Binalarda Kimyasal Etkenler

Kapalı ortamlardaki en önemli kirleticiler yapı malzemelerinde bulunan uçucu maddelerin oda sıcaklığında buharlaşması sonucunda ortamın havasına karışırlar.

Yapılarda kullanılan malzemeler ve kullanılan eşyaların yapısında ki kimyasal maddeler zamanla ortamda buharlaşarak insan sağlığına zarar verebilir.

Geçen yüzyılda inşaat sektörü doğal malzemelerin yerine aşağıdaki gibi tehlikeli maddeler kullanılmaya başlandı:doğal malzemelerin yerine sentetik, kimyasal katkılı malzemeler kullanılmaya başlanmıştır.

Doğal malzemelerin yerini daha ucuz ve daha kolay bulunabilir olan sentetik malzemeler alamaya başlayınca insan sağlığı bundan olumsuz olarak etkilenmiştir.

Yapı malzemelerinin yanı sıra eşyalarda kimyasal madde salınım kaynaklarındandır.

Kapalı ortamlarda duvarlar, zemin kaplamaları, halılar ve mobilyalar en önemli salınım yapan kimyasal madde kaynaklarıdır.

Kapalı ortam da bulunan organik maddeler; kimyasal yapılarına, fiziksel özelliklerine ve potansiyel sağlık etkilerine göre sınıflandırılmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından, organik esaslı kapalı ortam hava kirleticileri için yapılan ve yaygın olarak kullanılan sınıflandırmaya göre ise, organik bileşikler, kaynama noktalarına göre, VVOC, VOC, SVOC ve POM olarak dört grupta incelenmektedir.

Özelikle boyalar oldukça fazla miktarda uçucu madde içermektedir.

Ayrıca laminant parkelerde önemli bir hava kirleticisi olan formaldehitin ana salınım kaynaklarındandır.

Bu zaralı kimyasalların bazılarının zararları bilinirken bazıları henüz bilinmemektedir.

Bazı kimyasal maddeler solunumla, deri yoluyla vücuda girerken bazıları da sindirimle alınmaktadır.

Nano partiküller gibi yeni üretilen kimyasal henüz tam olarak sağlık açısından zararları tam olarak tespit edilememiştir.

Oda sıcaklığında buharlaşabilen bu ucucu organik maddeler insan vücuduna solunum, deri ve sindirim yoluyla girerek çeşitli hastalıklara neden olabilmektedir.

Yapılarda ve tesisatların yapımıda kullanılan kurşun, civa gibi ağır metallerde kirleticiler içinde yer almaktadır.

Kapalı alanlarda bulunan kirleticilerin bazılarının çok az bir miktarı bile zararlı olabilmektdir.

Uçucu kimyasal maddelerin sayısı oldukça fazladır.

En zararlı olanları, alkilfenoller, asbest, benzen, bisfenol A, kadmiyum, klorlu polietilen, klorobenzen, kloroflorokarbonlar, kloropren klorosülfonlanmış polietilen, formaldehit, halojenli alev geciktiriciler, heksavalent krom, kurşun, civa, çinko, perfluorinated bileşikler, poliklorlu bifeniller polivinil klorür, poliviniliden klorür, fitalatlar, kısa zincir klorlu parafinler ve son zamanlarda yaygın olarak kullanılan nanopartiküllerdir.

Karmaşık fizikokimyasal özelliklerinin yanı sıra farklı şekil nano partiküllerin büyüklüğü toksik etkilerinde önemli bir rol oynamaktadır. Bina teknolojisinde en sık uygulanan nano partiküller TiO2, Al2O3, Fe2O3 ve SiO2'dir.

Ancak, nano teknolojideki hızlı gelişmeden dolayı birçok yeni nano partikül üretilmektedir. Bunlarda yaygın bir şekilde katkı maddesi olarak kullanılmaktadır.

SiO2 partiküllerinin silikoz hastalığına sebep olduğu çok iyi bilinmesine rağmen nano boyuttaki SiO2 nano partiküllerinin neden olacağı sağlık problemleri bilinmemektedir. Nano teknoloji çok yeni olduğundan nano partiküllerin sebep olacağı zaralar zamanla tespit edilebilecektir. En yaygın kullanılan kimyasal madde PVC'dir. Özellikle bir zamanlar çok yaygın olarak kullanılan asbest, kanserojen olmasından dolayı kullanımı yasaklanmıştır

Uçucu organik bileşiklerin binalarda kontrol edilmesiyle ilgili olarak bütün dünyada mevzuat ve kontrol uygulamalrında ve emisyonlarının ölçülmesiyle ilgili yetersizlikler bulunmaktadır.