Cochrane, sağlık hizmetlerinin klinik izlenimler ve bireysel deneyimlerle değil, bilimsel kanıt temeline dayalı olarak verilmesi gerektiği görüşünü ortaya koymuş böylece kanıta dayalı uygulamanın öncüsü olmuştur. Kanıta dayalı uygulama tıp biliminde hizmet sunulan kurumdaki mevcut sınırlılıklar içinde olası en iyi bakımı vermek için hastanın isteklerine, klinik deneyimlere ve araştırmalara dayalı olarak bakımın verilmesini amaçlamaktadır.
Kanıta dayalı uygulama, uygulama temelli yargı ve karar vermeye rehberlik ederek belgelenmiş bilgilerden yararlanmayı tavsiye etmektedir. Bu durum uygulamanın bilimsel yönünü kuvvetlendirmektedir.
Kanıta dayalı uygulamayı ortaya çıkaran ve gelişimini hızlandıran faktörler aşağıda yer almaktadır:
- Bilgi teknolojisinin ilerlemesi,
- Risk toplumu,
- Ekonomi, etkinlik, etkililik,
- Tüketici hakları,
- Araştırma ve mesleki uygulama arasındaki boşluk.
Kanıta Dayalı Uygulamanın Sosyal Hizmet Uygulamalarında Gelişimi
Kanıta dayalı uygulama sosyal hizmet mesleğinin kendisi kadar eskidir. Mary Richmond, sosyal hizmet uygulamasına ilişkin ele aldığı yazısında birey ve gruplarla sosyal refah alanında doğrudan uygulama yapmada bir rehber olarak araştırmaların kullanılmasının gerekliliğini vurgulamıştır. Buna rağmen araştırma temelli çalışmalara daha az ağırlık verilmiş, daha çok tecrübeli meslek elemanlarını içeren geleneksel kaynaklar ve danışman, süpervizyon gibi otoriteler kullanılmıştır.
Sosyal hizmet 20. yüzyılın başından itibaren kanıtlarla desteklenerek gelişen bir bilim dalı ve meslek olmuştur. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren genelde sosyal bilimlerde, özelde ise sosyal hizmette yalnızca insanların sosyal koşulları betimlenmemiş, aynı zamanda bu sosyal koşulları oluşturan faktörler neden sonuç ilişkileri içinde açıklanmaya başlamıştır.
Len Gibbs sosyal hizmette kanıta dayalı uygulamayı ilk ele alan yazarlardan biridir. Gibbs’e göre kanıta dayalı uygulamada öncelik müracaatçının yararını göz önüne almak ve yaşam boyu öğrenim sürecini benimsemektir.Aynı zamanda müracaatçının sorununun çözümüne yönelik en iyi kanıta ulaşmak için etkin ve objektif araştırmayı gerçekleştirmektir.
Kanıta dayalı sosyal hizmet, ihtiyaç içindekilerin refahı ile ilgili kararlarda, en güncel ve en iyi araştırma bulgularının özenli, açık, mantıklı ve sağduyulu bir şekilde kullanılması olarak tanımlanmıştır.
Sosyal hizmette kanıta dayalı uygulama 4 köşe taşı üzerinde kurulmuştur. Bunlar:
- Araştırma ve teori,
- Uygulamadan gelen bilgi ya da müracaatçıdan edinilen bilgi ve mesleki değerler,
- Uygulayıcının kişiliği/kişisel varsayımları, değerleri, eğilimi, dünya görüşü,
- Müracaatçının uygulama alanına getirdikleridir.
Sosyal Hizmette Kanıta Dayalı Uygulamanın Önemi
Kanıta dayalı uygulama son yıllarda sosyal hizmette yaygın olarak kullanılan bir terimdir. Kanıta dayalı uygulama, mesleğin kalitesini artırmak ve araştırmaya teşvik etmek açısından önemli bir paradigmadır. Sosyal hizmet uygulamalarında daha etkili kararlar verebilmek için kanıtın önemi üzerinde durulmaktadır. Soruna göre seçilen ve doğrudan kullanılan bilimsel yöntem ve teknikler, geçerli ve güvenilir sonuçlara ulaşma gücüne sahiptir.
Bununla birlikte uygulayıcının bireysel çaba ve beklentileriyle hizmet alan sistemine gösterdiği yakınlıktan ziyade, sistematik olarak kullandığı tekniklerin ve müdahaleyi oluşturan araçların etkili olduğunu kanıtlaması gereklidir. Bu nedenle araştırma bilgisine dayalı uygulamalar gerçekleştirmek için pek çok kaynağa başvurmak gerekmektedir.
Kanıta Dayalı Uygulamanın Aşamaları
Kanıtın sosyal hizmet müdahalesinde kullanımı, bir dizi aşamada gerçekleşmektedir. Kanıta dayalı uygulamanın beş aşaması şu şekildedir:
- Müracaatçıların ihtiyaçlarını cevaplanabilir sorulara dönüştürme,
- Önceden çerçevesi çizilmiş soruları vurgulamak amacıyla en iyi kanıtın en etkin şekilde literatürde taranması,
- Kanıtın değerlendirilmesi,
- Değerlendirmenin sonuçlarını uygulama kararlarına aktarma,
- Çıktıyı değerlendirme.
Kanıta Dayalı Uygulama Modeli
Kanıta dayalı uygulama sosyal hizmet uzmanının bireysel tecrübeleri, en iyi kanıt ve müracaatçının değer ve beklentileri olmak üzere üç sacayağı üzerine kurgulanmaktadır.
Kanıta dayalı uygulamanın aşamalarında belirtildiği gibi, kanıtlar her ne kadar çoğunlukla veri tabanlarında yer alan bilimsel yayınların sonuçları olarak görülse de, uygulama düzeylerine göre daha geniş bir perspektifle sınırlandırılmış; mikro, mezzo ve makro kanıtlar olarak ayrılmıştır.
Kanıta Dayalı Uygulamanın Unsurları
Kanıta dayalı uygulamanın üç unsuru kanıta dayalı analiz, kanıta dayalı müdahale, kanıta dayalı değerlendirmedir.
Kanıta Dayalı Uygulama İçin Gereken Beceriler
Kanıta dayalı uygulamada sosyal hizmet uzmanları, yalnızca elde edilen kanıta göre mesleki kararlar değil, aynı zamanda bilimsel bilgi, mesleki yargı ve müracaatçının kişisel tercihlerini içeren bir uygulama gerçekleştirmelidir. Bu nedenle, kanıta dayalı uygulama gerçekleştirmek için sosyal hizmet uzmanlarının aşağıda belirtilen birtakım becerilere sahip olması gerekmektedir.
- Ortaya çıkan bilgi ihtiyacını hissetme,
- Bu ihtiyacı cevaplanabilir sorulara dönüştürme,
- Bu soruları cevaplayan en iyi kanıtı bulma ve ona ulaşma,
- Elde edilen kanıtı uygulama sürecinde kullanma,
- Bilgi ihtiyacının karşılanıp karşılanmadığı ve müracaatçının en fazla yararı görüp görmediğine dair süreci değerlendirme.